Ayşe Afrika'da

Nihat Odabaşı, gazeteci Ayşe Arman ile Elle dergisi için Kenya'da yaptığı çekimleri ve Afrika izlenimlerini Tempo Travel dergisi için kaleme aldı

Ayşe Afrika'da

Uçuş stresi

ELLE ekibiyle 24 Ağustos sabahı 04:30’da yola çıkıyoruz. Uzun bir seyahat var önümüzde. Kenya yolcusuyuz. Kenya’nın en güzel yerlerinden, Masai Mara’ya gidiyoruz. Görevimiz zor. Türkiye’nin en çok okunan, merak edilen ve zor kadını Ayşe Arman’ı ELLE için görüntüleyeceğiz. Beklentiler yüksek. Hem benim, hem Ayşe’nin, en çok da Işın’ın (Görmüş). Dolayısıyla stres diz boyu. Buna bir de benim uçak korkum eklenince değmeyin keyfime..

Buraya bir aslan el atsa!

Nihayet kampımıza varıyoruz... Richard’s Camp, Richard Roberts ve eşi Elizabeth Fusco tarafından 10 sene önce kurulmuş bir vahşi yaşam kampı. Kenya hükümetinin koruması altındaki vahşi toprakların tam ortasında kamp yapacağız. Buraya bir aslan el atsa, dua edecek vakit kalmaz.

Vahşi hayvanlar çok saygılı

Vahşi hayvanlar sınırlara karşı çok saygılı. Etrafı tülle bile çevrili olsa, sınırı belli olan mekânların içine girmiyorlar. Ortada tehlike arz eden bir olay olmadıkça insanlara asla saldırmıyorlar... İlk iki gece gerçekten hiç uyuyamıyorum. Hemen kulağımın dibindeki çıtırtılar beni yatağıma çiviliyor.

Böylece gecenin bir yarısı önce kamptan, sonra da Türkiye’den birçok dostuma durup dururken hal hatır sormak için telefon etmeye başlıyorum. Richard’s Camp’in çadırları çok konforlu. Aradığınız her şey var. Kamp çalışanlarının ateşte ısıtıp siz “Yeter” diyene kadar başınızdan aşağı döktüğü suyla duş yapmak çok keyifli. Masai Kabilesi erkeklerinden oluşan kamp çalışanlarının yardımseverliği, gönlümüzü anında kazanıyor.

Ayşe Arman’la ilk kavga

Keşif gününün ardından Ayşe Arman’la yapacağımız çekimin hazırlıklarına başlıyoruz. Herkes gergin, birbirimizi biraz hırpaladıktan sonra yola koyuluyoruz. Ayşe’yle ben ilk fena kavgamızı birinci kareden hemen sonra patlatıyoruz. Neyse ki kavga bir şekilde tatlıya bağlanıyor... Sadece hayvanat bahçesinde gördüğümüz hayvanlar, etrafımızda bize “Hoş geldiniz” dercesine salınıyorlar. Bir yanımızda salına salına gezinen zürafalar, bir yanımızda tembel tembel otlayan zebralar. Filler, sırtlanlar, babunlar derken, George Orwell’in ‘Hayvan Çiftliği’ kitabında gezinir gibi hissediyorum kendimi...

Ayşe oyuncak dağıtıyor

Masai köylüleri Ayşe Arman’ı kırmızı bir elbise içinde gördükleri an heyecanlanıyorlar. Bizi karşılamak için geleneksel danslarına başlıyorlar... Biraz sonra Ayşe, İstanbul’dan getirdiğimiz oyuncak saatleri çocuklara dağıtacak. Saatleri dağıtırken dikkatimi çeken şey, çocukların birbirlerini itmeden, kakmadan, sıraya girmeleri ve saati alan her çocuğun sessizce kenara çekilmesi oluyor.

Eşler birbirini kıskanmıyor

Masai Kabilesi’nde kızlar 13 yaşına geldiğinde, orgazm olmalarını engellemek için sünnet ediliyor. Erkekler birden fazla kadınla evlenebiliyor. Boşanmak neredeyse yasak. Masai erkeklerine göre eşler birbirlerini kıskanmıyor... Kahvaltıda ne yediklerini merak ediyorsanız, şu: Sabahları süte karıştırılmış kan ve et! Karbonhidrat nedir bilmiyorlar. Kaçınılmaz olarak hepsi tam bir kas yığını. Gitmek istedikleri yere yürüyerek gidiyorlar.

Çabuk alıştım Masai Mara’ya

Gariptir ama, Nişantaşı’nda yaşayan biri olarak, çabuk alışıyorum Masai Mara’ya. Az teknolojiyle birebir gerçek doğada olmak beni büyülüyor... Tabiatın bir parçası olduğunu hissediyorsun…