Bütün vadeler uzadı mevduat dışında
08 Şubat 2011

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Bülent Gedikli, geçen hafta içinde mevduat sahipleriyle ilgili bir açıklama yaptı. Epey ilgi toplayan bu açıklamada Gedikli, ‘Mevduat vadelerinin uzaması için’, mevduat sahiplerine, özellikle de yüksek miktarda parası olan 28 bin kişiye çağrıda bulundu. Bu çağrıdan bir sonuç çıkması, en azından kısa ve orta vade için mümkün görünmüyor. 28 bin kişinin, birden fazla hesabı olanlar da dikkate alındığında 30 binin üstündeki yatırımcının bir açıklama ile mevduatlarının vadesini değiştirmesi mümkün değil. Bunun için, o seçimin arkasındaki gerçeklerin değiştirilmesi gerekiyor.

Kredide vadeler geriledi

Ancak, Bülent Gedikli açıklamasında çok haklı... Türkiye, son 10 yılda ekonominin çeşitli cephelerinde/rakamlarında ciddi ilerlemeler sağladı. Hiçbir rakam ya da oran, 10 yıl öncesi gibi değil.

[[HAFTAYA]]

Örneğin, eskiden Türkiye’de bir ‘vade problemi’ vardı. Devletin iç ve dış borçlanmasında vadeler çok kısaydı. Birkaç aylık iç borçlanmaları hep birlikte yaşadık. Bunun iş dünyasına ve bankalara da etkisi vardı. Bayiler ve tedarikçilerle iş yapılırken, kısa dönem tercih edilirdi. Bankalar, işletme, KOBİ ve bireysel kredileri bu doğrultuda vadelendirdi. 2004 yılı ve sonrasına ait notlarıma baktığımda, ‘vadeyle ilgili’ şu gelişmeleri görüyorum: 2005 yılında KOBİ kredilerinde ortalama vade 3 aydı, 6 aya kadar çıkabiliyordu. 2 yıl sonra 12 aya kadar ulaşabildi.

- Kredi kartlarında taksitlendirme 2-3 ayı geçmiyordu. Şimdi 36 aya kadar taksit yapan kredi kartları var.

- 1998 yılının Ocak-Nisan döneminde iç borçlanmada ortalama vade 197 gün, yani 6.6 ay idi. Bu rakam 2009’da 34.3 aya, 2010’da ise 44.1 aya ulaştı.

Dış borçlarda ortalama vade 2002 yılında 9.4 aydı, 2010 yılı sonunda 44.1 aya ulaştı. 2011 için hedef ise 59.4 ay olarak belirlendi. Eurobond ihracında ortalama vade aynı dönemde dolarda 7 aydan 20.6 aya, Euro’da ise 5 aydan 12.2 aya çıktı.

Mevduat tersine gidiyor

Bütün vadelerde bu kadar olumlu gelişme yaşanırken, sadece mevduatta tersine bir gidiş var. Ekonomideki iyi gidişe rağmen ortalama mevduat süresi son 5 yılda artış gösterdi. 5-6 yıl öncesinde ortalama 70 gün olan mevduat süresi, 2010 sonunda 51’e kadar geriledi. Faizlerin düştüğü, her türlü vadenin kısaldığı bir ortamda bu, bankaların aktif/pasif dengesini de bozuyor. Kısa vadeyle aldığı parayı, daha uzun vadeyle kullanmak zorunda kalıyor. Bu konuyu konuştuğum bir bankanın genel müdürü, çözümün kısa sürede mümkün olmadığının altını çiziyor. Onun dikkat çektiği birkaç nokta var:

1. Bankalar vadenin düşük olmasına prim veriyor, yarış nedeniyle faizi düşürmüyor.

2. Şu anda vadeyi uzatmaya çok büyük bir ihtiyaç duymuyor. Belki 2011 ve sonrasında zorunlu kalacak.

3. Tasarruf sahipleri kısa vadeyi, ‘Ne olur olmaz’ diye tercih ediyor.

4. Şu andaki oranlarla bakıldığında uzun vadenin cazibesi yok. Bankaların özendirmesi gerekiyor.

Ücret düşüşleri nasıl yansır?

Kibar Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kibar ile sohbet ederken, çok fazla öne çıkmayan ancak Türkiye’yi yakından ilgilendiren önemli bir gelişmeye dikkat çekti. Avrupa’daki kriz nedeniyle bazı ülkelerde, özellikle de Yunanistan gibi çalışan haklarının fazlasıyla korunduğu ülkelerde ‘ücretlerde düşüş’ yapıldığını söyledi. Bu düşüş, bazı ülkelerde yüzde 15-20’ye kadar ulaşmış. Kibar’a göre, ‘gönüllü ücret düşüşü’, birkaç şekilde Türkiye’yi etkileyebilir:

1. O ülkelerdeki sanayicilere, maliyet avantajı sağlayacak. Üretimin maliyeti, örneğin Yunanistan’da yüzde 15-20 daha düşük olacak, ihracatçılar için rekabet dezavantajı yaratacak.

2. Ücretteki düşüş alım gücünü etkilediği için, bu ülkelerdeki tüketim düşebilecek.

3. Turizm sektörüne de etkisi olabilecek. Ücreti düşen Avrupalıların bir bölümü 2011’de tatil planını erteleyebilecek.

Ağaoğlu daha yeni başlamış!

Anadolu Markaları projesi kapsamında düzenlediğimiz konferansa Ağaoğlu Grubu’nun patronu Ali Ağaoğlu’nu davet ettik. Konferans sonrası hızla Londra’ya, oradaki kule projesi için bakanları ziyarete gideceği için, özel uçakla seyahat ettik. 1 saat 20 dakikalık yolculuk boyunca epey sohbet ettik. Uçağın kapıları açılınca, Kahramanmaraş’taki ilginç maceramız da başladı. İlgi, daha uçağın kapısında kendini göstermişti. İşadamları, Ağaoğlu’na büyük ilgi gösterdiler. Hemen sonrasında gittiğimiz yemekte o ilgi artarak devam etti.

‘İlk işimi 13 yaşında yaptım’

Konferansın başlaması, Ağaoğlu’na yönelik ilgi nedeniyle gecikti. Çok sayıda işadamı ve girişimci, elini sıkmak, fotoğraf çektirmek için yarıştı. Tıpkı konferans sonrası olduğu gibi... Pilotun bize verdiği saatten ancak 30 dakika sonra uçağa binebildik. Ali Ağaoğlu’nun konuşması da büyük ilgi çekti, çok sayıda soru aldı. Bu konuşmadan ve uçaktaki sohbetten bazı satır başlarına sizin de dikkatinizi çekmek isterim: İlk işim, 13 yaşında, okuduğum Moran Koleji’nin tenis ve basketbol kortlarını ihaleye girip almam oldu. Teneffüslerde işin başında durdum. Babamın, ‘Parayı başının üstünde taşırsan ezilirsin, ayağının altına alırsan yükselirsin’ sözünü hiç unutmadım. Ağaoğlu ve My markalarını önce Uludağ’daki otelde kullandım. Orada başarılı olunca, ‘Otel ile konut aynı özelliklere sahip’ diyerek 1998’de ‘MyCity’ konseptini başlattım.

‘25 yıl sonrası için arazi’

Grup olarak yatay değil, ‘dikey’ büyümeyi tercih ettik. Hep birbirine bağlı sektörlere girdim. Sitelerimin önemli bölümünü 25 yıl önce geleceği görerek aldığım arazilerin üstüne yaptım. Şimdi de 25 yıl sonrası için arazi bakıyorum. Şimdiye kadar 30 bin konut yaptım. Şu anda 11 bin 700 konutun inşaatını yürütüyorum. Bunun 5 binini yıl içinde teslim edeceğim. Yıl içinde 10 bin konut daha başlıyor. Bana, ‘Ne kadar büyüyeceksiniz?’ diye soruyorlar. Ben de ‘Daha projelere başlamadık ki! Henüz başlama çizgisindeyiz’ yanıtını veriyorum.