Yeni Yazısı > Babaya isyan modası! - 22.10.2010

Babaya isyan modası!
22 Ekim 2010

Son dönem dizilerinde ciddi bir ergen isyanı var. Genellikle de babaya yönelik isyanlar bunlar. Öyle Bir Geçer Zaman ki (Kanal D) dizisinde Ali Kaptan’a karşı çocukların topyekûn isyanını görüyoruz... Kişisel olarak öyle bir baba modelinin elbetteki mülayim bir evladı bile çileden çıkaracağını düşünüyorum. Bunu bir kenara yazın! Salı akşamı STV’de başlayan Farklı Desenler isimli dizide de yine benzer bir isyanı izledim. Oradaki baba modeli de çok iç açıcı değildi elbette. Çocuklarını yıllar boyunca umursamamış bir adama karşı yükselen bu isyanı da haklı buldum.

[[HAFTAYA]]

Yine de mesela ailecek ekran başındaysanız ve yine mesela yanınızda ergenlik yolunda bir evladınız varsa inceden bir hicap duyuyorsunuz. İstediğiniz kadar iyi baba olun; mutlaka çocuklarınızla aranızda bir açı farkı oluyor. Böyle düşününce ekranda sıklıkla gördüğünüz isyan duygusu ister istemez sizi de korkutuyor. Dileğim ne gördüğümüz kadar düşüncesiz babalar olsun ne de o düşüncesiz babalar adına çocuklarımızdan kendi adımıza utanalım. Sanırım dizilerin kötü rol modeller yerine pozitif karakterler yaratmaya ihtiyacı var. Ya da kısaca babasıyla hesaplaşmasını tamamlayamamış yürekleri acıtmamaya!

Aşk cezaya dönmeden...

Aşk ve Ceza’da (atv) uzun zamandır kilitlenip kalan bir senaryoya hapsolmuştuk. Önceki akşam artık ne olduysa dizi su gibi akmaya başladı.

Savaş ve Yasemin aşkı tek başına doyurmuyordu izleyiciyi. Dizinin sonuna gelince bu inceden açılımın nedeni ortaya çıktı. Senaryo grubu değişmiş ve kalem Mahinur Ergün ile dizinin efsane yönetmeni Kudret Sabancı’nın eline geçmişti...

Kudret’i yakından tanıyan bir dostu olarak onun yaptığı işlerde ne denli hassas olduğunu iyi bilirim. Aşk cezaya dönüşmeden hepimizi bir çıkmazdan kurtardığını düşünüyorum. Hani bir yazımda demiştim ya; “Aşk ile izliyorum” diye, işte şimdi tam oldu...

Aşıklar, yanık yürekli aşıklar...

TRT 1’de önceki gece yayınlanan Lamekan (yoksa Camekan mı?) isimli muhteşem bir belgeseli fark edince resmen ekrana yapışıp kaldım. Bunun birkaç nedeni vardı elbette. İlk ve en önemli nedeni yaşayan en büyük ozanlarımızdan olan Neşet Ertaş’ın Anadolu’da abdal ve ozan kültürünü özetleyen şu müthiş cümlesiydi; “Biz aşıklar yanık yürekli, kara suratlıyızdır”... Cümlenin devamında bu toprakların zenginliğini hiç yitirmeyen ozan kültürünün ayakta kalmaya çalışan öteki isimlerinden gelen tanımlar da vardı... Öyle büyük bir halk servetine sahibiz ki kaybedersek her şeyimizi kaybetmiş olacağız. O yüzden Allah Neşet baba ve çıraklarına uzun ömür versin. Bir de unutmadan teşekkürler TRT.

Birini seçmeli!

Uğur Arslan bildiğiniz üzere Fox TV’de yayınlanan Su Gibi programında insanları seri halde evlendiriyor. Ekrandaki bu çöpçatanlığını kendi adıma çok eğlenceli buluyorum. Hatta bu hali sonradan ismi üzerine bir sürü spekülasyon yapılan Deniz Feneri (Kanal 7) programında çizdiği profilden çok daha fantastik. Adamımızı önceki akşam yine Kanal 7 ekranında bu kez yeni bir siyasi formatla görünce “ne gereği var?” diye düşündüm. İşte Hayat isimli programda Uğur bir hayli siyasi söylem halindeydi. Daha birkaç saat önce “Osman amca, Gülsüm hanım sana yakışır” diyen bir adamın Diyarbakır Cezaevi’nde bir dönem yaşanan acıları sorgulaması hakikaten samimiyetten uzak geldi bana... Sanırım Uğur Arslan’ın bir tercih yapması lazım. En azından iki işinden birine inanabilmemiz için.

O yılları çok özledim!

Kanal 24’te çok uzak olmayan geçmişimle yüzleştim önceki akşam. Bu köşenin okurları ve beni tanıyanlar koyu bir Beşiktaş fanatiği olduğumu bilirler. 80’lerin sonlarına doğru bir fırtına gibi esen Metin, Ali, Feyyaz, Gordon Milne ve Atom Karınca lakaplı kaptanımız Rıza Çalımbay’lı Beşiktaş günlerini bizzat yaşayanların ağzından dinledik... Çok iyi hatırlıyorum, nur içinde yatsın, kendisi de fanatik bir Beşiktaşlı olan validem takımımızın namağlup şampiyon olduğu 1992 yılında yaşadığımız caddeyi boydan boya Beşiktaş bayrağı ile kaplatmıştı... Bu sezon fırtına gibi başlayıp rüzgar gibi dinen Beşiktaş’ın haline bakınca o yılları çok özlediğimi fark ettim. Ve 24’e bu enfes nostaljiyi bize yaşattığı için minnet duydum. Serinin devamını bekliyorum...

Yeni bir Firdevs mi?

Hatice Aslan karakter rollerinde bir hayli başarılı bulduğum usta oyunculardan. Geçen sezon talihsiz bir şekilde erken bitirilen Samanyolu (atv) isimli dizide haris ve servet düşkünü bir kadını canlandırıyordu... Salı akşamı Lale Devri (Show TV) isimli dizide de aynı Hatice Aslan’la karşılaşınca oyuncuyu bu cenderede sıkıştırmanın iyi bir fikir olmadığını düşündüm... Cannes Film Festivali’nde ödül alan Üç Maymun isimli filmdeki halini düşününce Aslan’a Aşk-ı Memnu’nun haris annesi Firdevs muamelesi yapmanın haksızlık olduğu düşüncesindeyim... Dilerim Aslan, olası bir projesinde üstüne yapışmak üzere olan bu karakterden kendini sıyırabilir...