Beşiktaş dirilecek

2010 yılı ocak ayında yapılacak kongrede Yıldırım Demirören'in karşısına çıkan ilk aday Murat Aksu oldu

Beşiktaş dirilecek

Beşiktaş Kulübü’nün 2010 yılı ocak ayında yapılacak olağan seçimli genel kurulu öncesi eski yöneticilerden Murat Aksu, başkanlığa aday olduğunu açıkladı. Murat Aksu, BJK Plaza’daki Divan Kurulu Lokali’nde düzenlediği basın toplantısında, adaylığını resmen duyurdu. Siyah-Beyazlı kulübün kötü yönetildiğini savunarak, mevcut başkan Yıldırım Demirören’i eleştiren Aksu sert ifadeler kullandı.

İşte Murat Aksu’nun açıklamaları: Yapılan idari ve mali yanlışların hesabını sormak, özkaynağa dönmek, Beşiktaş’ın tahrip edilen değerlerini onarmak, unutulan geleneklerini hatırlatmak, güven ortamını kurmak, sözde değil, özde birliği sağlamak, 106 yıllık birikimimizi ve gücümüzü çağdaş bir yönetim anlayışıyla bütünleştirmek, yeni vizyonlar ve projeler ortaya koymak, yeni tesisler, araziler kazandırmak, yeni sportif başarılar kazanmak ve Beşiktaş’ı hak ettiği yere getirmek için Ocak 2010 kongresinde Beşiktaş Jimnastik Kulübü Başkanlığı’na adayım. Beşiktaş halkın kulübüdür. Hiç kimse “Benim param var. Borç veriyorum. İstediğim gibi de harcarım, istediğim gibi de yönetirim” deme hakkına değildir.

BEŞİKTAŞLI DURUŞU BU DEĞİL

Bu büyük camia avukat Hakkı Yeten’i, devlet memuru Süleyman Seba’yı onursal başkanlığa layık görmüştür. Beşiktaş, köklü ve değerleri olan bir kulüptür. Beşiktaş gibi büyük bir güç çok kötü yönetilmektedir. Sayın Yıldırım Demirören, kulübün borcunu astronomik rakamlara çıkarmıştır. Yanlış transferler ve kontrolsüz harcamalarla, sürekli kulübün borcunu arttırarak ve kendisine borçlandırarak, ‘Borçlandır, korkut, yönet, taktiği uygulamaktadır. Görüldüğü üzere de bu zihniyet iflas etmiştir. Günü kurtarmak için her şeyi mubah sayan bir anlayışla karşı karşıyayız. Yakın tarihte, başkanın söz vermesine rağmen yerine getirmediği bir sürü olay görülmüştür.

Günü kurtarma adına, Beşiktaş değerlerini ayaklar altına almıştır. Beşiktaşlılık duruşu bu değildir.Tribün rantını ve bu rantın oluşturduğu çeteleri bir daha Beşiktaş ismiyle yan yana gelmeyecek şekilde bitireceğiz. Beşiktaş’ın suskun, ama gerçek sahiplerine sesleniyorum. Sesinize, çağrınıza, isyanınıza kulak veriyorum. Bu hareket, raydan çıkartılmış kulübümüzü, yeniden rayına koyma hareketidir. Sorunları da çözümlerini de biliyoruz. Kimseyle yöneticilik pazarlığı yapılmayacak. Bundan önce olduğu gibi bundan sonra da Murat Aksu olarak, yapamayacağım hiçbir söz ve vaatte bulunmayacağım. Söz verdiğimde de var gücümle çalışacağım.

Yönetici arkadaşlarımla beraber gerçekleştirmeyi planladığımız hareket, sadece Beşiktaş için değil Türk sporu için de devrim niteliğinde olacaktır. Sevgili Beşiktaşlılar, oyunuza da kulübünüze de sahip çıkın. Bu büyük emaneti, bizden sonraki nesillere de taşımak için çıktığımız bu onurlu yolculuk, Beşiktaşımıza hayırlı olsun.” Murat Aksu daha sonra gazetecilerin sorularını yanıtladı. “Başkana olan borç ödenir, kimsenin parası Beşiktaş’ta kalmaz” diyen Aksu, Hikmet Çetin ile yaptığı görüşmeyi de şöyle açıkladı: “Sayın Hikmet Çetin, Türk siyasetinin önde gelen isimlerinden biridir. Bunun yanında da benim hem aile dostum, hem de çok sevdiğim ağabeyimdir. Geçtiğimiz 1.5 ay öncesi arkadaşlarımdan yoğun baskı gelince, kulübün alternatifsiz olmadığını, bu işe sahip çıkmak gerektiğini arkadaşlar söyleyince, talepler gelince doğrudan Hikmet Bey’e gittim. Böyle bir talep olduğunu, alternatifsiz liste çıkarır ve aday olursak çok rahat kazanırız diye kendisiyle görüştüm. Ama kendisinin aday olması halinde şık bir hareket olacağını ifade ettim. 10 gün sonra şu anda bunu düşünmediğini, çalışmalarıma başlayabileceğimi söyledi.”

BOSGUE OLAYINDA İÇİM KAN AĞLADI

Murat Aksu, “Del Bosque olayı, skandalı patlarken siz ne yapıyordunuz?” sorusuna şöyle yanıt verdi: “Yönetimimizin ilk veya 2. haftasıydı. Sayın Başkan, Del Bosque transferini yapıp geldiğinde tebrik ettim. ‘Türk futbolu için büyük bir olay, dünyada sayılı hocalardan birisi, Beşiktaş’a gelmesi bir devrimdir’ dedim. ‘Yarın sözleşme imzalayacağız, müsaade edersen bir sözleşmeyi alsak da nasıl sözleşme imzalayacağımızı incelesek’ dedim. ‘Ben onu imzaladım İspanya’da, yoksa hoca gelmiyordu’ dedi. Beşiktaş sonuç itibarıyla başkanlık sistemiyle yönetilir, biz yönetim kurulu olarak da başkana yetki vermişiz, imzalamış gelmiş. Konya maçından sonra beni aradı ve hocayı göndereceğini ifade etti. 2.5 saat telefonla konuştuk. ‘Büyük hata olur’ dedim. İkna edemeyeceğimi anlayınca bir şey rica ettim.

‘Ben gelince hocayla karşılıklı konuşup, anlaşıp, elinden iki satır bir şey alalım, kendi istifa etmiş olsun, yoksa sıkıntı açar’ dedim. Maalesef beni beklemeden göndermişler. Sonraki süreçte mahkemeler açıldı. Lehimize iki karar çıktı. ‘Sayın Başkan’ dedim, ‘Bu iki karara rağmen işin sonunda hocaya parayı ödeyeceğiz. Git hocayla anlaş yarı parayı öderiz’ dedim. Elimden geleni yaptım ve içim yanarak sadece süreci seyrettim. Son ödeme benimle ayrıldıktan 1 sene sonra olmuştur.”