Başbakan otel yöneticilerini arayacak mı?
01 Eylül 2009

Ekim ayının başında İstanbul, dünya çapında bir organizasyona ev sahipliği yapacak. 50 yıl aradan sonra ülkemizde gerçekleşecek IMF-Dünya Bankası toplantıları için 10 binin üstünde yabancının gelmesi bekleniyor. Gerçekten önemli bu toplantı için Capital olarak resmi dergi niteliğinde bir dergi hazırlıyoruz. O nedenle gelişmeleri yakından izliyorum. Bu bağlamda özellikle otellerde yer bulma ve fiyat konusu hakkındaki sıkıntıları da biliyorum. Bunu test etmek için önce birkaç 5 yıldızlı oteli aradım, bazı otel yöneticileriyle konuştum. Ardından da bir otelin sitesinden 5-7 Ekim ile 5-7 Eylül tarihleri için online fiyatlara baktım. Otellerden gelen bilgi, internetteki fiyat verileri ve yöneticilerin söyledikleri, sektörün bu toplantıları bir fırsata dönüştürme gayretinde olduğunu ortaya koyuyor. 10 kat fiyat artar mı? İşin doğrusu bazı oteller için bu sorunun yanıtı ‘evet’. Zaten konuştuğum otel yöneticileri de genelde fiyat artışlarını pek gizlemiyorlar. Sadece, “Bizden çok daha artıranlar oldu” değerlendirmesini yapmakla yetiniyorlar. Hatta Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, turizm dernekleri aracılığıyla otellere mesaj bile göndermiş. “Bu kadar da artış olur mu?” diye kızmış ve Başbakan’ın duruma el koyabileceği uyarısında bulunmuş. Ancak, değişen bir şey olacağını sanmıyorum. Arz talep belirliyormuş! İstanbul’da 5 yıldızlı otel oda sayısı 5 bin civarında... Gerçekten standartları yüksek 5 yıldızlı oda sayısı ise 2 bin 500. Doğal olarak talep bunlara oluyor. Oda fiyatları 10 kata varan düzeylerde artmış durumda. Bir otelde ‘deniz manzaralı suit’ odanın fiyatı Eylül’de 770, Ekim’de 7000 euro görünüyor. Bir otel yöneticisi, “Bu fiyat artışları nedeniyle 1 haftada, 1 aylık gelir hedefliyoruz” diyor. Onun tahmini, otellerin bu haftada 3 milyon dolar gelir elde edecekleri yolunda. Fiyat artışı nedeniyle otel yöneticilerini eleştirenlerin sayısı oldukça fazla... Onlar da kendilerini, ‘50 yılda gelen bir fırsat’ diye savunuyor ve yurtdışındaki önemli etkinliklerde de benzer fiyat uygulamalarının olduğunun altını çiziyorlar. Son sözleri ise şöyle oluyor: “Arz ve talep meselesi.” Bakalım, Mehmet Şimşek’in uyarısından etkilenmeyen otelcileri, Başbakan Tayyip Erdoğan arayacak mı? Aradığında ise her şey için geç kalınmış mı olunacak?

Yenilenebilir enerjiye büyük talep geliyor

Geçen hafta içinde Permak Grubu’nun yöneticilerinden (ailenin ikinci kuşak temsilcisi) Emir Uyar ile sohbet ederken, aynı zamanda Artvin’deki birkaç hidro elektrik santralının (HES) ihalesi de devam ediyordu. Permak da ihaleye katılmıştı ve Uyar’ın gözü bir yandan da BlackBerry’sine gelecek mesajda idi. Bir süre sonra mesajlar düşmeye başladı. Verilen tekliflerden birkaçı, onların üzerinde, hatta beklentilerin çok çok üstünde idi. Emir Uyar, ‘Görülmemiş fiyatlar veriliyor’ değerlendirmesini yapıyor ortaya çıkan teklifler için...

Çok sayıda yabancı geliyor

Daha önce benzeri ‘görülmemiş teklifler’ sürüldüğünü, Emir Uyar’dan ve başka işadamlarından da dinledim... Türkiye’de enerjide hızla büyümek ya da işlerini belli bir düzeye getirip, yabancılara ve büyük gruplara satmak isteyenler, risk almaya devam ediyorlar. Tabii bu ilginin arkasında sadece bu faktörler yok... Esas faktörü dünya çapında ‘Yenilenebilir enerjiye’ (HES, rüzgar, güneş gibi) yönelik büyük yatırımlar oluşturuyor. Yatırımcılar, yaşanan krize rağmen bu tip enerji yatırımlarına para koymaya devam ediyorlar. Birleşmiş Milletler Çevre Programı tarafından yayınlanan rapor, ‘yenilenebilir enerjiye’ yönelik yatırımların son 6 yılda 22 milyar dolardan 155 milyar dolara ulaştığını ortaya koyuyor. Bu tutardan aslan payını ise 36.6 milyar dolar ile gelişmekte olan ülkeler alıyor.

Yeni yasa bekleniyor

2009 yılında bir miktar hız kaybetse bile, hükümetlerin ‘bu tip enerjiyi’ desteklemeye başlamaları, ivmeyi canlı tutuyor. Türkiye’de potansiyel büyük. Enerji sektörüyle ilgilenen şirketlerin sayısı ve yabancıların ilgisi, bu görüşü destekliyor. HES ve rüzgar başta olmak üzere ‘yenilenebilir’ enerji için 20’nin üzerinde şirket fırsat ve ortaklık arıyor. Bu şirketler iki noktaya odaklanmış durumdalar... Türkiye, yenilenebilir enerji işinin henüz başında... Toplam enerji tüketiminin sadece yüzde 0.5’i yenilenebilir kaynaklardan yapılıyor. Avrupa Birliği’nin ortalamasının yüzde 12’lerde olduğu düşünülürse, alınacak mesafe bir hayli uzun. İkincisi ise Türkiye’de bu alanı düzenleyecek yasanın eli kulağında... Yasa ile birlikte ‘yenilenebilir’ enerji alanı ‘çantacı’ ve ‘komisyonculardan’ kurtulacak, fiyatlandırma konusundaki tereddütler ortadan kalkacak.

Türkiye’de ne kadar uyuyan şirket var?

Türkiye İstatistik Kurumu ve Sanayi Bakanlığı’nın verilerine göre bu soruya, ‘kağıt üzerinde’ yanıt vermek çok kolay. Sanayi Bakanlığı, Türkiye’deki girişimci haritasını çıkarırken, şirket sayısını 537 bin olarak açıklamıştı. Peki bu, Türkiye’deki gerçek şirket sayısını ortaya koyar mı? Bu kadar üretim yapan, istihdam sağlayan şirket var mı? Önce sorunun yanıtının ‘Hayır’ olduğunu belirtip, sonra yanıtımı açayım. Türkiye’de son yıllarda sağlanan iyileşmelerle ‘şirket açma’ işlemleri kolaylaştırıldı, bir günde şirket açılabilir düzeye gelindi. Ancak, açmak ne kadar kolaysa, kapatmak da o kadar zor... Yasa düzenleyiciler hâlâ ‘şirket kapatmak’ konusuna el atmış değiller. Uzayan işlemler ve vergi sorunları nedeniyle, şirketler kapatma yerine, uyutulma yöntemiyle bir kenarda tutuluyor. Bunun sonucunda da Türkiye’de, ‘uyuyan şirket’ nüfusu hızla artıyor. Böyle olunca gerçek şirket sayısı ile kağıt üzerindeki arasındaki fark açılıyor. Bu konuda ise çok sayıda tahmin var. Ortak tahmin, şirketlerin yüzde 20’sinin, yani 100 bine yakınının ‘uykuda’ olduğu yönünde... Ancak, gerçek rakamı, ayrıntılı bir araştırma ile bulmak mümkün olacak. Belki de bir düzenleme ile hem bu rakam ortaya çıkar hem de gereksiz bir bürokrasi ortadan kaldırılmış olur.