Yandex.Metrica

Yeni Yazısı > Bir babanın mutluluğu - 03.04.2011

Bir babanın mutluluğu
03 Nisan 2011

Aşağıda gördüğünüz resimdeki bir baba. Benim babam. Tarih: 18 Şubat 2011 Yer: Almanya-Frankfurt Anakent Belediye Başkanlığı Binası, İmparatorlar Salonu. Federal Almanya tarafından şahsıma verilen Devlet Liyakat Nişanı töreninde çekilmiş bir fotoğraf. Yüzündeki mutluluğu dikkatlerinize sunarım.

 Ellerini öptüm

İçişleri Bakanı Boris Rhein, Şehir Meclisi Başkanı Frank’ın yaptığı konuşmalardan sonra kürsüye geldim ve sözlerime şöyle başladım: “Şu anda karşınızda duruyorsam, bunun ilk adımını, bundan 50 sene önce beni Almanca eğitim veren İstanbul Erkek Lisesi’ne neredeyse zorla göndererek, Almanlarla, Türklerin tarihten gelen ilişkilerinin ileriki yıllarda daha çok birlikte çalışmayı gerektireceğini, bunun için öncelikle zor bir dil olan Almanca’yı, Alman öğretmenlerin yönetiminde öğrenmem gerektiğini söyleyen babam atmıştı.

Şimdi aranızda bulunuyor. İzninizle kendisine Türk örf ve adetlerine göre teşekkür etmek istiyorum.” Kürsüden inerek yanına gittim, elini öpüp başıma koydum. O da resimde gördüğünüz gibi benim boynuma sarıldı. Alman davetliler böyle bir teşekkür tarzını ilk defa gördükleri için hem şaşırmışlar hem de çok duygulanmışlardı.

[[HAFTAYA]]

Geçici dünya

Hepimizin sonunda gideceği yer belli. Allahım bana, babama bu mutluluğu yaşatma fırsatını tanıdı. Türkiye’de bankacılığın duayenlerinden sayılan Cahit Kocaömer, bir yandan 22 yıl yürüyüp, oturamayan bir evlatla yaşarken, diğer taraftan da memur yardımcısı olarak girdiği Türkiye İş Bankası’nda genel müdürlüğe kadar yükseldi. Sağduyu sahibi, dürüst, bankacılık camiasında her zaman sevilen bir isim oldu.

İş Bankalılar

1964 yılında insanların korkudan yüksek sesle bile konuşamadıkları dönemde, Türkiye İş Bankası’nda her türlü riski göze alarak 4-5 arkadaşı ile birlikte TİBAŞ Sendikası’nı kurdu. Bugün İş Bankası’ndan emekli olanlar, diğer kurumların emeklilerine göre çok daha iyi koşullarda yaşıyorlarsa, bunu İş Bankası Emekli Sandığı’nın daha sonraki kritik dönemlerde kapatılma tehlikesine karşı ikinci sandığın kurulmasına borçludurlar. Babam, alçakgönüllü, insancıl ama sözünü esirgemeyen biri olarak tanındı.

Çekemeyenler

Çekemeyenler olmadı mı? Tabii oldu. Hâlâ yok mu? Tabii var. Ama bu, ülkemizin yazılı olmayan kurallarından biri. Kendileri hasbelkader geldikleri mevkilerde tutunmaya çalışan, hangi kurumdan olursa olsun, insanlar örnek alınması gerekenleri her yerde kıskanır. Bu Cahit Kocaömer için de böyle olmuştur. Ama onun olaylara insanca yaklaşımı, kararlılığı büyük kitleler tarafından sevilmesini sağlamıştır. Önümüzdeki hafta bugünlerde 88 yaşına basacak. Yakın gelecekte İş Bankası’nın 1960’dan sonrasındaki tarihine ışık tutacak, anılarını yazdığı ‘Bankacılıkta 60 Yıl’ adlı kitabı piyasaya çıkacak. Kitabın tüm geliri Onursal Başkanı olduğu Türkiye Engelliler Spor Yardım ve Eğitim Vakfı’na (TESYEV) bağışlanacak. Sendika kurulduğunda ilk gayri resmi toplantısını Kuruçeşme’deki Galatasaray Adası’nda yapmıştı. Beni de bir pazar günü evde yalnız bırakmamak için yanında götürmüştü. O günden beri İş Bankası’nda yaşanan birçok olayın içinde bulundum ve şahidi oldum. Ama konunun esas sahiplerinden biri olan Cahit Kocaömer’in kitabını burada daha fazla açıklamak istemiyorum. Rahmetli ağabeyimle çok sıkıntılı, üzücü günler yaşadık. Ailece onun çektiği ıstırapları duyduk. Ben kardeşi olduğum için ‘Kısaltılmış bir çocukluk’ yaşadım. Ama özellikle küçük yaşlarımda, onların çektiği ıstırabı, acıyı hep içimde hissetim.

Ana-babalar

Engelli veya engelsiz çocuk sahibi olan ana ve babaların, onların büyüyüp kendi hayatlarını kurana kadar, hatta ondan sonra da yaptıkları fedakarlıkları, yaşadıkları sıkıntıları yazmaya kalksak bitmez. Onun içindir ki Peygamberimiz Hz. Muhammed’in (s.a.v) aşağıdaki Hadis-i Şerif’ini bir an bile unutmamamız gerekir. “Ana-babanın gönüllerini alanlara, güzel davrananlara müjdeler olsun. Dünyada ömürlerinin bereketini görenler anasının ve babasının rıza ve dualarını alanlardır.”

ÇENGELLİ PANO

Kandırıldık mı?

Yüzde 80 yürüme engelli, evli kadınım. Kendisi de ortopedik engelli olan ve Özlena Medikal adıyla faaliyet gösteren firmanın sahibi H. E. isimli şahsa 2 arabamı bakım yaptırmak üzere verdim. 1 ay içinde arabaların bakımını yapıp teslim edeceğini söylemişti ama 4 aydır beni oyalıyor. Telefonlarıma çıkmıyor. Çıktığı zaman ise “15 gün sonra” deyip telefonu yüzüme kapatıyor. Verdiği adresi bulduk. Arabası kapıda duruyor ama apartman sakinleri “2-3 aydır görmüyoruz” diyor. Zile bastık, kapı açılmadı. Büro denilen yer korku filmlerini aratmıyor. Başka engelli kardeşlerimize de aynı şeyi yapmış. Lütfen köşenizden duyurun da başkaları mağdur olmasın. Ne olur bize yardım edin. Kiramı veremedim, kredi kartımın borcunu ödeyemedim. “Engellilerin yanındayız” diyenlere sesleniyorum. Bana yardımcı olun.

Çekmeköy/ İstanbul

Not: İlgilenenler 0212 238 71 91 no’lu telefondan bilgi alabilir.

İnsanca yaşamak

2004 Temmuz’dan beri köşenize yazıyorum. Eleştiriler, evlenme teklifleri aldım. Biri arıyor ya da mesaj çekiyor. Bir süre konuşuyoruz, sonra ya ortadan kayboluyor ya da evleniyor. Her şeyi bilmemize rağmen insanca yaşamayı öğrenemedik. Ayrıca ne bir gazetede tam sayfa olarak yer alıyoruz ne bir TV kanallında bizler için program var. Lütfen paylaşmak istediklerini herkes insanca paylaşsın. Engelli olsak da yaşıyoruz. Rahatsız edenlerle de mücadele edecek kadar güçlüyüz. Mutlu yarınlara hep birlikte.

Erdem Ateş/ Bursa Tel: 0554 382 82 55

Hangi vicdana sığar?

Daha önce de bu köşeye yardım için mektup yolladım, yayınladınız. Ama kimse 5 kuruş yardım etmedi. Çok arayan oldu ama hep alay ettiler. Yardıma muhtacız diye bizimle alay etmek mi gerekiyor? Bu insanların vicdanı sızlamıyor mu? Hepimiz bu ülkenin insanıyız ve Allah’ın kuluyuz. Bu ülkenin zengini de insan, fakiri de insan. Niyetleri yoksa neden arayıp muhtaçları umutlandırıyorlar? Ben yardıma muhtaçım, 4 çocuğum var. Kendini bilen hayırseverlerden yardım istiyorum.

Ünal Duvan tel: 0531 541 88 78

Devlet Bakanı Selma Aliye Kavaf açıklama yaptı

Sayın Yavuz Kocaömer 21 Şubat tarihli köşenizde ‘Sayın Selma Aliye Kavaf’a’ başlığıyla yer alan yazıda; Erkan Dağtekin adlı vatandaşımız kızı Esra Dağtekin için engelli evde bakım ücreti alamadığını ve işlemlerinin geciktirildiğini ifade etmiştir. Devlet Bakanımız Sayın Selma Aliye Kavaf’ın talimatı üzerine inceleme başlatılmıştır. İncelemede, Erkan Dağtekin’in, yüzde 70 özürlü olduğu tespit edilen kızı Esra Dağtekin adına özürlü evde bakım ücreti almak amacıyla 31.12.2010’da dilekçe ile tarafımıza müracaat ettiği belirlenmiştir. Aynı gün Esra Dağtekin için, 3-6 aylık dönemler halinde izlemedeğerlendirme yapılması şartıyla, evde bakım ücreti verilmesi uygun görülmüştür. Ardından da ilk ödeme 21.02.2011’de başlatılmış, son ödeme ise 18.03.2011’de gerçekleştirilmiştir. Erkan Dağtekin’e kızı Esra adına düzenli olarak Özürlü Evde Bakım Ücreti ödemesi yapıldığı anlaşılmıştır. Bilgilerinize sunar, iyi çalışmalar dileriz.