Beynimizi yeniden eritebilir miyiz?
20 Şubat 2011

Kafatasımızın içindeki labirenti anlamayı sadece son yıllarda o da bir miktar başarabildik. Şüphesiz, beyinlerimizin bilim, teknoloji, sanat, müzik ve her şeyde yaptığı akıl almaz şeylerin farkındayız. Ve beynimizin bu fark edilebilir gücüne tanık olduğumuz için belki de insanların nörolojik problemler yaşadığını gördüğümüzde rahatsızlık duymamızın sebebi budur. Oysa gerçek şu ki; yaşınız ilerledikçe beyin fonksiyonlarınızın gerilemesini önlemeyi başarabilirsiniz...

BEYİN ÇOCUKLUK DÖNEMİNDE NASIL GELİŞİR?

Bebekken, beyinle ilgili her şey küçük bir alanda sıkışık durumdadır. Aynı ağaç dalları gibi, üst üste binerler. Bu karmaşık anatomi, karar vermek gibi bazı şeyleri zorlaştırır çünkü birbirinin üzerinden geçen karmaşık yapılar beynimizin sadece bir şeye odaklanmasını neredeyse imkansız kılar. 3 ve 5 yaş arasında beynimiz hangi dalların uzayıp hangilerinin düşeceğine karar vermeye başlar. Yeni yürümeye başlayan çocuklar olarak beynimizin belirli kısımlarını daha çok kullandıkça, daha çok o türde nöron (sinir hücresi) geliştiririz, ve kullanmadığımız nöronlarda da tam tersi olur. Küçük yaşlarda beynimizi nasıl yönlendirdiğimizin bu yüzden geleceğimiz üzerinde önemli etkisi vardır.
Otistik çocuklarla ilgili en son ve en mantıklı teori; bahsettiğimiz kullanılmayan dallar düşmediği için o karmaşık yığının, beyin içinde çok fazla şey olup bittiğinden otistik çocukların odaklanmasını zorlaştırdığıdır. Bu, konsantre olma kabiliyetini etkileyen dikkat eksikliği bozukluğuyla aynı şey değildir. Aslında çoğumuz çocukken bunu yaşadık (yıllar önce nadiren bu teşhis konuluyordu), ve sadece bir konu üzerinde yoğunlaşmada güçlük çekmek yetişkinliğe bile taşıdığımız bir şey olabilir.
Nörolojik gelişimle ilgili bu anlatmış olduklarım, beynimizin neden yaşımız ilerledikçe sadece belirli yönlerde işlediğini kısmen açıklayabilir. Eğer çocukken müzik dinlenilmediyse, ya da kayak yapmak veya Fransızca konuşmak öğrenilmediyse, bunları yetişkin olarak öğrenmek çok daha zorlaşır çünkü nöron bağlantıları gerekli bilgiyi işlemek üzere gelişmez.

BEYNİN YAŞLANMASINI YAVAŞLATMA YOLLARI

Vücudun hangi kısmından söz edersek edelim neredeyse her şey “kullan ya da kaybet” kuralına göre çalışır. Kaslarınızı çalıştırmazsanız, patates püresine dönerler. Kalbinize egzersiz yaptırmazsanız damarlarınız tıkanır. Ve ürologlar bile konu erektil güce gelince erkeklere aynı tavsiyeyi veriyor: “yazmaya devam etmek istiyorsanız, kalemin ucunu açmalısınız”. Beyniniz için de aynı şey geçerli, beyninize de diğer bütün egzersizlerde olduğu gibi aynı düzenle yaklaşmalısınız. Beyninizi duygusal ve zihnen aktif tutmak, hafıza kaybını önlemeye yardımcı olur.
Kendinizi zihnen esnetmenin yollarını bulabilirseniz beyin fonksiyonlarının gerilemesini önlemiş olursunuz. Bunu yapmanın klasik yollarından biri, yeni bir şey öğrenmektir. İngilizce, İspanyolca öğrenmek, mızıkada değişik melodiler çalmak, veya araba motoru tamir etmek... Esas nokta, beyninizin normalde kullanmadığınız bölümlerini kullanmanız. Kaslar gibi beyniniz de normalin dışında çalıştığı zaman gelişir.
Ancak, bu zihin egzersizleri, beynin kaslarını esnetebilecek kadar yeterli olmalıdır. Herkeste işe yarayacak bir tarife yok elbette. Herkesin ayrı ayrı ilgi alanları vardır ve zihninizi normal kapasitesinin dışına çıkarabilmek için gerekli olan aktiviteleri seçecek olan kişi kendinizden başkası olamaz. Ancak, seçeceğiniz şey gerçekten hoşunuza giden bir şey olmalıdır çünkü beyin bunu bir çalışma odası olarak değil, bir teneffüs olarak algılamalıdır.
Zihinsel egzersize ek olarak, bir şeyler öğrenmek, iyimser olmak, tatile çıkmak, hayal kurmak ve günlük monoton işlerden kaçınmak beyninizin gençleşmesine yardımcı olabilir.

DEVAMLI ÖĞRENMEK BEYİNDE NASIL BİR ETKİ YARATIR?

Eğitim, beynin yaşlanmasını yavaşlatmanın kapılarını açan bir anahtardır. Yani, ne kadar çok şey öğrenirseniz, beynin öğrenme kapasitesini de o kadar genişletirsiniz. Daha iyi bir örnek olarak bir manastırdaki rahibeler üzerinde yapılan araştırmayı verebiliriz. Araştırmacılar, rahibelerin manastıra girmeden önce yazdıkları yazılardaki cümlelerin yapısını incelediler ve daha sonra da 65 yıl sonraki ‘idrak’ fonksiyonlarına baktılar. Manastıra girerken en karmaşık cümle yapısını kuranların yaşlandıklarında en yüksek idrak fonksiyonuna sahip oldukları ortaya çıktı. Bir diğer önemli sonuç ise; yazılarında daha iyimser olanların da daha yüksek idrak fonksiyonuna sahip olduklarıydı...
Öğrenme, resmi eğitim sistemi içindeyse de yardımcı oluyor. Eğitim seviyesi daha yüksek olan insanlar ve zihni harekete geçiren aktivitelere katılmaya devam eden kişilerde beynin yaşlanması daha yavaş gerçekleşiyor. Aynı zamanda resmi eğitim sistemine göre okumaya devam eden bir üniversite mezununun zihni de lise mezunu bir kişiye göre 2.5 yaş daha genç kalıyor.

Dr. Öz Show Digitürk Home TV’de hafta içi her gün13:30 ve 19:00’da.

Bu yazı 13 Şubat 2011 tarihli Pazar Postası'ndan alınmıştır

2