'Ben Cumhuriyet Bayramı'nı halkla kutlayacağım'
29 Ekim 2010

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, 32. Gün programında benim ve Rıdvan Akar’ın sorularını yanıtladı. Açıklamaları gündemi değiştirecek düzeydeydi. İşte kılıçdaroğlu’na sorduğumuz sorular ve cevapları...

Mehmet Ali Birand: Cumhurbaşkanı’nın 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı resepsiyonuna katılacak mısınız?

Kemal Kılıçdaroğlu: Sayın Cumhurbaşkanı’nın davetini ulusal bir sorun haline getirmek bana gereksiz geliyor. Biz bütün milletvekillerimizi serbest bıraktık, arzu eden gider, arzu etmeyen gitmez. Böyle bir etkinliği ben halkın coşkusuyla kutlamak isterim. Yani ben resepsiyona gitmeyeceğim. Bu, Cumhurbaşkanı’na bir tavır değil.

 M.A.B.: Sizin o resepsiyona CHP lideri olarak gitmemenizden insanlar bir anlam çıkaracaklar.

K.K.: Hayır, çıkarmasınlar. Anlam çıkaracaklarsa ben halkın arasında kutlayacağım. Halkın yaptığı meşaleli yürüyüşler var, gidip onlardan birine katılacağım.

M.A.B.: Peki siz gitmiyorsanız milletvekillerine ‘Siz gidin’ diyecek misiniz? Çünkü siz gitmeyince onlar da gitmez.

 K.K.: Milletvekili arkadaşlarımız gidecek, göreceksiniz. Çünkü boykot havası vermemek için milletvekili arkadaşlarımıza da ‘Sakın ha öyle bir şey yapmayın’ dedim.

M.A.B.: CHP parti olarak resepsiyona katılacak ama lideri olmayacak?

K.K.: Evet.

M.A.B.: Türbanlılar orada olduğu için mi gitmiyorsunuz?

[[HAFTAYA]]

K.K.: Hayır efendim, hiçbir ilgisi yok. Hanımefendiye (Hayrünnisa Gül’ü kast ediyor) müthiş bir haksızlık yapıyoruz. ‘Türban taktı diye biz oraya gitmiyoruz’ düşüncesi yanlış. Bakın resepsiyondaki kişiler bizim anladığımız anlamda halk değil, gerçeği konuşmak lazım. Oraya sadece toplumun belli bir kesimi gidiyor. Parti liderleri gidiyor, bürokratlar gidiyor. Çeşitli çevrelerden sanatçılar veya belirli gruplar gidiyor. Ben de gidip halkın arasında Cumhuriyet Bayramı’nı kutlayacağım. Neden bu yadırganıyor? Hatta şunun söylenmesi lazım, CHP genel başkanı partisine uygun kutladı.

Rıdvan Akar: CHP’nin geleneğinde de, cumhuriyetin kuruluşundan itibaren de bir balo geleneği var. Onlar da halktan değillerdi ama CHP tarafından başlatılan bir gelenekti.

K.K.: O yılların balosunun bir anlamı vardı şimdi biz 21. yüzyıldayız. Siyasetçinin tek partisi vardı, şimdi çok partili rejime geçtik. Artık siyasetçilerin halka daha yakın olması lazım. Resmi kabule katılıyor muyuz? Katılıyoruz tabi. Hanımefendi gelseydi tabii ki yine gidecektik. Bunu türban olayına bağlamak son derece yanlış, böyle bir şey söz konusu bile değil. Eğer böyle bir algının arkasında dursaydık milletvekillerimiz gitmezdi.

R.A.: Tüzük değişikliğiyle ilgili mahkemenin dayattığı bir kongre süreci var. Siz kongreye gidecek misiniz?

K.K.: Şimdi Yargıtay Başsavcısı ile 3 veya 4 yazışma oldu. Yazıda diyor ki: Kurultaya gerek yok. Yani var olan tüzük değişikliklerinin kurultayı ve seçilen organları etkilemediğini söylüyor. Ama diyor ki: Daha önce Parti Meclisi’nin kabul ettiği tüzük değişikliği yürürlüktedir. Dolayısıyla sizin Merkez Yönetim Kurulu’na (MYK) üye seçerken Parti Meclisi’nden yeni tüzüğe göre seçmeniz lazım ve bunun da gereğini 15 gün içinde yapın. Biz de haftaya çarşamba günü toplanıyoruz Parti Meclisi’nde yeni tüzüğe göre, yeni MYK’mızı oluşturacağız ve yolumuza devam edeceğiz.

M.A.B.: O zaman Genel Sekreter Önder Sav’ın yetkileri çarşambadan sonra da farklılaşmaya başlayacak.

K.K.: Yeni bir yapı ortaya çıkıyor.

R.A.: Yani yeni sekreterle mi yolunuza devam edeceksiniz efendim?

 K.K.: Evet, yeni bir yapı, yeni bir genel sekreter. 

 M.A.B.: Sayın Başkan, siz çok kibar bir insansınız. Bir İstanbul efendisisiniz. Bugünkü üslubunuzdan memnun musunuz?

K.K.: Siyaset üslubundan memnun değilim. Ama eğer sizin karşınızdaki kişi gerçekten de ağzını bozacak düzeyde bir saldırı yapıyorsa size, bir şekilde yanıt vermeniz lazım. Yanıt vermek zorunda kalıyorsunuz.

R.A.: Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç ile karşılıklı polemik yaşadınız. Sayın Kılıç, ‘Benim vicdanımı ve ahlakımı sorgulamak kimsenin haddine değildir’ şeklinde bir cevap verdi. Sayın Kılıç’ın bu tepkisini nasıl değerlendirdiniz, neden o kadar kızmıştınız?

 K.K.: Haksız bir tepkiydi. Şunun için kızmıştım. Siz eğer bir yemin töreninde Anayasa Mahkemesi Başkanı olarak siyasi içerikli bir konuşma yaparsanız ve o siyasi içerikli konuşma iktidar yanlısı bir konuşma olarak kamuoyunda algılanırsa bu yanlıştır.

 R.A.: Sayın Kılıç’ın açıklamasını size karşı nasıl değerlendirdiniz?

 K.K.: Sayın Kılıç’ın o koltuğu bırakması lazım. Haşim Kılıç’ın gidip AKP’ye kaydolması lazım. Orada siyaset yapması lazım.

R.A.: Sayın Kılıç diyor ki; ‘Anayasa’nın değişmez maddelerini de konuşabilmeliyiz.’ Konuşmalı mıyız sizce?

K.K.: Anayasa’nın değişmez maddelerini konuşabilmesi için kurucu meclisin olması lazım. Anayasaların sıfırdan nasıl hazırlandığını bir hukukçunun çok iyi bilmesi lazım. Ama Sayın Kılıç zaten hukukçu olmadığı için bu demeç de zaten hukukçu olmayan kimliği ile yaptığı bir açıklama. Doğru değil.