Bu besinler stresi önlüyor

Yapılan bir araştırmaya göre stresi yenmek için daha pozitif etki gösteren besinler şöyle sıralanıyor:

Bu besinler stresi önlüyor

Vitamin C

C vitamini, stresli durumlarda ani fizyolojik reaksiyonlarınızın rahatlamasına yardımcı olabilir. C vitaminini narenciye grubu meyveler greyfurt, limon ve kivide oldukça fazla bulunur. Stresli dönemlerinizde ana veya ara öğünlerinize narencilerden ekleyebilirsiniz. Mandalina, portakal, greyfurt C vitamini açısından zengindir. Salatalarınıza bol limon sıkmak limonata veya limonlu ıhlamur içmek de günlük beslenmenize C vitamini katkısında bulunur.

Tam tahıllı karbonhidratlar

Bütün karbonhidratlar geçici olarak serotonin hormonuyla 'iyi hissetme' hali seviyesini yükseltirler, ancak 'konfor gıdası' denilen besinlerin birçoğu çörekler, patates kızartması, kekler, kremalı pastaları düşündüğümüzde çok da faydalı besinler olmadığını biliyoruz. Böyle dönemlerde beyaz un, yağ ve şeker içeren bu seçimler yerine yine karbonhidrat içeren ama beyazlaştırılmamış ve yağı az seçimler tercih edilebilir. Tam buğday makarnası, yağsız patlamış mısır, taze meyve gibi.

Bir fincan sıcak çay

Yeşil, siyah ve beyaz çaylar kahveye göre daha az kafein içerirler, ancak aynı sıcak rahatlığı sunarlar. Bu çaylar aynı zamanda flavonoidlerle kaplı, kan damarlarının rahatlaması ve tansiyonu düşürmesine yardımcı olan doğal antioksidanları da içerir.

Koyu yeşil sebzeler

Brokoli, kara lahana, ıspanak ve lahana B vitamini açısından zengin besinlerdir. Bunlar aynı zamanda kaygıyla baş etmenize de yardımcıdır. Araştırmalar, bu vitaminlerin düşük seviyelerde olduğu insanların, normal seviyede olan insanlara nazaran daha çok depresif özellikler gösterdiğini bulmuştur. B vitaminleri stresle baş etmede önemlidir.

Ceviz, fındık 

Bu besinler hem faydalı yağları hem de serotonin hormonunun salgılamasında önemli role sahip olan magnezyum mineralini de içerir. Badem ve ceviz özellikle magnezyum açısından zengindir. Ayrıca tokluk sağlayan protein de içerir. * Trans yağları damarları sertleştiriyor. Trans yağların damar sağlığını bozduğunu biliyoruz. Bu konuda Nutritional Biochemistry dergisinde yayımlanan yeni bir araştırmada bir kez daha altı çiziliyor. Bu araştırmada da yüksek orandaki trans yağların hücrelerin büyüme ve farklılaşmasını kontrol eden anahtar proteinlerin aktifliğini azaltarak damar sertliğine neden olduğu bulunmuştur. Bu protein, dönüştürücü büyüme faktörü (TGF) olarak da bilinir, bağışıklık ve kalp krizi, diyabet ve kanser oluşumunda önemli role sahiptir.

Trans yağ riski

Trans yağlar süt ürünleri ve etlerde doğal olarak az miktarda bulunmasına rağmen, büyük çoğunluğunun bitkisel sıvı yağlarının kısmen hidrojenlenme sürecinde açığa çıktığı bilinmektedir. Ancak teknolojideki gelişmeler trans yağ içermeyen margarinler yapılmasına da imkan veriyor. Bilimsel çalışmalar gösteriyor ki, trans yağlar LDL (kötü) kolesterol seviyesini artırırken, HDL (iyi) kolesterolü de azaltıyor. Bu da iltihabın endotel bozukluğuna yol açmasına sebep olabilir. Bu da kalp hastalıklarına sebep olabilecek diğer faktörleri etkilemesine yol açar. Besin etiketinde kısmen hidrojenlenmiş yağlar yer alıyorsa, bu o yiyeceğin trans yağı içerdiğini gösteriyor. Amerikan Kalp Vakfı’na göre, trans yağ tüketimimizin toplam kalori alımının yüzde 1’i aşmaması gerekiyor. Bu konuda daha duyarlı ve farkındalığı artıracak bilgilendirmelere ihtiyacımız var.

2