Behzat amire iki kazık sorum var!
06 Nisan 2011

Behzat Ç. Bir Ankara Polisiyesi’nde iki temel soru takıldı kafama. Star TV’nin sevilen dizisinde Savcı Esra bildiğim kadarıyla ilk bölümlerden itibaren araba kullanıyordu... Ancak bir kaybolup sonra yine geldiği dizide önceki akşam direksiyon bilgisinin olmadığını öğrendik. Esra’ya kayıpken ne içirdiler de hafızayı sıfırladı, hakikaten merak ettim...

[[HAFTAYA]]

Bu arada Nusret Çetinel’in canlandırdığı Harun’un babası rolü bir başkasına geçmişti. Nusret ağabeyi İzmir Çetesi’nde de izlerken “üç dizide birden oynuyor” diye not düşen sevgili Yüksel Aytuğ’a, “Maşallah dediğin 40 gün mü yaşıyor senin de benim gibi?” diye bir soralım hemen. Vallahi geri istiyoruz Nusret babayı...

RTÜK DİYE BİR ŞEY VAR!

CNBC-e kanalında alt yazı sansürlerine itiraz edenlere “RTÜK var” diyerek yanıt vermişti yetkililer. Şimdi de bazı müstehcen sahnelere sansür uygulanmasına tepki gösteriyor izleyici... Bu kez CNBC-e yetkililerini beklemeden ben yanıtı vereyim: RTÜK diye bir şey var. Bir kanalı yarı puslu izlemekle izlememek arasında tercih yapmak size kalmış!

Seyyar nasıl seyyah oldu?

Seyyar Tayyar gerçek hayatta aldığı bir hapis cezasından dolayı zorunlu olarak ayrıldı Çocuklar Duymasın (atv) dizisinden... Ekranda son zamanlarda en dikkat çeken dizi karakterlerinden biriydi.

Emin Gümüşkaya on küsur yıl önce bir devlet tiyatrosu sanatçısı olarak birçoğumuzun adını bile bilmediği bir aktörken şimdi olduğu yerde başına gelenleri duyup hayıflandığımız bir adam oldu... Diziler böyle bir gücü tutuyorlar ellerinde işte. Geçmişi olmayan karakterler üretiyor ve gerçekten uzaklaştırıyorlar bir anda. Ve fakat gerçek hep acılarla hatırlatıyor kendisini. Allah kurtarsın diyelim Seyyar Tayyar için...

Seda diyorsa öyledir!

İz TV için İstanbul dışında çekimlerdeyim yine. Seda Sayan (Show TV) önceki gün manşetlerde bomba gibi patlayan Erman Toroğlu söyleşisi için bağlanmamı istedi... Bu arada ben telefonda yayını beklerken Erman hoca ve benim hakkımda “Biri dangalaklık yaptı ama hangisi?” gibilerinden bir de yorum yaptı...

O sırada telefonun yayına hazır olduğunu duyunca “dangalak” kelimesinin Türk Dil Kurumu (TDK) sözlüğündeki karşılığını “gerektiğinden fazla konuşan” olarak da açıklayıp durumu kurtarmaya çalıştı. Önce buna çok güldüm... Ve sohbetin sonunda “Mesut da benim gibi ağzına geleni konuşan dobra bir adamdır, ondan çok şey öğrenirim” jestini yapınca ikinci kez güldüm... Seda candır. Bu bir. Dosttur bu da iki. O diyorsa hakikaten dangalağımdır (!) ayrıca bu da üç.

Sosyal medya aleminde işin başka bir tarafa çekilmeye çalışıldığını görünce bu notu düşmek zorunda kaldım... Bu arada dangalak için TDK’da geçen tanımı da not düşelim, katmerli olsun yazımız; “Akılsız, düşüncesiz kimse, teklifsiz konuşan”...

KADERİ İLK YİRMİYE BAĞLI!

Dün yayınlanan Çakıl Taşları (Fox TV) dizisinin tekrar bölümü eğer reytingde ilk yüz listesinin ilk yirmi sırasından birini tutturursa yeniden yayınlanmaya başlayacakmış... Böyle “miş, muş” yaparak konuşmayı sevmem. Ama bu söz bizzat yapımcısının ağzından çıktığına göre kanalın bir pozitif duruşu olabilir diziye...

Bilmeyenler için bu sezonun başından itibaren gençliğin meselelerini ağzını yamultmadan anlatan bir iki dizinin içinde olduğunu söyleyelim Çakıl Taşları’nın. Ve bu kadar temiz bir iş olmasına rağmen reytinge yenik düştüğünün de altını çizelim... Bugün eğer şanslı yirmi içinde kendine yer bulursa yeniden sekerken göreceğiz diziyi ekranda. Ve bu ihtimale umut bağlayan önemli bir kalabalığın içinde bulunuyorum ben de, biline...

Şifreler internette...

Bugün ve yarın Star TV’de yayınlanacak olan Şampiyonlar Ligi (Chelsea- Manchester United) ve UEFA Avrupa Ligi (Benfica-PSV Eindhoven) maçlarını uydu üzerinden izlemek isteyenler bir şifreyle karşılaşacaklar... Yasa gereği konulan bu şifrenin hiçbir mağdur yaratmamasını isteyen kanal yetkilileri de yine yasal bir yöntem kullanarak şifreyi çözücü kodları hemen verecekler izleyiciye... Yapılması gereken tek şey internetteki www.startv.com.tr adresine girerek geçerli şifre anahtarını almak... Dilerim her izleyici biliyordur bilgisayar kullanmayı. Çünkü artık “teknoloji yoksa maç da yok” çağını idrak etmekteyiz, duyurulur...