Behzat Ç'nin Ç'si ne anlama geliyor?
12 Ekim 2010

"Behzat Ç. Bir Ankara Polisiyesi” hakkında yanıtı acilen verilmesi gereken bir soru var; Behzat’ın Ç’si ne? Elbette bu işin fantezisi...

Gelelim diziye. Emrah Serbes’in roman karakterinden kurtularak kendi yolunu çizmeye başladı Behzat Ç.! Alışıldık bir polisiyenin sınırlarını zorlayan diyaloglarıyla ne zaman ne hissettireceğini kestiremediğimiz bir de hızı var dizinin...

Ne bileyim; “Bir Arka Sokaklar” ya da “Kanıt” ve yahut “Umut Yolcuları”nda olayların akışı belli. Bir suçlu var ve bir de cezası. Polisler bu ikisinin arasında köprü vazifesi görüyorlar...

Ama Behzat Ç. adını verdiği polisin hikayesini inceliyor. İnsanı yani. Kaybettikleri nedeniyle hayatı çok da ciddiye almayan “kafası rahat” ama psikolojisi darbeli bir adam var orada...

Geri kalanı sıradan suç öyküleri zaten. Bu yüzden bir fenomen olacağını düşünüyorum Behzat Ç.’nin. Romanına bağlı kalıp kalmadığı, yeterince uzayıp uzamadığı tartışmaları olmayacak bu karakterin...

[[HAFTAYA]]

İzleyicinin doyduğu anda çekip gidecek yani. Reyting şöyleymiş, formunun zirvesindeymiş filan takmadan. Alışılmadık bir tat olarak girecek dizi tarihimize...

Bir de arkadaş, dikkat ettiniz mi; ekranda Ankara kökenli diziler hakikaten sıkı reytingler yakalıyor... Kaynanalar’dan başlayarak Ferhunde Hanımlar’a, Bizim Evin Halleri’nden devam ederek Deniz Yıldızı’na (Fox TV) kadar formlarını hiç düşürmeden yer ediniyorlar hafızamızda. Sosyologların bunu araştırmasında fayda var !

Biraz dinlen Osmantan!

Osmantan Erkır TV (Fox TV) yayınlandığı saat açısından bir program için çok ballı bir yerde duruyordu. Ama ne olduysa, Osmantan bu cennetin tadını çıkaramadı...

Önceki akşam geçen sezon işbirliği yaptığı “Mahşeri Cümbüş” tayfasını izledim programında. Kendi adıma “keşke böyle devam etseydi” diye düşündüm...

Osmantan Erkır TV bugün yarın yayından kalkacak. Zaten anlaşması da 6 haftalık filanmış duyduğuma göre...

Osmantan bu ayrılığı nasıl değerlendirecek, yüzünü dinlendirip ilginç bir projeye odaklanacak mı?” diye düşünürken Fox TV cephesinden yanıt kulis şeklinde geldi...

Arayı uzatmadan yeni bir şov programına başlayacakmış adamımız. Format işindeki başarısını ekran yüzü olarak gösteremeyen dostuma küçük bir tavsiyem var. “Bir süre görünme Osmantan”... Ve içine en çok sinen projeyi bulduğunda çık ekrana. Göreceksin daha iyi olacak böylesi...

Pelin’in yerine Aysun mu geliyor?

Pelin Batu, benim oğlanın tabiriyle “Tarihin Arka Odası’nın (Habertürk TV) en önemli izlenme nedenlerinden biriydi”. Geçtiğimiz hafta bir mola yapıp ABD’ye gitti... Bildiğim kadarıyla beş hafta kadar sürecek bir ayrılıktan söz ediliyordu Pelin için. Ama sanırım hesaplar biraz değişmiş olmalı... Şöyle ki, kimi kulislere göre Pelin Batu programı tamamen bırakmış yerine geçecek bir hatun kişi arayışına başlanmıştı... Önceki akşam Batu, ABD’den görüntülü konferans yöntemiyle programdaydı ama yerini daha iki gün öncesine kadar kanalda dolaşan Aysun Kayacı’ya bırakacağı olasılığını bilip bilmediğinden emin değilim ben... Bazı söylentiler çok geçmeden hayattaki karşılıklarını bulur. Eğer Tarihin Arka Odası’nın yeni güzeli Aysun Kayacı olursa, “yine ilk Mesut Yar söylemişti” dersiniz...

Her yer karanlık!

TRT’de yayınlanan Eğlence Pazarı isimli programı izliyoruz. “Şarkıcı Yeliz biraz kilo mu almış ne?” diye merakla bakınırken hop, elektrikler kesiliyor... Hayır, bizim evde değil, bizzat stüdyoda. Pilot ışığından anladığım kadarıyla sunucu Metin Şentürk duruma hiç uyanmadı. Haklı olarak tabii ki; malum görmüyor sevgili kardeşim benim... Etrafta derin bir sessizlik, birkaç saniye sonra da telaş başlamıştı ki, kanal yayını aldı ve tanıtımlara geçti... Hani marazdan hayır doğacağı ihtimaline inanlardan olduğum için elektrik kesintisindeki hayrı da anlamış oldum. Meğer bizim TRT bu yıl dizi işinde almış başını gitmiş... Aynı zamanda ilginç programlar da varmış yayın akışında. Bütün hafta ne izleyeceğimize baktık uzun uzadıya... Neden sonra elektrikler geldi de hayat normale döndü. Böylece dizi içeriklerini alt yazı bantlarından okumaktan kurtulup, bizzat görüntüleriyle bilgi edindik. İyi oldu be!

Üç harfli bir uyarı konmalı!

“3 Harfliler: Marid” benim işine çok güvendiğim genç kuşak sinemacıların çektiği bir korku filmi olarak vizyona girdi... Sinemadan anlayan dostlarımın söylediğine göre film hakikaten bizim ülkede el yordamıyla yolunu bulan korku sinemasının yüz aklarından biri...

Yapanı da çekeni de kutlarım ama bir izleyiciden gelen şikayet benim önemsediğim bir sıkıntıyı dillendirdi...

Bir ebeveyn, filmi izleyen genç kızının psikolojisinin bozulduğunu, uyku uyuyamadığını ve sürekli tedirginlik yaşadığını anlatarak kızını tedaviye başlattığını ifade etmiş mektubunda... Elbette, korku sineması meselesinde ruh durum ya da fizik hali bu türden gerilimleri kaldıramayacak insanlar için uyarı sistemi esastır... Eğer Üç Harfliler: Marid için bu uygulanmadıysa ben yapımcısı Murat kardeşimden hızlı bir tedbir almasını istiyorum. Bana yazan ebeveynin kafası çok bozuktu çünkü...