'Aşk karşılık mecburiyeti olmayan bir duygu'

'Aşk karşılık mecburiyeti olmayan bir duygu'

Adı gibi akıyor ağzından sözcükler; duru, kendinden emin ve çağlayarak… Ama hiçbir zaman kabarmıyor öfkeyle adına inat. O, sakin, huzurlu, kendini sevdiği, kendini sevenlerin yanında olduğu, barış dolu bir hayat istiyor. Yaşı çok genç olmasına karşın çoğu şeyi özümsemiş. İç yolculuğu ona çok şey öğretmiş. Aradığı bir şey yok, karşılaştıkları ona hayatı öğretiyor. Olabilecek her şeye hazırlıklı. Nehir Erdoğan, işte de, aşkta da, dostlukta da karşılıksız ama doyurucu duygulardan yana… Duru, güzel, sıcak… Tüm içtenliğiyle duygularını samimiyetle Hello! dergisine aktarıyor.

OYUNCULUK KAVRAMINA NASIL BAKIYORSUNUZ?

-Oyunculukla ilgili büyük laflarım yok dememe rağmen aynı cevap yollarında gezindiğim için buyurun büyük laf edeyim. Yine de mesleki anlamda değil, daha öznel bir yerden bakarak konuşacağım. Oyunculuk benim için terapi. O karakterler aracılığıyla ben içimi ifade edebiliyorum. Ağlayabilmeyi, daha ziyade ağladığımı gösterebilmeyi ben ‘oyunculuk’ yaparken öğrendim.

OYUNCULUK KULVARINDA BİR ÜST ÇİZGİYE ULAŞMANIN KRİTERLERİ NEDİR?

-Kulvar, üst çizgi, ulaşmak... Hep oluşturulmuş bir sisteme ait kelimeler. Oysa ben bir yarışmanın içinde yaşadığımı hissetmiyorum.

NASIL İYİ BİR OYUNCU OLUNUR?

Yaşayarak ve dinleyerek... Kendinden başlayarak herkesi dinleyerek. İçindeki kitapta sayfa atlamamak gerek, kendi gizlerini yakaladığın anlar gün gelir bir karaktere giysi, gözüne bakış olur. Ama bunları böyle önden tayin edip konuşmak, adını koymak, işin sihrini kaçırıyor bence. Ayrıca tabii ki çalışmak, disiplin ve sorumluluk sadece oyunculuk için değil hayatta yapmak istediğin ne varsa hepsi için gerekli. En azından içinde bulunduğumuz sistemde...

KÜRT MESELESİNİ NASIL DEĞERLENDİRİYORSUNUZ?

Ben Asmin isimli bir kızı oynuyorum. Kürt ya da Çerkez şeklinde karakteri etnik kökeninin politik karşılığına göre değerlendirmiyorum. Genel olarak işe her meseleye güler yüzle ve tokalaşarak, şiddet içermeyen çözümlerle bakarım.

KARŞILIKSIZ AŞK PEKİ? KAPILDIĞINIZ OLDU MU?

Aşk zaten karşılık mecburiyeti olmayan bir duygu. Hani istifa tek taraflıdır derler ya. Aşk da öyle. Onay makamı yok. Onaylatmaya gerek yok. Sonuçta ticari ilişki değil ki bu, hesabını kitabını bilesin. Benim böyle bir durum başıma gelmedi açıkçası. Ama gelseydi de sadece bunu ifade ediş biçimim farklı olurdu. Yani içimde aşk duygusu olsa dahi bunu istemeyen birine sunmazdım. Benim belki de bir zaafım, ‘gurur’; nefsimi fazla önemserim her zaman, hayatımın içindeki her durumda bu böyle. Dolayısıyla başıma böyle bir şey gelirse bir gün, kapılacağımı zannetmiyorum.

NE KADAR CESURSUNUZ İLİŞKİLERİNİZDE?

İlişki sorunuzu diyalog olarak algılıyorum. Sadece özel ilişkilerde değil kurulan tüm ilişkilerde salt dürüstlük için ciddi cesaret gereken bir devirde yaşıyoruz bence. Diyaloglarımda dürüstümdür. Sırıtanın ‘yalan’(!) olması gerekirken ‘doğru’nun yalan gibi kaldığı bir dünyada yaşamama rağmen... Sevilmeyi çok sevmeme ve söylediğimde sevilmeyeceğimi bilmeme rağmen ağzımdan ‘doğru’nun çıkması beni daha çok mutlu ediyor. En azından cesaretimle övünüyorum... “Mecbur olduğum gibi yaşamaktansa, bildiğim gibi öleceğim"”Sokrates'in dediği gibi.

2