Asker az kalsın 99'da da müdahale ediyormuş
23 Ekim 2010

Perşembe gecesi ‘32. Gün’deki konuklarımızdan biri Merve Kavakçı idi. Hatırlayacaksınız; Meclis’e türbanıyla giren (3 Mayıs 1999) tek vekil. Kavakçı, o dönem DSP’nin protestosu sonucu kürsüye çıkamadan Meclis’ten ayrılmak zorunda kalmış sonra da milletvekilliğinden çıkarılmıştı. Kavakçı’ya “O dönem Fazilet Partisi’nin buna tepki göstermemesi sizi kırdı mı?” diye sordum. Verdiği cevap kanımı dondurdu. Kavakçı, başta partisine kızdığını sonra “sağlam bir kaynaktan” öğrendiğine göre, dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in Fazilet Partisi lideri Recai Kutan’ı arayıp; “Merve Hanım Meclis’ten çıkmazsa ordu müdahale edecek” dediğini söyledi. DSP’nin tutumunu değerlendirirken de, “Halk bu tutum yüzünden DSP’yi sandıkta gömdü ama o dönem Ecevit tarafından benimle pazarlık yapılmak istendi. Meclis’e gel ama oturumlara katılma dendi” dedi. Bunlar çok ciddi iddialar. Merve Hanım, ısrarlarımıza rağmen iddiaların kaynaklarını açıklamadı. Bence toplumsal barış için bu iddiaların sahipleri ve tanıkları ortaya çıkmalı. Merve Kavakçı’nın bu iddialarını ve türbanı konuştuğumuz ‘32. Gün’ü kaçırdıysanız www.mehmetalibirand.com.tr adresinden izleyebilirsiniz.

[[HAFTAYA]]

Hagi’ye sevineyim mi üzüleyim mi, bilemiyorum

Yarınki maçı düşündükçeiçim kararıyor. Bir yanda formunun en üst noktasında bulunan Fenerbahçe takımı var. Etkili bir kadro kurmuş, golcü yabancılarını dizmiş. Üstelik derbi maç bizim bir türlü şansımızın tutmadığı Kadıköy Şükrü Saracoğlu Stadı’nda ve Fenerbahçe seyircisi önünde oynanacak.

Buna karşılık yönetiminde bir karmaşanın yaşandığı izlenimini veren bir Galatasaray takımı. Ben dışarıdan izliyorum ve bizim gibi taraftarlara yansıyan manzara hiç iç açıcı değil. Adnan Polat, belki çok farklı bir yaklaşım içindedir ve ortada karmaşa değil, çok uygun bir yönetim şekli vardır.

Bilemiyorum ancak dış görünüş kötü.

Rijkaard kötü idiyse, takım ile uyuşamadıysa, bu durum geçen sezonun sonunda belli değil miydi? O günlerde farkına varılmadı mı? Değiştirilecekti de, FB maçı öncesi mi akıllara geldi?

Birinci devrenin ortalarına kadar beklenmesi mi gerekiyordu?

Arka arkaya teknik direktörlerle konuşup, “biri olmadı diğerini çağıralım” yaklaşımı kokan bir tutumla GS gibi bir takıma çalıştırıcı aranır mı?

Hagi’nin durumuna bakıyorum da, adama acımamak elde değil.

Yarın farklı bir yenilgiyle karşı karşıya kalındığı taktirde, yıllar boyunca “I love you Hagi” diye haykıran tribünlerden bu defa ıslık duyacak ve ardından “Yönetim istifa” tezahüratı başlayacak.

En korktuğum da bu...

Sezon ortasında böyle bir kısır döngüye girecek olan GS, yok olup gider.

Yarın hem Hagi hem de Adnan Polat ve ekibinin kaderi, GS futbolcularının ayaklarında...

Özallar pes etmiyor...

Sizi bilemem ancak ben Turgut Özal’ın kalp durmasından ölmediği, aksine birileri tarafından öldürüldüğü konusundaki Özal Ailesi fertlerinin bitmek tükenmek bilmeyen komplo teorileri üretme yarışını üzüntüyle izliyorum. Şimdi de Korkut Özal’ın bir kitabı çıktı. Adı: Devlet Sırrı (Yakın Plan Kitabevi). O da, köşke sokulan birilerinin Turgut Bey’i öldürdüğünü iddia ediyor. Tanık olarak da, Ahmet Özal’ı gösteriyor. Ahmet ise, bu iddiayı reddediyor. Olay artık tam bir komediye döndü. Turgut Bey’in doktoru Cengiz Arslan’ı hatırlarım. Bu iddialar ilk defa ortaya atıldığında sormuştum ve “Mehmet Ali kardeşim, Turgut Bey’in kalbi durdu. Bu kadar basit. Şimdi kalkıp bunun üzerine senaryolar yazmak ayıp oluyor” demişti. Gerçekten ayıp oluyor. Özal Ailesi’ni sevenler artık bu komediyi kaldıramaz duruma giriyorlar. Gerçekten yetti... Bu kampanyanın altında herhalde bazı beklentiler var ki, hâlâ sürdürülüyor...

Pendik Yat Fuarı’nın son iki günü, kaçırmayın...

Bugün ve yarın, Pendik Marinturk İstanbul City Port Marina’daki Yat Show’un son iki günü. Ben deniz aşığı olduğumdan dolayı elim mahkum gittim. Yarın da gidip dolaşacağım. Aman Allahım ne güzel tekneler var. Sizlere anlata anlata bitiremem. “Canım, benim o kadar param yok ki, neden gideyim?” demeyin. Tam aksine, mutlaka bir tekne almanız şart değil. Öylesine güzel şeyler var ki, etrafta dolaşmak küçüklü büyüklü tekneleri seyretmek dahi yetiyor. Benim bu yılki favorilerim arasında Azimut da var. Türkiye’de üretilmeye başlanıldığından bu yana, sahillerimizde en fazla bu teknelere rastlıyoruz. Türk işçiliğinin hangi noktalara geldiğini merak edenlere duyurulur. Gidip mutlaka dolaşın ve gurur duyun. Pendik Marinturk İstanbul City Port Marina sadece yatları görmek için değil, istediğiniz her an gidip yemek yiyebileceğiniz hatta hafta sonlarını geçirebilmek için gidebileceğiniz bir yer. Teknenizin olması da gerekmiyor. Marina hayatının ne olduğunu merak edenler için ideal bir yer.

KİTAP KÖŞESİ

İsrail hakkında aykırı bir kitap okumak ister misiniz?

Net Holding Yönetim Kurulu Başkanı Besim Tibuk aradı ve açtı ağzını yumdu gözünü. Tanıyanlar bilir, görüşlerini son derece çarpıcı şekilde anlatmasını bilen bir kişiliği vardır. Türk-İsrail ilişkilerinin getirildiği noktaya isyan ediyor. Bir de kitap yolladı. “Besim Tibuk’un Gözüyle Türkler ve Museviler” (İlgilenenler yusufunal@yahoo.com’dan isteyebilirler). Bu iki ülke ilişkilerinin önemini vurguluyor. Gerçekten aykırı ve çok çarpıcı bir kitap.

‘Amca, Size Gazeteci Diyebilir miyim?’

Gazeteci Mehmet Sağnak’ın son kitabı “Amca, Size Gazeteci Diyebilir miyim?” TB Yayınları’ndan çıktı. Sağnak, kitabında Yeşilçam’daki gazeteci figürünün nasıl olduğunu anlatmış. Uzun metrajlı filmlerdeki gazeteci karakterlerinin nasıl yansıtıldığını, muhabir şef, kameraman ve foto muhabirliğinin yönetmenlerin penceresinden nasıl göründüğünü araştırmış. Kitap aynı zamanda Babıali’nin ve Yeşilçam’ın yıllar içerisinde teknolojik olarak gelişimini de gözler önüne seriyor. Eğer Babıali’yi Yeşilçam’dan görmek istiyorsanız Sağnak’ın kitabını okumalısınız.