Yeni Yazısı > Biraz düşünün lütfen!.. - 01.02.2011

Biraz düşünün lütfen!..
01 Şubat 2011

Fatih Altaylı, Habertürk’te şöyle yazdı: “Önceki akşam gazeteden çıktım, yoldayım... Ali Fuat Yılmazer aradı. İstanbul’un İstihbarattan Sorumlu Emniyet Müdür Yardımcısı. Cuma günü yazdığım yazı ile ilgili bilgi vermek için aramış. Hüseyin Çapkın‘ın ‘Arayıp bilgilendirin’ demesi üzerine... Hatırlayacaksınız, bir teğmenin telefonuna Hizbuttahrir örgütü üyelerinin telefonları, Emniyet’teyken eklenmiş ve mahkeme bunu bilirkişiye tespit ettirmişti. Ben de buna değinmiş ve ‘Eğer bu doğruysa masum vatandaşlar tehlike altındadır.

[[HAFTAYA]]

Evinizde otururken, hatta uyurken terör örgütleriyle bağlantılı hale getirilebilirsiniz. Bu, en üst seviyede araştırılmalıdır’ demiştim. Söz konusu soruşturma, iki ayrı birim tarafından yapılmış. Teğmenin, Ergenekon bağlantısını Organize Suçlar, Hizbuttahrir yönünü ise Terörle Mücadele araştırmış. Yılmazer bunun bir karışıklık yaratmış olabileceğini söyledikten sonra sistemi anlattı. ‘Biz şüpheliler üzerinde ele geçirilen telefonlara dokunmayız. Bunları bilgisayara bağlar ve bütün bilgilerini aktarırız. Bir anlamda telefonun fotoğrafını çekeriz’ dedi. Yılmazer’e göre hata burada oluşmuş olabilir. ‘Aktarırken farklı dosyalar üst üste yazılmış olmalı. İki farklı telefonun kaydı birlikte görünür olmuş. İnsan hatası diye düşünüyoruz’ dedi.”

 

Bildiğimiz kadarıyla Ergenekon soruşturması Özel Yetkili Savcılık tarafından İstanbul Terörle Mücadele (TEM) eliyle yürütülüyor. Ama adı geçen teğmenin cep telefonunun açılıp numaraların ‘hatalı yüklenmesi’ işlemini Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele (KOM) yapmış. Hadi diyelim, teknik altyapı KOM’da var. O zaman İstanbul Emniyet Müdürü Hüseyin Çapkın, Fatih Altaylı’yı ‘bilgilendirmesi’ için neden TEM’den ya da KOM’dan sorumlu İstanbul Emniyet Müdür Yardımcısı’na değil de İstihbarattan Sorumlu İstanbul Emniyet Müdür Yardımcısı Ali Fuat Yılmazer’e “Arayın bilgilendirin” talimatı veriyor. Lütfen bu sorunun yanıtını iyice düşünün. Üstünde biraz düşününce ne demek isteğimi hemen anlayacaksınız. Eminim.

Teşekkürler Cumhurbaşkanı Gül

Cumhurbaşkanı Gül Hrant Dink’in öldürülmesinde Trabzon’daki Büyük Birlik Partisi Alperen Ocakları’nın rolü biliniyor. Öyle ki; Ogün Samast’ı, Hrant Dink’i öldürmeye azmettiren Trabzon Emniyeti’nin ajanı Erhan Tuncel, BBP’li reislerden. Diğer azmettrici Yasin Hayal de BBP’li. Onların arkasındaki bazı isimler de aynı partiden. 25 Mart 2009’da bir helikopter kazasında ölen BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu ile Hrant Dink’in yolu, Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kurulu’nda (DDK) kesişti! İşin tuhafı; eğer DDK, Muhsin Yazıcıoğlu’nun öldüğü helikopter kazasıyla ilgili inceleme yapıp rapor yazmasaydı, Hrant Dink için harekete geçemeyecekti.

Yani Dink için DDK’nın harekete geçmesini biraz da Yazıcıoğlu raporuna borçluyuz. Çünkü devlet nedense Hrant Dink’in şahsı için böyle bir incelemeyi 4 yıldan beri başlatmayı başaramadı. Geçen hafta bu köşede “Sayın Cumhurbaşkanı, bir helikopter kazasında ölen Muhsin Yazıcoğlu bu vatanın evladı da Hrant Dink değil mi? Neden DDK Hrant Dink cinayetini de incelemiyor?” diye yazmıştım. Cumhurbaşkanı Gül’ün emriyle DDK, Hrant Dink cinayetini incelemek için harekete geçti. Devlet, üzerini örttüğü Dink cinayetini araştıracak. Çok büyük gelişme... Önemli bir adım... Bu yazıyı, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e, attığı ‘cesur adım’ nedeniyle şükranlarımı bildirmek için yazdım. Dilerim, DDK’nın raporu Türkiye için ‘yüzkarası’ olan bu cinayetin işlenmesine göz yuman polis, asker, MİT’çilerin yargı önüne çıkıp cezalarını çekmelerini sağlar. İşte o zaman Gül, adını dünya tarihine altın harflerle yazdırır.