'Beyoğlu'nda her kalbe dokunuyoruz'

Beyoğlu Belediye başkanı Ahmet Misbah Demircan ile Kasımpaşa'daki 'Sosyal Market Vakfı'nda buluştuk, hem bu projeyi hem de Beyoğlu'nun geleceğini konuştuk

'Beyoğlu'nda her kalbe dokunuyoruz'

Beyoğlu Belediyesi ‘Sosyal Market Vakfı’ aracılığıyla ilçede yardıma muhtaç olanların imdadına yetişmeyi amaçlıyor. Gıdadan tekstile, temizlik malzemesinden evin tüm ihtiyaçlarına kadar her şeni bulunduğu bu markette para geçerli değil. İhtiyacı olanlar kendilerine verilen kartlarla dilediklerini alıyor. Beyoğlu Belediye başkanı Ahmet Misbah Demircan ile Kasımpaşa’daki ‘Sosyal Market Vakfı’nda buluştuk, hem bu projeyi hem de Beyoğlu’nun geleceğini konuştuk.

‘Her Kalbe Dokunuyoruz’ sloganı nasıl çıktı?

Türkiye’nin orta noktası, göçün ilk adresi Beyoğlu’dur. Her nereden olursa olsun, ilk Taksim’e gelinir. Kozmopolitliğin adresidir. ‘Her kalp’ derken aslında biraz bunu kast ettik.

Bunun içinde zıtlıklar da vardır. Nasıl yönetiyorsunuz bu farklılıkları?

Her kalbe dokunarak. Çok mağdur olan da var, çok iyi durumda olan da. Bohem yaşayan da var, geleneksel de.

‘Sosyal Market Vakfı’ nasıl oluştu?

Sloganımız hedefimiz oldu. Aslında dört yıldır var olan bu yardımlaşma vakfı zamanla çok gelişti. Şimdi 3000 metrekarelik bu alanla, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ayşenur İslam’ın yaptığı açılışla daha da büyümüş olduk.

Yardımlaşma zinciri nasıl bir işleyişle çalışıyor?

Burada hem bağışçılar, hem de yardım alanların para anlayışı kayboluyor.

Nasıl?

Bir tür kontör sistemiyle.

Yardım alacaklar nasıl tespit ediliyor?

Muhtarlar aracılığıyla. Ayrıca belediye olarak biz interaktif çalışıyoruz. Her türlü başvuru, duyum ve bilgiyi değerlendiriyoruz. Mağduriyeti olan olan vatandaşımıza mutlaka ulaşıyoruz. Birimlerimiz o evlere gidiyor ve ailenin kaç kişi olduğunu, çalışan, hasta, yaşlı, çocuk, gelir seviyesi gibi yaşamsal niteliklerini belirliyor.

Sosyal Market Vakfı’ndan nasıl yararlanılıyor?



A grubu en ihtiyaç sahibi olmak üzere, B, C diye üç grubumuz var. Bir tür kredi kartı veriyoruz. Ve gruba göre kontör yüklüyoruz. Vatandaş gelip gıdadan tekstile, temizlik malzemesinden daha birçok şeye kadar tüm ihtiyacını buradan karşılıyor.

Peki ya kontörü biterse?

Her ay kontör mutlak yükleniyor. Yani kontör biterse diye bir kaygı hiç yok. Düşünün cebinizdeki kart hep dolu.

Burada kontörün alım gücü neye göre belirleniyor?

Dışarıdaki alım gücüyle karıştırmamak lazım. Burada ölçü para değil, ürün sirkülasyonu.



Bu ayakkabı mesela dışarıda 250 TL civarında. Burada kaç kontör?


5 kontör de olabilir, 50 de. Bu ayakkabının para değeri üzerinden değil, buradaki adet çokluğu üzerinden değerlendiriyoruz. Ne kadar çok adet, o kadar düşük kontör.

Yardımlaşma meselesinde daima şu kaygı vardır. Acaba?


Biz bu acabayı da ortadan çok şeffaf biçimde kaldırmış olduk. Vatandaşın elindeki kartla aldığı ürünün bire bir detayını sistemden görebiliyoruz. Ve bağışçımıza her ay ‘Şu ürününüz, şu kişiye ulaşmıştır’ diye bir liste ve teşekkür mektubu yolluyoruz.

Sadece isim mi? Başka bilgisini veriyor musunuz?

Hayır asla. Bizim sistemimizde o ailenin yaşadığı ev, koşulları mevcut. Fakat bu kadar detayı bağışçıyla paylaşmıyoruz.

Bağışçılar size nasıl ulaşıyor?

Medya başta olmak üzere birçok duyuruyla. Burada bin 500 çeşit ürün var. Gördüğünüz gibi, dev depolarda güvenle stoklanıyor. Giysiler gerekirse kuru temizlemeye gönderiliyor, tadil ettiriliyor.

Ben bir üretici değilim ama bağış yapmak istiyorum. Olabilir mi?

O zaman para yardımıyla ne alındığını size belgeliyoruz.

Evden getirilen kullanılmamış eşyaları kabul ediyor musunuz?

Hatta az kullanılmışları bile. Biz burada onları gerekirse onarıyor ve ihtiyaç sahibine ulaştırıyoruz.

Gelinlik görüyorum. Kontörle mi ?

Hayır gelinliklerimiz bedelsiz.

Damatlıklar erkek giyiminde en tanınmış markadan. Bunların bedeli peki?

Çok cüzi bir kontörle damat beylere hediye ediyoruz.

Eh nikahı da siz kıyıyorsunuzdur. Beyoğlu’nda bekar kalmak imkansız galiba?

Biz yuva kurmak isteyenlere maddi manevi elimizden gelen her türlü desteği yapıyoruz. Beyoğlu kocaman bir ailedir. Burada insanlar evlenir, çocuklar doğar, okula gider, iş bulur, aile içinde durumu iyi olan olmayana yardım eder. Ben de burada doğmuş büyümüş biri olarak, bu duyguyla yaşıyorum.
KIZ BABASI OLMAK

Eşinizle nasıl tanıştınız?



Görücü usulü diyelim.

Yani aileniz mi birbirinize sizi uygun gördü?

Aslında ben önce kendisini gördüm, aileme bahsettim. Ve öylece evlendik.

Kızlarınız, kaç yaşlarındalar, isimleri?


16 yaşında Ayşe Zeynep, 11 yaşında Rana ve 3 yaşında Neva.

Kızlarınız nasıl evlensin istersiniz?  Flört ederek mi, yoksa görücü usulüyle mi?

Hayırlısı nasılsa öyle olsun inşallah. Ama insanlar bu tür kararlar alırken ailelerinden destek, fikir, onay almalı. Çünkü insanı en iyi yine ailesi tanır.

'Gezi Parkı’ndaki gençleri eleştirmiyoruz ama...'

Gezi Parkı eylemleri sizin tarifinizle Türkiye’nin orta noktası Taksim’de oldu. Ve sizin sınırlarınız içinde. Bu konuda duygunuz?

Ağaçlar sökülüyor diye çıktığı söylendi. Oysa Başbakan Erdoğan bugüne dek milyonlarca ağaç dikmiştir. Oradaki algı tam olarak bu değildi. Ve orada gençlerimiz aldatıldı. Elbette gençler eylem yapacak. Greenpeace için de eylemler yapılıyor. Kimse bu gibi eylemlere karşı değil.

Yani protestoyu eleştirmiyorsunuz?

Hayır. Üstelik kimse de eleştirmedi. Ama onun üzerinden siyaset devşirmeye çalışıldı. İşi başka yerlere çekmek isteyenler oldu. Ve zaten sorun da o zaman başladı.

Ölen gençler oldu ama?


Kim sevinebilir ki böyle bir şeye. Çok ama çok üzücüydü.

Okmeydanı’nda en son olaylarda cenaze için gittiği Cemevi’nde polis kurşunuyla ölen Uğur Kurt belediyeniz çalışanıymış.

Evet. Temizlik işlerinde çalışan değerli bir elemanımızdı. Olaya çok üzüldük.

Başsağlığına gittiniz mi, aile ile görüştünüz mü?

Elbette. Ve üzerimize ne düşüyorsa yapmaya çalıştık.

Bu olayı nasıl değerlendiriyorsunuz?


Talihsizlik. Siyasi çekişmeler sonucunda böyle acı olayların yaşanması tarifsiz üzücü.

Siyasi çekişme ya da değil ama sonuçta kör bir kurşunla, ölümler oluyor.

Eylem yapılıyor. Polisle çatışılıyor. Olan yine vatandaşa oluyor. Zaten en üzücü olan da bu.

'Her Kasımpaşalı gencin kafasında bir gün Tayyip Erdoğan olmak vardır'


Başbakan Erdoğan da Kasımpaşalı. Aileleriniz tanışır mıydı?


Tabii. Özellikle babam Ali Rıza Demircan ile çok muhabbetti olmuştur.

Başbakan çocukluğunuzu biliyor. Mahalledeki ağabeyiniz bir Başbakan ne hissediyorsunuz?

Kim ne derse desin büyük bir onur. Buradan çıkmış ve başbakan olmuş, müthiş bir gurur. Ülkeyi çok yerlere taşımıştır. Dolayısıyla bu kültürden gelen her gencin kafasında Recep Tayyip Erdoğan olmak vardır.

Başbakan zaman zaman sert bir üslup sergiliyor. O zaman da böyle sert yanları var mıydı?


Lider ruhluydu. Işığı, enerjisi hep liderlik vasfıylaydı. Ve inanın daha o yıllarda bir gün çok büyük mevkilere geleceği tahmin edilir, konuşulurdu.

Çatı adayı konusunda fikriniz?

Siyaset toplumlar için önemlidir. Bizi bu ülkenin problemlerini bilen, sahiplenen birinin yönetmesi lazım. Ekmeleddin İhsanoğlu çok değerli, kibar bir insan. Ama yönetmek ayrı bir şey.

Sizin Cumhurbaşkanı adayınız?


Seçimle gelecek bir Cumhurbaşkanı olacak. Ve benim tek adayım ülkenin sorunları iyi bilen, mücadele eden Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’dır.

'Okmeydanı kentsel dönüşüm projesi bölge halkının talebidir'


Okmeydanı Kentsel dönüşüm projesi nasıl oluştu?

Aslında tam anlamıyla bölge halkının talebidir. Bu muhitte 75 bin insan yaşıyor ama iki tane okul var. Park yok, alt yapı yok. Aslında zaruretten oluşmuş bir proje.

Ne gibi zorunluluklar?

Sokaktaki çocuk park istiyor, öğretmenler ‘Sınıflar kalabalık’ diyor, itfaiye, ambulans sokaklardan geçemiyor. 10 yıllık belediye başkanıyım ve biz bu sorunları geçiştirme vaktini bile tamamlamışız. Ya yapacaksınız, ya yapacaksınız.

O bölge vakıf arazisiydi. Bu bir sorun değil mi?

Fatih Sultan Mehmet Vakfı arazisiydi. Devletle uzun zamandır çalışmalar ve uzun uzun toplantılar yapıldı. Milli Emlak’a geçti. Sonra herkesin imarlı arsaları belirlendi. Ve herkesin tapusunu verdik.

Peki insanlar 40 yıldır oturdukları yerler için para mı ödedi?


Hayır. Sadece tapu masrafı.

Bu durumdan memnun olmayan, itiraz eden oldu mu?

Aksine. Bu iş zaten o insanların yıllardır idealiydi. Tapularını alıp, mülklerinin değer kazanmasına kim itiraz eder ki?

Ama yine de üzerine çok tartışılan bir mesele. Neden?

Siyasilerin eleştirisi. ‘Bu problemi iktidar çözmesin, ben onun yerine geçeyim, ben çözeyim’ duygusuyla yaratılan kaos.

Bölgede evler boşaltıldığında zorluk olmayacak mı?

Hayır. Anlaşmalar hep devlet garantisiyle yapılacak. Kişi bire bir müteahhitle anlaşsa, onun insafına kalacak. Oysa bu durumda çıkacak bir problemde yakasına devlet yapışacak.

Bu müteahhitler nasıl belirlenecek?

Devlet ihalesiyle yapılacak. En iyi teklifi veren alacak.

Projeyi destekleme oranı?

Bu son seçimlerde benim bölgedeki oyum yüzde 20 arttı. Hatta bakın Okmeydanı’nda yüzde 60’lık bir oy oranına sahipken, projeyi destekleyenler yüzde 95.

Bunu nasıl okumalıyız?

Siyasi tercihi başka olan kişi de bu projeye inanıyor.

Mahalle kültüründen gelen alışkanlıklar var. Özellikle insan ilişkileri, proje sonrası daha kalabalık bir nüfus olacak. Mahalle duygusu kaybolmayacak mı?

İnsanlara toplanacakları alanları yaptığınız sürece o sıcaklık devam edecektir. Mekanların, şekillerin değişmesi çok da problem olacak kaygısında değiliz.

 

6