Yeni Yazısı > Barut yok - 09.10.2009

Barut yok
09 Ekim 2009

Bir önceki Cumhurbaşkanı, kırmızı ışıkta durunca ne sevinmiştik.
Sanki örnek alacaktık onu.
Kaybettiğimiz disipline tekrar kavuşacaktık. Artık cici bir millet olup kurallara ve yasalara uyacaktık.
Öyle ya.
Başka niçin sevinmiş olabilirdik?
Ciddiyet ne güzel şey.
*
Hani, nerede?
Mahkeme kararını dinleyen yok.
Polisi ipleyen yok.
Yüce Mecliste’teki oylamaların bile bir kıymeti harbiyesi yok.
Futbolda Hakem, Adliyede Hakim, Hastanede Hekim bize söz geçiremiyor.
Devlet Memurun’nun düğmesini koparmaktan korkardık.
Amma da ödlekmişiz.
Öğretmene saygı ne demek?
Vali de kimmiş?
Cumhurbaşkanına niçin ayağa kalkacakmışım?
Yahu ben burada noter miyim? Her önüme geleni niye tasdik edeyim?
İşte... Noteri de benzettik. Sanki noter, hiç eksiğine gediğine bakmadan her önüne geleni imzalarmış gibi.
*
Son olaylar gösterdi ki, Türkiye’nin en büyük eksikliği ciddiyet.
O yoksa, tahsil-talim-terbiye para etmiyor.
Rejimin adı ister demokrasi olsun, ister faşizm, ister komünizm.
Ciddiyeti kaybetmiş bir ırk’ın ahfadıyız. Bize anayasa gerekmez.

Mustafa Özkan’a mektuplar
Özkan’ın, 70 yıla neler sığdırdığını işte o mektuplardan anlayabilirsiniz. Sayfaları gıbdayla çevirdim. Dostlukların ve arkadaşlıkların ne büyük servet olduğunu Özkan’ın albümünde bir kere daha gördüm.
Büyük göznuru dökerek yayına hazırlayan, Güneri Civaoğlu... Kutlarım.
Katkıda bulunanlar Murat Çulcu, Uğur Beğen, Ufuk Kocaeren, İrma Kızıldemir... Boyut Yayın Grubu’na yakışan bir ürün.
Mustafa Özkan’a mektuplar, zengin bir arşivdir. Şimdi sıra öbürüne geldi: Mustafa Özkan’dan Mektuplar...
Kimbilir ne müthiş olur.