Avrupa'da alkışlar Hayrünnisa Gül'e
08 Ekim 2010

Kadın, çocuk, engelli hakları konusunda topyekun hamle başlatan ve mağdur durumdaki binlerce kişiye ulaşan Hayrünnisa Gül, Avrupalı parlamenterlere hitap eden ilk Türk “first lady”si olarak da büyük alkış aldı. Uçakta konuşma imkanı bulduğumuz Gül, türban konusunda da hoşgörü ve sükunet mesajı verdi.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün eşi Hayrünnisa Gül, Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi (AKPM) Genel Kurulu’nda dün 47 ülkenin parlamenterine hitaben bir konuşma yaptı. Gül, bu kadar etkili bir uluslararası platforma hitap etme imkanı bulan “ilk Türk cumhurbaşkanı eşi” oldu. “Hasta ve engelli çocukların eğitim hakkının güvence altına alınması” başlıklı rapor görüşülürken konuşan Hayrünnisa Gül, Türkiye’de kendi himayesinde devam etmekte olan “Eğitim Her Engeli Aşar” kampanyasının detaylarını Avrupalı vekillerle paylaştı.

[[HAFTAYA]]

İstanbul’dan Strasbourg’a giderken uçakta Hayrünnisa Gül ile etraflıca sohbet etme imkanı bulduk. Gül, özellikle üniversite ve türban tartışmasında çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. Kendi kuşağının ayrımcılığın acısını çektiğini, gelecek kuşakların da aynı şeyi yaşamaması için olaylara sükunetle yaklaşılması gerektiğini söyledi. Gül, toplumun en çok ihtiyaç duyduğu şeyin sevgi ve hoşgörü olduğunu, bunun sağlanabilmesi halinde Türkiye’nin gerçek manada bir sıçrama yapabileceğini ifade etti. Gül, türbanlı kız öğrencilerin üniversiteye girişlerinin kısıtlanması konusunda “Ayrımcılık kadar insanın içini acıtan bir şey yok. Şimdi kendi kendine bu iş hallolabiliyor. Biz enerjimizi boşa harcamışız. Böyle lüzumsuz konular olmasa Türkiye’de daha ne büyük işler başarılacak, meseleler sağduyu ve sevgi ile aşılacak” değerlendirmesini yaptı.

Türkiye’de ötekileştirmeyi sadece bir kısım insanın yaptığının altını çizen Hayrünnisa Gül, artık onların da bu yolu izlemeyeceğini söyledi. Gül “Hepimiz iç içe yaşıyoruz. Ben farklılıkların bizim zenginliğimiz olduğuna inanıyorum. Bir elin parmakları eşit mi? Bir parçamızdan vazgeçebilir miyiz? Anadolu da zaten meseleyi böyle hallediyor” diye konuştu.

Engellilerin sorunları ve kız çocuklarının eğitim imkanlarından yararlanması için çok çalıştığını da anlatan Hayrünnisa Gül, Türkiye’de 8,5 milyon dolayında engelli vatandaş bulunduğunun altını çizdi. Gül “Hepimiz engelli adayıyız. Yarın başımıza nasıl bir kaza geleceğini ve hangi sağlık sorunlarıyla karşılayacağımızı bilmiyoruz” ifadesini kullandı.

Çankaya’ya ters merdiven!

Türkiye çapında engellilerin hayatının kolaylaşması, onların da diğer insanlar gibi yaşamlarını sürdürebilmesi için projeler üreten Hayrünnisa Gül altyapı alanındaki iyileştirmelere öncelikle Cumhurbaşkanlığı Köşkü’nden başlamış. Gül “Engelli yurttaşlar Çankaya Köşkü’ne geldiklerinde merdivenleri çıkmakta büyük sorun yaşıyorlardı. Bunu nasıl çözebiliriz diye düşündük. Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek Bey’i aradım. Cumhurbaşkanlığı Köşkü’nde her yere ters merdiven yaptırdım. Yapılan düzenleme tam olarak içime sinmediği için üç kez o engelli yolunu yıktırıp yeniden yaptırdım, çünkü engelli yolunun açısını bir türlü doğru verememişler. Bizzat başında bekledim. Bu konularda Abdullah Bey de çok hassastır. Bütün bu çalışmalar yapılırken ağaçlara bir zarar gelmemesi için gece yarısı inip çalışanların başında durdu...”

81 Yıldız Projesi

Bir süre önce başlattığımız “81 İlde 81 Yıldız” projesi kapsamında her ilde çocuklarım var. Nereye gidersem beni çocuklarım karşılıyor. O kadar mutlu olup duygulanıyorum ki... Bu proje dışında desteklediğim çocuklar da oluyor. Türkiye’de bir yıl içinde 14 engelli okullu açıldı. Okula giden engelli çocuk sayısı bir önceki yıla oranla yüzde 30 arttı. 24 bin eve gidildi. Bu projelerin hayata geçirilmesinde valiliklerimizin çok büyük katkısını görüyorum.

Lokman Bey gururumuz

Engellinin neler başarabileceğinin en güzel, en somut örneği AK Parti İstanbul milletvekili Lokman Ayva... En büyük gururumuz. Bize bu sosyal projelerde çok yardımcı oluyor. Şoförü bir gün bize geldi, “Ben bir engelim olmadığı halde onun kadar çok şey yapamıyorum” dedi. Lokman Bey’e ulaşılmamış olsaydı, hâlâ evinde, köyünde oturuyor olsaydı, şu anda kendisinin ve ailesinin konumu ne olurdu? Amerika’da kahvaltı yapıyorduk, büyük oranda görme engelli olan New York Valisi bizi ziyaret etti. Düşünebiliyor musunuz? New York gibi bir kentte bu durumda olan birini seçebiliyorlar, bu kişi de hizmetini eksiksiz yapabiliyor.

Mardin’den gelen mektup

O kadar çok mektup alıyorum ki... En son bu hafta, Suriye sınırında Mardin’in ücra köyünden bir kız çocuğu mektup yazmış: “Bu mektubu gönderme imkanım bile yok, Diyarbakır’daki bir akrabam vasıtasıyla gönderiyorum. Ben okumak istiyorum” diyor. Nasıl duygulandığımı anlatamam, gözlerim doldu. İşte, bu çocukları okutmak boynumuzun borcu... Bu nedenle Türkiye’deki bütün çocukları kendi çocuğum gibi görüyorum. Kendi çocuğuma nasıl en iyi imkanı sunmak istersem bütün çocuklara onu sunmak istiyorum. İki gün önce Trabzon’a sırf bir tek çocuğu okula kazandırmak için gittim. Bakanımızın eşi, valimizin eşi, hepimiz uğraştık.

Amerikan sistemi

Abdullah Gül’ün farklı ülkelerdeki görevi nedeniyle ülkeleri tanıma ve mukayese yapma imkanım oldu. Amerikan eğitim ve sağlık modelinin insancıl tarafından çok etkilendim. Avrupa’nın oturmuş ve kurumsallaşmış yapısına rağmen çoğulculuk ve paylaşımcılık en iyi Amerika’da kendini gösteriyor.

Yeni projeler yolda

Çok yakında yeni sosyal sorumluluk projelerimizi açıklayacağız. Eşzamanlı olarak yeni projeler üzerinde çalışıyoruz. Emekli öğretmenleri gönüllü öğretmenliğe davet etme projesinin çapını genişletmeyi düşünüyoruz. Bu öğretmenler Sosyal Hizmetler yuvalarında kalan çocuklara akademik anlamda destek için görev alacaklar.

Şehit aileleri büyük yaramız

Şehit ailelerinin durumuna çok üzülüyorum. Allah kimseye evlat acısı yaşatmasın! Sadece evlat değil tabii, eşini kaybeden, babasını kaybeden oluyor. Çok trajik hikayeler var. Şehit ailelerine verdiğimiz iftarın ardından iki gün kendime gelemedim. Bir tanesi -hiç unutmuyorumtüp bebek tedavisi için yardım istedi! “Kaç yaşındasınız?” diye sordum, “39 yaşındayım ve şehit babasıyım” dedi. Genç yaşta baba olmuş ve tek evladını kaybetmiş.

Babasının rahatsızlığı

Hayrünnisa Gül’ün babası Ahmet Özyurt rahatsızlığı nedeniyle beş aydır hastanede. Gül, diğer hastalar kalabalıktan ve yoğun ilgiden rahatsız olmasın diye babasının hangi hastanede yattığını paylaşmak istemiyor. Hayrünnisa Hanım’ın babası, çocukken geçirdiği bir romatizmal rahatsızlık nedeniyle kalp hastası olmuş. Sonrasında üç kez by- pass ameliyatı geçirmiş. Gül, Türkiye’de sağlık imkanlarının geçmişle mukayese edilemeyecek kadar geliştiğini, Türkiye’nin tanınmış kalp doktorlarından Murat Tuzcuoğlu’nun da gelip babasını gördüğünü ve kesinlikle yurt dışında tedavi imkanlarını araştırmadıklarını söylüyor. Sırbistan’dan, Bosna’dan ve Avrupa’nın diğer ülkelerinden hastaların tedavi için Türkiye’yi seçiyor olmalarından ötürü gurur duyduğunu anlatıyor.

Uçakta kimler var?

Uçakta benim dışımda Habertürk’ten Balçiçek Pamir, Star’dan Mehmet Altan, Zaman’dan Abdülhamit Bilici, Sabah’tan Şelale Kadak ve Hürriyet’ten Cansu Çamlıbel var. Cumhurbaşkanlığı’ndan Ahmet Sever, Zeynep Damla Gürel, Ferden Çarıkçı, Ayşe Yılmaz ve Kemal İlter de Hayrünnisa Gül ile Strasbourg’a gelen isimler arasında.