'B planı' olmayan Fener, Avrupalı Cimbom
25 Ekim 2010

“B planı” olmayan Fener
Aykut Kocaman yönetimindeki Fenerbahçe, sezon başından beri 13 resmi maç oynadı. Son haftalarda taraftar “iyiye gidiyoruz” diye de ümitlendi. Bir bakalım gerçekten öyle mi?
Sezon başında Young Boys ve Paok’a kendi sahasında gol atamayan Fenerbahçe, dün de Saraçoğlu’nda Galatasaray’a karşı aynı başarısızlığı sergiledi. Antalya, Manisa, Konya ve Gençlerbirliği galibiyetlerinde 3-4 gol atılmış olsa da Fener’de değişen pek bir şey yok sanki! Young Boys, Kayseri, Beşiktaş(2.yarı), Paok, Galatasaray ve Trabzon takımları ile yapılan toplam 8 maçın çoğunda, Fenerbahçe neredeyse hiç varlık gösteremedi ve silik bir futbol oynadı. Aykut Kocaman’ın dünkü basın toplantısında belirttiği gibi “takımın, daha doğrusu bizzat kendisinin” FB’ye denk takımlara karşı bir “B planı” maalesef yok! Aslında Kocaman’ın denk dediği takımlar da tartışma konusu! 4-2-3-1 taktiğinde orta sahanın ilerisindeki 3’lüde, ortada yer alan kişi (Alex) çok etkisiz kaldığından, çift ön liberolu sistemde sahanın ortasında büyük bir boşluk oluşuyor. 3. bölgeyi rahatlıkla geçen rakip takımlar, çok sayıda oyucuları ile ceza sahasının önünde kolayca yer bulabiliyor. 
Fenerbahçe neden gol atamıyor?
Takım gol rekoruna gidiyor” derken gol atamamak da nereden çıktı şimdi demeyin! Saydığım maçları hatırlarsanız, hepsinde gol sorunu yaşandı. Bu takımların ortak noktaları, orta alanda zaman zaman faullü de olsa sert basarak Fener’in hücümlarını durdurmaları, kanatlara zamanında top gitmesini önlemeleri ve alan  savunması yapmaları. Bırakın gol atmayı , Fenerbahçe bu sistemle oynayan takımlara karşı pozisyon bile yakalayamıyor. Bu durum sadece Aykut Kocaman’ın zaafı da değil; hatırlayalım geçen senenin Twente ve Lille maçlarını! 

Fenerbahçe neden çok gol atıyor?
Konya, Gençlerbirliği, Kasımpaşa, Manisa ve Antalya takımları Fener’e karşı “haddimizi bilelim” derken, defanslarını çok geriye kurup kanatlardan Dia, Gökhan, Stoch ve Özer’in, orta sahadan da Emre ve Semih’in araya sızmasına izin vererek bolca şut atılmasına ve çok sayıda pozisyon yakalamalarına ortam yarattılar.
Durum böyleyken Daum’dan sonra ne değişti? Aslında sadece teknik direktör değil, takımdaki oyuncular da çok değişti; Brezilyalılar artık yok! Kanatlar daha hızlandı ve sıralamadaki alt takımlara karşı artık Fenerbahçe 1-0 veya 2-1 değil, bol gollü sonuçlarla kazanıyor; ama maalesef daha sert, orta düzey ve üstü  takımlara karşı takım geçen senelere göre bile zorlanıyor.
Soruyorum size: Eğer Fenerbahçe şampiyonlar ligine kalmış olsaydı Barcelona, Manchester, Real Madrid gibi takımlardan kaç gol yerdi ? Dünkü gibi karşılarında Pino gibi bir forvet mi bulacaklardı?! Görünürde sadece Alex, Özer veya Samih’le, Dia ve Stoch’un yerlerini değiştirme hamleleri yeterli gelmiyor; takım olma yolunda önemli bir fayda sağlanmıyor. Belki bazı maçlarda 4-4-2 ya da 4-1-2-2-1 gibi taktikler daha verimli olabilir.


Avrupalı Cimbom” neden mi Avrupalı ?

Bakın Paok, Young Boys, Lille, Twente’ye ve Galatasaray ile kıyaslayın. Hepsi aynı şekilde oynadı ve Fenerbahçe’ye pozisyon dahi vermeden galibiyeti kaçıran taraf oldular. Fenerliler, beraberliğe sevinen Galatasaray’lı dostlarınıza kızmayın. Fark beklerken, galibiyeti kaçırdılar. On sene Galatasaray’dan gelip geçen ünlü yıldızların haddi hesabı yok. Başlarındaki teknik direktörler de hep marka olmuş isimler, ama dünkü mütevazı takım tarihe geçme fırsatını tepti. 
Yarın...
Geriye ve Fener’in oyun stiline bakarsak, cuma günü Bursaspor Fenerbahçe’ye karşı kesin favori. Hem de Fenerbahçe’ye pozisyona bile vermeden bitirebilir bu maçı.
Avrupalı dedik, ama Galatasaray şu anda gayet temkinli! Hagi, takımı oynaması gerektiği gibi oynattı. Fakat artık maçlar Saraçoğlu’nda olmayacak! Cimbom, eski günlerdeki öncü ve korku salan Avrupalı futbolunu oynamalı, yoksa bu sene de Avrupa Ligi’ne katılabilme mücadelesi vermekle yetinebilirler.