Yandex.Metrica

Yeni Yazısı > Biz ettik, siz etmeyin - 17.12.2009

Biz ettik, siz etmeyin
17 Aralık 2009

Hukuk elimizi kolumuzu bağladı, üzülerek DTP’yi kapattık! Anayasa Mahkemesi, AK Parti için yaptığına benzeyen bir içtihatla ortaya çıkmak istemedi veya yapamadı. DTP’nin tepkisini ben doğru buluyorum.

“Bizi içinize sindiremediniz, yerden yere vurdunuz, o zaman bizim bu Meclis’te yerimiz yok” dediler ve hepimizi PKK ile baş başa bırakıp çekilme kararı aldılar.

Şimdi bir telaştır gidiyor.

İktidar partisi, bir ara seçim korkusu nedeniyle “DTP’lilerin istifalarını kabul etmeyiz” diyor. Muhalefet de tüm afra tafrasına rağmen, hiç mi hiç ara seçim meraklısı değil. Onlar da DTP’lilerin istifalarına karşılar.

Bütün bunların yanı sıra bir de sokak olayları başlayınca, bu defa toplum da panikledi. Aydınlar, köşe yazarları, sivil toplum örgütleri çağrı üstüne çağrı yayınlar oldular.

Neredeyse, Ahmet Türk’ün elerine yapışıp “Biz ettik, siz eylemeyin” diye yalvaracağız. Siz DTP’lilerin yerinde olsanız, “Aklınız neredeydi?” diye sormaz mıydınız? Ayrıca, bu insanlara da haksızlık ediyoruz. Kendi hatalarımızın şimdi farkına varıyoruz ve tekrar ince ayar yapmak için DTP’lilerden özveri istiyoruz.

Bütün bu eleştirilerime rağmen, ben de çaresizlik içinde aynı çağırıya katılıyorum. Ahmet Türk ve arkadaşları sahayı, karşılıklı militanlara, kan dökmek isteyenlere bırakmamalılar.

Evet, biz yaptık siz yapmayın. DTP’nin bırakacağı boşluk, öyle kolay kolay doldurulamaz. Göreceğiz, birlikte yaşayacağız ve devreye sokulacak olan yeni siyasi parti, DTP’yi mumla aramamıza neden olacak.

DTP, beğenmediğimiz görüşlerle ortaya çıkıyordu. Tepki gösterdiğimiz konuşmalar yapıyordu.

Ancak, silah atmıyor, silah kuşanmıyor, sadece görüşleriyle bizi rahatsız ediyordu. Artık buna alışmak, fikirleri hoşgörüyle tartışmayı öğrenmek zorundayız.

Artık, DTP’nin bu açılımda yine de en “konuşabilinir” muhatap olduğunu kabul edelim.

Yapmayın, kıymayın bu ülkeye...

Son günlerde gazetelere ve TV ekranlarına yansıyan görüntüler tüylerinizi diken diken ediyordur herhalde. Elindeki silahla kendi adaletini sağlamak, kendi anlayışına göre bir güvenlik kuşağı oluşturmak isteyenlerin sayıları artıyor. Kiminin tepesi atıyor...

Kimi tahriklere kapılıveriyor...

Bazıları malını korumak için kendini sokağa atıyor... İşte asıl tehlike de bu... Güvenlik güçlerinin yapması gerekenleri, vatandaşların üstlenmeye başlaması. Orada bir sürtüşme, burada yaralanan biri, ötede hayatını kaybeden bir başkası. Bu, öylesine sinsice işleyen bir çarktır ki, ilk başlarda “Aman canım o kadar da abartmayın. Birkaç yerdeki olayları genelleştirmeyin” dersiniz ve kendinizi de inandırırsınız. Ardından, bir bakarsınız müthiş bir patlama ve ölü sayısı artmış. O zaman civarda kim kimi bulursa kovalamaya başlar.

Bu tip olaylar salgın hastalığa benzer. Hiç tahmin etmediğiniz yerlerde başlar ve ardından başka yörelere sıçrar.

Hele bu gidişi tahrik etmek isteyenler varsa...

Hele kafasındaki senaryoyu uygulamak için yangına körükle gidenler varsa...

İşin önünü alamayız. PKK yıllardan beri vuruyor. PKK yandaşları yıllardır sokaklarda gösteri yapıyor. Ancak şimdiye kadar, ufak tefek olayın dışında bir Türk-Kürt sürtüşmesinden söz edilmezdi.

İlk defa bu durumun değişmeye başladığı izlenimini veren gelişmeler yaşıyoruz. İlk defa korkmaya başladım.

Suçlu filan da aramak istemiyorum. Zira geldiğimiz durumdan tek bir kesimi sorumlu tutamayız. Hepimiz suçluyuz.

En başta sorumlu kimdir, derseniz gayet tabii karşınıza PKK çıkar. Bugüne gelindiyse, PKK’nın tahrikleri büyük rol oynadı ve oynamaya da devam ediyor. Ancak, PKK’ya tepki göstereceğim diyerek taraftarlarını kışkırtanlar da var. Vatan sevgisi, vatanı koruma adına PKK’lı avına çıkanlarımız da var. Onlar da sorumlu. Ne yazık ki, bütün bu olaylar bir kartopu gibi büyüyor.

Kimi hedefine ulaşabilmek, kimi samimiyetle vatanını korumak, diğeri oy kazanabilmek için kabarıyor. Yavaş yavaş bir canavar yaratılıyor. Ancak, o canavarın bir süre sonra sahibini de yiyecek noktaya geleceğini kimse hesaplamıyor.

Bu ortamı hemen değiştirmek, gelişmelerin önünü almak için, iktidarıyla muhalefetiyle, güvenlik güçleri ve istihbarat servisleriyle devletin derhal harekete geçmesi gerekiyor. Alarm zilleri çalıyor.

Bugün artık siyaset günü değil.

Bugün artık, yangın yaygınlaşmadan söndürme günü. Yaşananlar bölücü güçlerin, özellikle de PKK’nın işine gelebilir. Ancak, Kürt kökenli vatandaşların ve Türk halkının hiçbir şekilde işine gelemez. Hepimiz yanarız.