Yeni Yazısı > Bilgisayarınızdaki Truva atı - 20.02.2011

Bilgisayarınızdaki Truva atı
20 Şubat 2011

Gazeteciliğe başladığım yıllarda daktilo kullanıyorduk. Telefon ve teleks kör topal çalışıyordu. Cep telefonu ve bilgisiyarın büyük bir hızla yaşamımıza girmesi hayli yeni. Sonra internetsiz yaşayamaz olduk. Teknoloji çok kısa bir sürede o kadar hızla gelişti ve yayıldı ki pek yakında kağıda veda edeceğimizi, gazeteleri tabletlerden okuyacağımızı düşünüyoruz. Bu hızlı gelişime, teknolojiye ayak uydurabildik mi? Belli bir yaşın üstündekiler hâlâ cep telefonunu kullanmakta zorlanıyor.

[[HAFTAYA]]

Dışarıda çalışmayan kadınlar bilgisayar kullanımında çok geri. Çocuklar yeni gelişmeler konusunda ebeveynlerinden daha fazla bilgiye sahip. Ve yeni teknoloji karşımıza başedilemez suç delili olarak çıkıveriyor: Kim tarafından hazırlandığı belli olmayan cd’ler, üretilmiş dosyalar ve en son Odatv olayında ortaya çıktığı gibi virüslü bir dosya! Okudukça ürperiyorum: dışarıdan yollanan virüslü bir dosya bilgisayara giriyor, virüs tarama programına takılıp siliniyor. Hepsi bir kaç saniye içinde. Ve kullanıcının bundan haberi bile yok. Ama o dosya, silinmiş dosyalar içinde bellekte duruyor. Ve ne tesadüf, savcılar, Odatv’nin bilgisayarlarını tararken o dosyayı elleriyle koymuş gibi buluyor ve bunu kanıt göstererek 3 gazeteciyi tutukluyor! Üstelik de avukatları ve bir bilgisayar uzmanı, hakime bu dosyanın virüslü bir dosya olup Truva atı “trojan” olduğunu ispat ettikleri halde. Benim gibi sizin de bu bilgileri ilk kez duyduğunuza eminim, nitekim, tutuklama kararı veren üye hakim de ilk kez duymuş, “Ben bunlardan anlamam, mahkemede anlatırsınız derdinizi” diyor ve tutukluyor! Ne kadar dehşet verici değil mi? Tamamen sizin bilginiz ve müdahaleniz dışında bir kaç saniyelik bir işlem gerçekleşiyor ve bilgisayarınızda aleyhinizde suç delili teşkil edecek bir düşman uyuyarak bekliyor; zamanı gelince açılıyor ve karşınızda bu teknolojiden hiç anlamayan ve dinlemek istemeyen biri sizi içeri atıyor, kimbilir ne zamana kadar! İki nedeni olabilir: Ya zaten sizi içeri atmaya niyetliler ve melekler kadar temiz olsanız da atacaklardı; ya da bu bilgi dosyanıza özellikle sızdırılmıştı. Hakim teknolojiden anlasın, anlamasın farketmiyordu! Üstelik ne tesadüf, Başbakan da kimin neden tutuklandığını avukatlarından bile önce biliyordu! Meğer Odatv’yi, bizim sandığımızdan çok daha fazla önemsiyorlarmış!

Kadınlar fotoğraf çekerse

Kadınsanız ve fotoğraf çekmesini biliyorsanız sizi bir yarışmaya katılmaya çağırıyorum. Amatör profesyonel farketmiyor, fotoğraf çekmeye ilgi duyan ve kendini ifade etmek isteyen bütün kadınlar katılabilir bu yarışa. Anadolu Hayat Emeklilik tarafından düzenlenen ve Türkiye Fotoğraf Sanatı Federasyonu’nun danışmanlık yaptığı yarışmaya 14 Mart’a kadar en fazla 5 fotoğrafla katılabilirsiniz. Fotoğraf sanatçılarından oluşan jüri tarafından değerlendirilen eserler, sergi ve katalogda yer alıyor. Ayrıca dereceye girenlere para ödülü veriliyor. Daha fazla bilgiyi www.anadoluhayat.com.tr adresinden alabilirsiniz.

Dekolte tacizmiş!

Selçuk Üniversitesi Öğretim üyesi Prof. Çeker var ya, “Dekolte giyen kadına tecavüz caizdir” türü bir şeyler söylediği için büyük infial uyandıran. Bir başka Prof. lakaplı beyefendi hemcinsini nasıl savunuyor biliyor musunuz? “Az ve eksik söylemiş Sn. Çeker” diyor. “Asıl dekolte giyinmiş bir kadının varlığı erkekleri değişik derecelerde taciz eder!” Nasıl mı? Efendim, cinsel aktivite, hayvanlardakinin aksine insan cinsinin erkeklerinde sürekli imiş, bunlar dekolte giymiş kadın görünce hemen ilişkiye girmek istiyormuş, tabii hepsinde de peygamber sabrı ve ahlâkı yok imiş, kadının fikri önemli değil, saldırıyorlarmış! Saldıramayan da taciz edilmiş, rahatsız edilmiş oluyormuş. bunların yazılıp çizilmesi de toplumu tacizmiş. Bu düşüncenin sahibi Prof. Dr. Mustafa Ünaldı’ya da acil şifalar diliyorum. Demek ki neymiş, bizim bu azmış erkekler arasında rahatça dolaşabilmemiz için hepsine şap yediremeyeceğimize göre ısırmasınlar diye köpeklerin ağzına takılan o kafes benzeri şeyden bu beylerin malum yerlerine takılması gerekiyormuş! Ki saldırsalar bile sonuca ulaşamasınlar!