Yeni Yazısı > Aşk ve Ceza'da zaman durdu! - 14.10.2010

Aşk ve Ceza'da zaman durdu!
14 Ekim 2010

Aşk ve Ceza’da (atv) zaman büyükler için akarken küçükler için yerinde sayıyor anladığım kadarıyla... Savaş ve Yasemin’in çocukları olması gerekenden daha büyük ve kıllı doğduysa da kendisinden beklediğimiz performansı gösteremedi... Mesela onun doğduğu yıl üniversiteye hazırlanan Çiçek yengemiz mezun oldu, öğretmen oldu filan ama bizim minik bebek olduğu gibi kaldı... Çocuktaki sorunun tıbbi mi yoksa sanat yönetmeninin gözünden kaçması nedenli mi olduğunu hakikaten merak ediyoruz. Ha kişisel fikrimi de ekleyeyim; referans kaybına rağmen Aşk ve Ceza’yı aşk ile izliyoruz...

[[HAFTAYA]]

El arabası ehliyeti!

Kelime Oyunu” beni ekrana kilitleyen işlerden biri (Bloomberg HT TV). Dünyanın en basit ama aynı zamanda en kelime haznesi gerektiren yarışmalarından... Oyunu güzelleştiren bana göre sunucunun ta kendisi. İhsan Varol, geliştirdiği kelime kalıplarıyla karşısında yarışanın dikkatini dağıtmadan güldürüyor... Belki de bu yüzden ilginç yanıtlar verebiliyor yarışmacı o neşeyle. Bakınız geçende sorulan bir soru; “G sınıfı ehliyet gerektiren araçların tümüne verilen ad?”... Yanıt geliyor; “El arabası”! Hahaha...

TRT Hatırası!

Eğer, gerçekten geçmişle yaşamayı seviyor ve “nerede o günler?” diye sıklıkla hayıflanıyorsanız TRT Haber’deki “TRT Hatırası” isimli programı kaçırmayın... Hakikaten genç sayılabilecek televizyonculuk tarihimizin en büyük arşivine sahip olan TRT, uzun zamandır ilk kez bunun tadını paylaşıyor izleyicisiyle... Yıllar önce yapılan programlardan görüntüler, konukların o zamanki halleri, klipler, şarkılar filan derken zamanda yolculuğa çıkıyorsunuz... TRT Haber, kurumun kurduğu kanallar içinde giderek dikkat çekiyor doğrusunu söylemek gerekirse. Ve eminim erişimi izin verse ana kanal TRT 1’i bile zorlayabilir izlenme konusunda.

Süper Baba da döner mi?

Eğer bu ülkede unutulmayan ve fanlarını hep ayakta tutan dizi hangisi diye sorarsanız benim de içinde bulunduğum kalabalığa bakıp netlikle söyleyebilirim ki hâlâ “Süper Baba”... Birkaç gündür fazla sayıda fandan mektup geliyor. Dizinin 82’nci bölümden sonra ortadan kaybolan kalan bölümleri için Şevket Altuğ’dan yeniden montaj yapıp yayınlamasını rica ediyorlar... Benimse derdim başka. Süper Baba’dan çok daha yeni diziler yeniden hayata döndü. Amerika’da bile Dallas furyası başlamak üzere... Neden Süper Baba efsane ekibini toplayıp dönmüyor ekrana? Alkışlanacak bir şey bekliyoruz Şevket ağabeyden. Yapsa ya artık!

Stüdyoya bak trafiğe çık

Erkan Tan, 11’inci yılında hâlâ bıkıp usanmadan TV8 sabahlarını şenlendiriyor. Bu yıl atağa geçmesi beklenen kanalda stüdyo yatırımları dikkat çekiyor ama Erkan’ın manzarası hep aynı... Ve bana göre şahane. Çünkü stüdyonun hemen arka fonunda bir cam, camın arkasında da akıp giden hayat var.Orada sürekli gördüğümüz polis memuru ellerini “geç çabuk” hareketi yaparak ne kadar hızlı sallıyorsa başkent trafiği o kadar açık anlamına geliyor... Ankaralı dostlarımın yola çıkmadan önce mutlaka Erkan Tan’ın arkasındaki cama göz atmasında fayda var kısacası...

Efsane kadro reklamda!

Anam anam anam; ekibe bak! Sedef Avcı, Pelin Karahan, Hazal Kaya, Zeynep Beşerler, Gökçe Bahadır... Son dönem dizilerinin bu en güzel oyuncu kızları bu akşam beşi bir arada çıkacaklar izleyicinin karşısına. Elbette bir dizide olsaydı ballı kaymak olurdu ama onları bir araya getiren dizi değil bir çorap firmasının reklam filmi oldu... “Bazen” diyorum; “Şu reklam yönetmenlerindeki kafa bizim dizi yönetmenlerinde de olsa”. Böyle bir beşi bir arada kadroyu izleyip zevkini çıkarsak... Bu arada bu muhteşem beşlinin karşısına bir de “jilet beşlisi” koysalar tam olacak. Ben kafamdaki kadroyu sayayım; “Kenan İmirzalıoğlu, Kıvanç Tatlıtuğ, Cansel Elçin, Dağhan Külegeç ve Erkan Petekkaya”. Nasıl fena olmazdı değil mi?

Felaketçi algı hasta ediyor!

Sabahları Show TV’de Herkes İçin Sağlık isimli bir program var. Çok erken saatlerde yayınlanıyor. Belki de o yüzden Türkiye’nin ilk canlı yayında “açık kalp operasyonunu” kaçırdım, izleyemedim... Ama önceki gün, benim sevgili ve sadık dostum “panik atak” hastalığım yüzünden katıldığım programda hakikaten bir sürü doğru bilgi edindim... Adı geçen hastalık benim için artık çok sert bir düşman değil, dediğim gibi bir dost. Ama hastalığın en önemli nedenlerinden biri bu toplumun en büyük baş belası... O da; “felaketçi algıyı” ortadan kaldırmakmış. Sürekli felaket bekleyen bir insanın bu rahatsızlığı yaşama yüzdesi çok yüksek. Diyorum hep; atın üstünüzdeki ağırlıkları. Yaşamak güzel, yaşam atağı geçirmeye çalışın...