'Badem'le hayatımız şöhretle değişmedi!'

'Badem'le hayatımız şöhretle değişmedi!'

Yahşi Cazibe’deki şımarık Simge karakterini takip edenlerin çoğu en çok şunu merak ediyor: Bu rolü büyük bir başarıyla canlandoran Hande Katipoğlu, gerçek hayatta da böyle biri mi?”. Ne yalan söyleyeyim, aynısını ben de düşünmüyor değildim. Çünkü röportaj için onu defalarca aramış, her defasında ‘Canım, cicim’ gibi laflarla bir şekilde röportaj tarihini atlatmışyı. Sonunda buluştuk. Simge gibi havalı,şık elbiseleriyle dolaşan birini hayal ediyordum. Hande Katipoğlu tam aksine eşofmanlarıyla çıktı karşıma. Rengarenk kıyafetleri, spor ayakkabılarıyla yine dikkat çekiciydi. Makyajı ise fark edilmeyecek kadar azdı.izide Paris rolündeki kendi köpeğ Badem de her zamanki gibi yanındaydı. Röportaj boyunca Badem yanımızdan ayrılmadı. Hiç havlamayan, sakin, en az kendi kadar şöhretli olan bu köpekten korkarlar diye Hande Katipoğlu’nun gözü hep Badem’deydi. Sorularımı tüm samimiyeti ve sıcaklığıyla cevapladı. Esprili kişiliğini cana yakın oluşunu çok sevdim. Siz de seveceksiniz...

Merve Özaytekin

[email protected]

Arkadaş arasında siz hep komik olan mısınız?

Komiğimdir ne yalan söyleyeyim. Arkadaşlarım ‘Hande olsa da gülsek’ derler...

Hayaliniz oyuncu olmak mıydı?

Hayır. 13 Mart 1983’te İstanbul’da doğdum. Her yerde Mayıs yazıyorlar diye söylüyorum. Bilfen Koleji sonrası Isparta Süleyman Demirel Üniversitesi’nde sosyolojiyi kazandım. Ama Isparta’da yapamadım.

Ne yaptınız?

İstanbul’da TÜRVAK Sinema-TV Eğitim Merkezi’ne devam ettim. Türker İnanoğlu’nun Süper adlı televizyon kanalında staj yapmaya başladım. Dizi oyunculuğu, sunuculuk ve reklam işleri gelmeye başladı. Rol aldığım birçok yapım tutmadı.

Siz de sigortacı oldunuz öyle mi?

Evet. Maddi olarak kendimi güvenceye almak istedim. Acıbadem Sigorta’da 4 yıl sonrasında müşteri portföyümü oluşturdum. İyi anlaştığım, kız arkadaşlarımla bir acenta açtık. Ancak acentadan sonra oyunculuğa devam edebildim.

Diziyle işinizden uzaklaşmadınız mı?

Fazla işle ilgilenemiyorum. İkisini birbirine karışmamalı. Arkadaşlarım yeterli desteği veriyor.

Yahşi Cazibe’deki Simge karakteri için neden siz uygun görüldünüz?

Birçok kişi role düşünülmüş. Denemelerden sonra role en iyi benim oturacağımı görmüşler. Yüzlerini kara çıkarmadım.

Sarışınlığınıza bağlı olabilir mi?

Seçildiğimde sarışın değildim. Hatta rol için saçlarımı yaktım!

Yaktınız mı?

Eveet! Saçlarım simsiyahtı. Evlenmeme bir hafta kala siyah saçlı değil de, kahve rengi saçlı bir gelin olmak istedim. Siyahtan kahveye boyattım saçlarımı. Saç yıprandı tabii... Dizide oynayacağım belli olunca, beni sarışın istediklerini söylediler. “Yapmayın, etmeyin” desem de ilk bölümü perukla çektik. Tam kötü yola düşmüş kadındım!!! Sıkıntılı insanım, perukla uğraşamadım tabii. “Sapsarı yapacağım saçlarımı” dedim. Kuaförüm “Hande saçların kopar evleniyorsun” dese de, perukla devam etmek istemedim. Saçlarım teker teker koptu... Baktık çok koptu, kestik.

Ağladınız mı?

Saç kafadaki kıldır ne ağlayacağım!

Rolünüz mü sizin konuşma tarzınızı etkiledi, yoksa konuşma tarzınız mı rolü etkiledi?

Rolün etkisine girmeye çalıştım, karaktere uygun laflara kendimi iteledim. Yavaş yavaş rol oturdu. Yoksa ilk bölümler facia! Sizce rolün etkisine kalmış mıyım?

Bence evet...

Telefonda defalarca konuştuk. Bir süre sonra ‘Canım, tatlım’ deyişinizden Simge’yle konuşuyor hissine kapıldım. (Gülüyor) Bir türlü zaman ayarlayamadığım için ‘Canım’lı ‘cicim’li konuştum sizinle. Mahçup olduğum için yani... Kibarcık değilimdir hiç.

Hiç Simge’ye benzemiyor musunuz yani?

Benzemiyorum. İnsanlar beni tanısın, Simge’ye benzeyip benzemediğimi anlasın istiyorum. Dünya görüşümle, inançlarımla Simge apayrı. Simge gibi bir karakter yok zaten. Demek ne kadar inandırıcı oynuyorum ki siz bile Simge gibi olduğumu düşünmüşsünüz.

Ünlü olduktan sonra yaşam tarzınız değişti mi?

Yok ayoool. Zengin olmadım. Tek değişen her yerde fotoğraf çektirmem.

Hoşunuza gidiyor mu?

Anlayışlıyım. Bir defasında tuvalette fotoğraf çektirmek istiyorlardı. Korktum alttan kamera falan sokarlar diye... Kabine giremedim. Bitkin halde doktora gittiğimde telefonu uzatıp fotoğraf çektirmek istiyenler de oldu. Elbette kimseyi kırmıyorum. Kadın da bana doktorda denk gelmiş, ne yapsın?

Gittiğiniz yerler değişti mi ya da dikkat ediyor musunuz?

Pek evden çıkmam. Eğer çıkarsam eşimle arkadaşlarımızın evine gideriz. Kuzenlerimle olurum, teyzemler bize gelir, babaannemle, anneannemle gezeriz. Veya kız arkadaşlarımla Fenerbahçe, Bağdat Caddesi gibi Anadolu Yakası’nda dışarı çıkarız. Ama ‘cadde kızı’ gibi de gezinmem. Pahalı yerlere, mütevazı yerleri tercih ederim. İlla pahalı bir yere gideceksek, kendimize ödül olsun diye gideriz, keyfini çıkarırız!

Yorkshire terrier cinsi köpeğiniz Badem’e teklif nasıl geldi?

Gelmedi. Badem’e teklifi ben getirdim. “Badem Hanım, evde boş boş oturuyorsunuz, dizi de oynamaz mısınız?” dedim. Şaka bir yana... Henüz dizi başlamamıştı. Ben de Simge karakteri nasıl olur diye çalışıyordum. “Böyle bir kızın bir de köpeği” olur dedim. Zira Bodrum plajlarının sıcağında küçücük köpekleri ellerinde gezdirenleri görüyorsunuz... Bizimki o cinsin şanslılarından. Yönetmenimiz ve yapımcımız da fikre bayıldı. Badem’e ilaç verdiğimiz, uyuşturduğumuz düşünüldü. Ama bizimki doğuştan sakin.

Badem para alıyor mu? Şöhreti sevdi mi?

Siz misafirliğe giderken pasta götürürseniz pastanın parasını alır mısınız? Ben önerdim Badem’i nasıl isterim parasını? Zaten hiç aç gözlü olamadım! Hayat şartlarımız da değişmedi. Mama yemez ki daha lüksünü yesin. Ben ne yersem o da onu yer. Taşlı tasma alsam ne anlar. Alsam kendime kolye alırım, kendime bile almıyorum. Benim de, onun da hayatında bir şey değişmedi.

6 ay içerisinde evlenmeye karar vermişsiniz, hikayesi ne?

Ablam benden 7 yaş büyük. Evli. Eşi iş çıkışlarında hobi olarak bir grupta bateri çalıyordu. Aynı grupta Cenk (eşim) de vardı. Tanıştık. Arkadaşlık ettik. Evlenme teklif etti. O 33, ben de 28 yaşındaydım. Gayet makul, mantıklı bir çift olacağımıza inandık, evlendik.

Eşiniz size nasıl evlenme teklif etti?

Eşimin çocukluğu Boğaz’da geçmiş. Bir akşam arkadaşının teknesiyle açıldık. Cebinden tek taş çıkardı. “Ömür boyu eşim olur musun?” dedi. Kabul ettim.

Çift olarak hep romantik misinizdir?

Hiiç değiliz. Hatta bir arada hep güleriz. Eşim aynı zamanda en yakın arkadaşım. 8 aydır evliyiz. Evlilik işi şans... Güzel bir evlilik yaptığımı düşünüyorum. Allah inşallah utandırmaz!

Eşiniz ne iş yapıyor? Yoğun ilgiden hoşnut mu?

Otomotiv sektöründe çalışıyor. Öyle kıskanç bir erkek değil ama Avrupai laçka biri de değil. Setteki arkadaşlarımı tanır, bana güvenir. Zaten ben de işe gider, evime gelirim.

Hakan Yılmaz (Dizide Kemal karakterini oyunuyor) ile dizi gereği çok yakınlaşıyorsunuz, hiç mi sesi çıkmıyor?

Yook asla. Onlar benden daha yakın arkadaş. Zaten eşim çook yakışıklı, ayrıca kendine güvenen biri!

Mutfakla aranız nasıl?

Güzel yemek yaparım. Evlendikten sonra öğrenenlerden değilim. Bir saatte misafir bile ağırlarım.

Nasıl bir kadınsınız?

İçim neyse dışım da o. Süs püs sevmem. Evimde de sadeliği tercih ederim. Biblo falan hiç sevmem. Toz olur. Temizimdir. Evimin temizliğini de kendim yaparım, haftada bir kez de yardımcımız gelir.

Simge hep çok şık ve seksi. Siz röportaja eşofmanla gelmişsiniz. Hiç mi seksi giyinmezsiniz?

Pek giyinmem. Genelde eşofman-t-shirt ya da jean-t-shirt, spor ayakkabı giyerim.

Eşiniz ekrandaki gibi seksi bir kadın istemez mi?

Şık halimi ister ara ara... Ama Simge gibi de seksi, açık giyinmemi istemez. Özel bir yere gideceksek ona göre giyinirim. Güzel bir pantolon, bluz, kısa olmayan bir elbise tercihimdir. Makyajı bazen çok hafif yaparım.

Simge karakteri için gözlem yapıyor musunuz?

Evet çok... Yürüyüşe bile çıksam insanları gözlemliyorum. Çevremdeki arkadaşlarım da benim için gözlem yapar. Hangi laflar bu aralar meşhur, ne konuşuluyor diye hemen anlatırlar.

Sizi sevimli mi buluyorlar sevimsiz mi?

Aaay çook sevimli buluyorlar. Çocuk, genç, yaşlı... Bir de bana karşı çok rahatlar.

Dizideki şarkılar nasıl çıkıyor?

Çekim sırasında... İlk ‘Madurum da madurum’ çıktı. Çok sevildi. Senaristimiz ‘madurum’ yazmıştı. Ben de şarkı gibi söyledim... Popüler oldu. Söz onların, beste benim! (Gülüyor)

Ağlak bir rol oynar mısınız?

Komediyi tercih ederim. Hayatın neşeli tarafını seviyorum çünkü. Asosyal, burnunu karıştıran ya da çok süslü olmayan, ezik ama komik bir karakteri olabilir.

Oyunculuk nereye gidecek, geliştirecek misiniz kendinizi?

Keşke! Yabancı dilimi geliştirmek, özel ders almak ya da yemekle ilgili kurslara gitmek isterdim. Ama vaktim yok, olsa da ayıracak öyle bir bütçem yok. İnşallah o günler de gelir...

Bu yazı 17 Nisan 2011 tarihli Pazar Postası'ndan alınmıştır

4