Bir köpeğin gözünden soykırım

Geçtiğimiz günlerde sessiz sedasız bir kitap basıldı Türkiye'de: Koreş.İsrailli bir fotoğrafçı olan Asher Kravitz tarafından yazılmış

Bir köpeğin gözünden soykırım

Yazı: Yasemin Yurtman

Kravitz, Yahudi bir ailenin evinde dünyaya gelen özel bir köpeğin, Koreş’in ağzından anlatıyor Nazi Almanya’sında Yahudilerin yaşadığı acıları...

1935 yılında, Almanya’da, Yahudi bir ailenin evinde Kafkas çoban köpeği olarak dünyaya gelen ve hayatı boyunca sahibinden ismine kadar pek çok değişiklik yaşayan Koreş’in hem mutlu hem zorlu geçen günlerini anlattığı hikâyesi, kitapçıların raflarında. Hayır, yanlış okumadınız. Koreş, bir köpeğin ve onun ağzından anlatılan bir kitabın adı. Yapıtta, hayata ve soykırıma dair birçok sorunun yanıtını bulmak mümkün. Aynı zamanda sevgiye, korkuya, huzura ama zulme de tanıklık ediyorsunuz.

Kitabı, bir köpeğin ağzından ve bakış açısından aktaran yazar ise İsrailli fizikçi-pilot-eğitmen ve vahşi hayvan fotoğrafçısı Asher Kravitz. Düşündüren ve zaman zaman acı duymanızı sağlayan kitabın 43 yaşındaki yazarı, İsrail-Kudüs’te yaşıyor. Yazmaya 12 yıl önce başlayan Kravitz’in beş romanı, bir çocuk kitabı, bir bulmaca, bir de popüler bilim kitabı var. Kendisi, aynı zamanda, İsrail Açıköğretim Üniversitesi ve Kudüs Mühendislik Fakültesi’nde matematik-fizik dersleri veriyor. Hatta zaman zaman Kudüs’teki özel bir lisede, üstün zekalı çocuklara yaratıcı yazmayı ve problem çözmeyi öğretiyor.

“Ölümün kokusunu en iyi köpek bilir”

Nazi Almanyası’nda bir köpeğin ağzından yaşananlara ışık tutma fikri, Kravitz’e, edebi açıdan pratikte imkansız olabilecek pek çok avantaj sağlamış. Köpek Koreş, kitapta farklı farkındalık seviyelerinde hareket ediyor. Bazen fevkalade saf olabiliyor, bir köpek gibi “düşünüyor.” Başka zamanlarda insanlarla kıyaslanamayacak kadar hassas. Ve kimi zaman metafizik mesajlar bile alabilen bir köpek... Zaten kitabın temalarından biri de ‘kimin insan, kimin hayvan olduğu’ sorusu. Öyle ki Koreş, sıklıkla, kitaptaki en ‘insan’ karakter...Asher Kravitz kitabı kaleme alırken yaşadığı avantajları şöyle anlatıyor: “Köpek, bir zaman diliminde Yahudi evinin parçası, başka bir zaman diliminde Nazi savaş makinesinin dişlisi olabilir. İçerden iki tarafa da tanıklık edebilir. Bu arada unutmayalım ki ölümün ve korkunun kokusunu kimse bir köpekten daha iyi bilemez.”

Toplama kampının tanığı

Asher Kravitz’in bir köpeğin bakış açısını tercih etmesinin üç temel nedeni var. Yazar, nedenleri şöyle anlatıyor: “Lise yıllarımdan beri merak ederim: Pek çok eziyete kurban edilen Yahudilerin neden köpek sahibi olması da yasaklanmıştı. Bu, ilk nedendi. İkinci neden, Nazilerin restoran ve kafe kapılarına ‘Yahudiler ve köpekler giremez’ yazılı tabelalar asarak yarattığı yerleşik ilişki... Böyle bir taleba gördüklerinde Yahudilerin ne düşündüğünü herkes hayal edebilir. Ama acaba köpekler ne düşünüyordu?.. Üçüncü ve en önemli neden ise; yıllar önce çok yaşlı bir Yahudinin bana hayat hikayesini anlatmış olması.” Yazarın sohbet ettiği adam, Nazilerin oluşturduğu en ünlü toplama kamplarından biri olan Aushwitz’den sağ çıkmış. Kampta kaldığı sürede de köpek bakıcısı ve eğitimcisi olarak görevlendirilmiş. Yaşlı adam, Asher Kravitz’e kamptaki bekçi köpeklerinin Nazilere anormal davranışlar sergilediğini anlatmış.

Kitabını Wawa’ya adadı

Kravitz Köpek Koreş’in özel durumundan faydalanarak Almanya’da, soykırımla ve öncesindeki dönemle ilgili bilinenler konusunda hata yapmamak için elimden gelen çabayı gösterdim. Lisedeyken soykırım benim için büyük merak konusuydu. Ayrıca çok hassas davranış özelliklerini öğrenmek amacıyla 15 yıldır köpeklerimi çok dikkatli gözlemledim” diyor. Şu anda iki köpeği, birkaç kedisi ve bir kuzgunu olan Kravitz’e göre köpekler, insanların sandığından daha zeki. Yazar, kitabını, 10 yılını paylaştığı, artık hayatta olmayan köpeği Wawa’ya adamış. Eserinin beğenilmesinin kendisini mutlu ettiğini saklamıyor. Ve ekliyor; “‘Soykırım’la ilgili başka bir kitap daha’ veya ‘Nazi zulmünün gerçek boyutunu yansıtmayan kitap’ gibi olumsuz tepkiler de aldım elbette. Ama bu eleştirinin ciddi olduğunu düşünmüyorum. Koreş, ‘insan olmak’ ve ‘sadık olmak’ üzerine bir hikâye.”

( 23.06.2012 tarihli Cumartesi Postası'ndan alınmıştır )