Yeni Yazısı > Bir günlük beylik - 20.12.2009

Bir günlük beylik
20 Aralık 2009

Dubai’de neler olup bittiğini galiba bir ben
bilmiyormuşum! Alışveriş merkezinin içine kayak
pisti yapmışlar, suni kar yağdırıp bayağı kayıyorlar
diyorum, ooo, ta ne zamandan beri diyorlar!
Çölün içine suni nehirler yapmışlar, balıkçı
kasabası Venedik’e dönmüş diyorum, aralarda
çok özel, romantik lokantalar var, orada da
yediniz mi diyorlar! Dünyanın en uzun gökdeleni
Dubai’de yapılıyormuş, tam 162 katmış diyorum,
meğer en üst katta Zeynep Fadıllıoğlu mescit
yapıyormuş! İçki su gibi akıyor, eğlencenin bini
bir para diyorum, evet ama kumsalda öpüşen bir
çifti cezalandırdılar diyorlar. Ne anlatayım ben
şimdi size Dubai’den? Petrolü bittiği için kendini
turizme vurduğunu, finans ve eğlence merkezi
olduğu için en çok yabancı nüfus barındırdığını ve
en rahat Müslüman ülke olduğunu mu? Hatta
diyebilirim ki Türkiye’deki kadınlar Dubai
Emirliği
’ndeki kadınlara kıyasla çok daha kapalı,
bizdeki başı örtülü kadın oranı oradakinin üç
misli! Yeterince meraklandınız mı? Dubai size
Çeşme Sheraton kadar yakın: bahara kadar,
bahar kadar ılık Çeşme Sheraton’da bir hafta
konaklayanlara Dubai Sheraton’da 3 gece
4 gün oda kahvaltı konaklama ve Emirates
hava yolları ile gidiş dönüş bileti hediye! Çeşme
Sheraton
’da yarım pansiyon bir hafta konaklama
spa keyfi dahil bin lira. İnanmıyorsanız, otele
sorun? Aslında olmayacak şey değil, her şey,
boşlukları doldurmak, fırsatları değerlendirmek ve
ilişkilere bağlı. Çeşme Sheraton’un yaratıcı fikirli
sahiplerinden İskender Dilek ve Basın ve
Halkla İlişkiler Müdürü arkadaşımız Cihangir
Canıyılmaz
’ın enerjisi birleşince ortaya böyle
keyifli bir fırsat çıkıyor. Bugüne kadar Çeşme’de
konaklayan misafirlerine Roma, Viyana, Prag,
Milano, Salzburg
gibi şehirlerde konaklama
hediye eden Sheraton Çeşme’nin son
promosyonu Dubai’den yılbaşı programına
katılanlar da yararlanacak, hem de yılbaşı tatilini
ikiye bölebilerek!

Krallar gibi gezdik!
Hadi şimdi biraz da gezimizi anlatalım: Neşeli
kızlar ağırlıklı grubumuz, keyif yapmaya
Emirates havayollarıyla Dubai’ye uçarken
başlıyor. Havaalanında Fly Ekspres’ten
Emrah Gülşan bizi karşılıyor ve deniz
kenarında bir eğlence merkezinin içindeki
otelimize götürüyor. Sabahın üçü, eğlence yerleri
yeni kapanmış. Birbirinden dekolte kıyafetleri
içinde kafaları kıyak genç kızlar ve erkek
arkadaşları, önümüzden resmi geçit yaparak
dağılıyor. Hepimizin ağzı beş karış açık,
bakıyoruz, biz nereye geldik? Kızları alıyor bir
telaş. Bunlar böyle giyiniyorsa biz ne giyeceğiz?


Banyoda metal aksesuar altın kaplama.

Ertesi gün yağmurlu bir havada şehir turu, hani
burada sıcaktan bayılacak, denize girecektik?
Çok büyük bir alışveriş merkezine gidiyor, kayak
yapan insanları seyrederek yemek yiyoruz.
Sürekli şaşırma halindeyiz! Biraz alışveriş yapalım
diyoruz, her şey çok pahalı. Çünkü her şey
marka! Her şey lüks. Hani alışveriş çok ucuzdu?
Denizin içindeki palmiye adalarına gidip lüks
binalara, otellere bakıyoruz. Madem çöl, biz de
denize inşaat yaparız demişler! Bizim kızlar, tarihi
bir yerler yok mu, alışveriş merkezi değil, müze
gezelim diyor ama çölde tarih ne gezer, buyurun
cam kulelere, lüks inşaatlara diyoruz.
Bu arada görebildiğimiz bir iki camiinin
çok zarif mimarileri olduğunu da hatırlatmalıyım!

Otel değil saray
Gezimizin en klas yanı sevgili Cihangir’in
müthiş telefon trafiği sayesinde sağladığı
dünyanın en lüks oteli Burj El Arabi’de
konaklama faslımız. On yılını dolduran otelde
böyle bir ağırlama ilk kez oluyormuş! Uzaktan
bakıldığında denizde pupa yelken giden bir
tekneyi andıran otelin bütün odaları süit. Bizi gül
suları ve lokumlarla karşılayıp odalarımıza
çıkarıyorlar. Oda öyle büyük ki ben otelin bir
bölümüne geldik sanıp dolaşmaya devam
ediyorum. Meğer orada tek başına kalacakmışım!
İki katlı, salon salamanje suitimden o kadar
memnun kalıyorum ki geziye meziye gitmiyor,
bütün vaktimi otelde keyif yaparak geçiriyorum.
Otelin müdiresi eşi Türk olan çok hoş bir
Fransız hanım
. Ekibi içinde bizden Zeynep
Peker
dahil her milletten insan var. Zaten
Dubai’de zor olan Dubailiye rastlamak. Otelin
diğer odalarını gezdikçe dönüşte evlerimize nasıl
alışacağız diye alıyor mu hepimizi bir düşünce.
Sadece lüks ve ihtişam değil, asıl konfor
düşünülmüş. Bir otel odası değil, ihtiyacınız olan
her şeyi karşılayan bir masal dünyası! Yok yok,
kapıda bekleyen uşağınıza kadar. Tabii
kullanmaya alışık olmayınca benimki keyfe keder
bekliyor. Kahvemi bile kendim yapıyorum,
halbuki çağırın, banyonuzu hazırlayayım bile demiş.
Yaşamasını bilmek lazım, alışık olmayınca olmuyor!