Yandex.Metrica
Avukatınızın dediğini yapın
12 Nisan 2011

Evimi kiraya verdim ama kiracı ortadan kayboldu. Malatya Cezaevi’nde olduğunu öğrendik, oraya tebligat gönderdik. Bu da tebliğ olunmadı, kendisi Nevşehir’e naklolmuş. Bu durumda evime sahip olamıyorum, avukatım da tebligat yapmaktan başka çare yok diyor. Oysa siz bir yazınızda, şayet kiracı iki ay içinde kira ödemezse mahkemece kendisine ihtarname gönderileceğini, yine cevap gelmezse avukatın icra memuru marifeti ile eve gidip eşyayı boşaltacağını yazmıştınız. Bunu bizim avukatımız bilmiyor mu?  M.Ç.

Ben tam 30 yıldır basında yazıyorum. Basındaki okuyucu kitlem hukukçu değil, hitap ettiğim kitle hukuk dışı meslek sahibi kişiler. Ancak aldığım mektup, telefon, faks ve maillerden açıkça gördüğüm şu ki anlattıklarım açık ve anlaşılır şeyler. Özellikle da anlaşılır olduğu için bu köşe 30 yıl devam etti. Kimse bir şey anlamasa iki günde bu köşe biterdi.

[[HAFTAYA]]

Ancak sizin yazdıklarınız beni endişeye sevketti. Ben bu kadar anlaşılamaz bir yazı yazmış olamam. Çünkü söylediklerinizi hiçbir zaman yazmadım, yazamam, zira böyle bir hukuki sistem yok. Avukatınızın size söyledikleri doğrudur, bir davaya bakılacak ise Tebligat Kanunu hükümlerine göre karşı tarafa tebligat yapılması şarttır. Öyle mahkemenin bir uyarı yazması sonucu kiracıyı kapı önüne koymak gibi de bir sistem hukukumuzda yok. Bir kehanette bulunayım. Bizde mesleği hukukçu olmayan herkes hukukçudur, mesleği doktor olmayan herkes doktordur. Biri size bir akıl vermiş, avukatına söyle böyle yapsın demiş, siz de benim yazdığım şeklinde yorumlamışsınız. Bunun bir başka izahı yok. Siz ona buna bakmayın avukatınıza bakın. Onun dediğini yapın. Dava açıp tahliye kararı almaktan başka çareniz yok.

Alacak olarak hesaplanacak

Ben iki yıllık evliyim. Ancak evliliğimin yürümeyeceği kanaatindeyim. Eşim evlenmeden önce bir kooperatife üye olmuş, evlendikten sonra bu evin eksikliklerini tamamlama ihtiyacı doğunca ben de katkıda bulundum. Ancak ev tabii ki eşimin üzerine. Şimdi boşanma halinde evde hakkım olacak mı?  Y.D.

Okuyucumun sorusu, 2002 yılında yürürlüğe giren yeni Medeni Kanun’un labirentlerinden biri. Öyle bir kanun yaptılar ki içinden çıkabilene aşk olsun. Hangi mal kimin, hangi maldan kim ne kadar tasarruf edebilir anlayana aşk olsun. Bir de bunu anlatmak var ki cehennem azabı. Sizinkine geleyim. Eşiniz dairenin sahibi, siz maddi olarak katkıda bulunmuşsunuz. Boşanmada bu göz önüne alınır. Zira eşler arasında boşanma sırasında mallar, şahsi mallar ve edinilmiş mallar olarak ayrı değerlendirilir. Şayet eşinizin kişisel malına katkıda bulunduysanız (ki bulunduğunuzu söylüyorsunuz) katkıyı da çalışmalarınız sonucu elde ettiğiniz gelirden yaptıysanız, bu edinilmiş mallardan yapılmış katkı olarak kabul edilir. Medeni Kanunun 230’uncu maddesi bu hususun göz önüne alınmasını ve boşanma sırasında yapılacak hesaplamada bir denkleştirmeye tabi tutulacağını söylüyor. Bu denkleştirme de eşinizin size borçlanması şeklinde olacak. Evden hisse alma şeklinde olmayacak. Ancak sizin katkınızın da belgelendirilmesi istenecek. Ancak hatırlatayım ki bu hesaplamalar kolay değildir ve boşanma davasını uzatacaktır. Çünkü yasal sistem toplum ihtiyaçları ve gerçekleri gözönüne alınmadan yabancı kaynaklardan tercüme sureti ile kurulmuştur. Bu nedenle işiniz uzun ve yorucu olacak.