Arınç, CHP'nin 'Hanefi Avcı' ziyareti için ne dedi?

Arınç, CHP'nin 'Hanefi Avcı' ziyareti için ne dedi?

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, CHP’li bazı milletvekillerinin tutuklu bulunan Emniyet Müdürü Hanefi Avcı’yı ziyareti ve ardından yaptıkları açıklamalarla ilgili, "Bir partinin milletvekilinin bu davalarla adeta bir avukat gibi ilgilenmesinin, hatta görüşmeler yaparak bunları bir başka şekilde aktarmasının yanlış olduğunu düşünüyorum" dedi.

Arınç, NTV canlı yayınında Ankara Temsilcisi Murat Akgün’ün sorularını yanıtladı.

"Bedelli askerlik" konusuna ilişkin soru üzerine Arınç, bu konudaki düşüncelerini daha önce ifade ettiğini, ardından bazı gelişmeler olduğunu "tek tip askerlik" ve sürelerine ilişkin konuların gündeme geldiğini söyledi.

Arınç, "Sanki Genelkurmaydan Milli Savunma Bakanlığına bu konuyla ilgili bir şey gelmiş de hemen yarın karar verecekmişiz gibi, halbuki yok. Sayın Genelkurmay Başkanı’nın eskisinin de yenisinin de tek tip askerliğin lüzumlu olduğuna dair açıklamaları oldu ama bu konuda yasal bir çalışmayı yapıp bakanlık kanalıyla hükümete göndermediler" diye konuştu.

Konunun şu aşamada tartışıldığını ifade eden Arınç, şöyle devam etti:
"Sürenin ne olacağı, üniversite doktorlarına, doçentlerine kadar herkesin eşit şartlarda mı askerlik yapacağı veya yapmayacağı, bedellinin bunun içinde olup olmayacağı belli değil. Önce asker kendi görüşünü içerisinde belirleyecek, Milli Savunmadan bize gelecek, biz de ona siyasi bir veçhe koyacağız. Çünkü hükümet sorumluluk taşıyor. Bu konunun askerlik gereği olan kısmı askerlik meselesidir ama kanun haline gelecekse bu da hükümetin vereceği karardır. Ben prensip olarak askerlik süresinin bu kadar uzun olmasına karşıyım. Yani 12-15 ay askerlik olmamalı artık Türkiye’de. Biz uzunda eşitliği değil, belki kısada eşitliği konuşabiliriz. Ama bunların hepsi tasavvurlarımızda olan şeydir. Siz farklı düşünüyor olabilirsiniz, ben de Bülent Arınç olarak hükümetin bir bakanı olarak bunu düşünüyor olabilirim. Ama hükümetin kararı yok. Hükümet karar verdiğinde benim değil hükümetin kararı olur."

Arınç, "Bu konuda seçim öncesinde karar verilebilir mi?" şeklindeki soruya da "10 aylık bir süreden söz ediyorsunuz sanırım. 2011... Bu kadar konuşulduktan sonra mutlaka bir şey olması gerekir. Ortada bırakılamaz" karşılığını verdi.

-"GEÇ KALAN ADALET ADALETSİZLİKTİR"-

Bülent Arınç, "Ergenekon" soruşturması kapsamında tutuklu bulunan eski Türk Metal Sendikası Genel Başkanı Mustafa Özbek’in tahliyesinin ardından yaptığı "22 ay savunma yapmadan çıktım, 3 saat önce teröristtim, şimdi ne değişti" açıklamasının hatırlatılması ve "Hala içeride suçlu olup olmadığı kesinleşmeden duranlar olduğu" belirtilerek sürecin ne zaman sonuca varacağının sorulması üzerine, şunları söyledi:

"Her maçtan sonra yorumcular maçın tahlilini yapıyor, biz aynı noktaya gelmeyelim. Hukukçu olarak da düşüncelerimi ifade etmiştim, geniş yankı bulmuştu. Eleştirenler oldu, doğru diyenler oldu. Avukatlar olarak tahliye, beraat olduğunda seviniriz ama müvekkilimiz mahkum olduğunda üzülürüz. Bir insan 22 ay sonra tahliye olmuş, hayırlı olsun, gözü aydın. Diğer arkadaşlar içerideler. Bu konu artık Meclisin gündemine de geldi. İnsan Hakları Komisyonu uzun süren tutukluluk hallerini, Sayın Cumhurbaşkanımızın da belki Meclisteki açılış konuşmasında söylediği doğrultuda ele aldı. Ama bunu sadece Silivri ile sınırlı olarak düşünmüyorum. Sayın Zafer Üskül ile program yaparsanız detaylarını anlatacaktır. Bu, adaletin kendi içinde bir sorundur. ’Geç kalan adalet, adaletsizliktir’ sözü evrensel bir kuraldır. Bir insan hemen yargılanmalı ve hemen neticeyi almalıyız. Hatta Sayın Sami Selçuk eski Yargıtay Başkanlarımızdan, bu konunun uzmanlarındandır. Arada, bir aylık, 15 günlük, 3 aylık arka arkaya mahkemeler olmasını yasalara, Anayasa’ya, temel insan haklarına aykırı görüp ’duruşmalar devam eder’ der. Duruşmalar bugünden yarına, yarından öbür güne kalır, bitinceye kadar ara vermeden devam eder. Belki biraz fantastik ama bugün Türkiye şartlarında bu ne demektir? Hakim başlar ve bitirir. Bütün delillerini toplar, ifadelerini alır. Zaten dava açılırken bunlar yapılmıştır, sonuca gider. Şimdi Mustafa Özbek savunma yaptı mı yapmadı mı... Ama sorgusu yapılmıştır. Sorgusundan sonra zaten susma hakkı diye bir şey var, ’konuşmayacağım’ dediğinde zorla konuşturacak halleri yok. Dolayısıyla tahliye edildi. Bu işin keyfini yaşasın, içerideki arkadaşları için de dua etsin onlar da özgürlüklerine kavuşsunlar ama kabadayılık olmasın. Çünkü öyle kabadayılar vardı. Tahliye edilip çıktığında 1,5 saat kadar televizyon önünde konuşan sonra tekrar ’içeri buyurun’ dendiğinde sesi çıkmayanlar var. Tahliye edilenler sevinsin. İnşallah beraat edenler olacaktır. Onlar da mutlu olsunlar. İyi bir yargılama güzel bir adalet hepimiz için gerekli."

-"YASAKLAR İÇİME SİNMİYOR"-

Arınç, "Türkiye’de hala Youtube yasaklı, Facebook ile ilgili konular gündemde. Hak, hukuk, adalet derken hala Türkiye’de yasaklar olması sizin içinize siniyor mu" sorusuna şu yanıtı verdi:

"Sinmiyor. Burada siyasi karar veya hükümetin dahli söz konusu değil. Siz veya bir başkası şikayet ediyor, o şikayetler içerisinde de internetteki siteler konusunda bir karar veriliyor. 3 seneden beri yasaklar var. Aldığım bir bilgiyi söylemek istiyorum, sanıyorum geçen sene sayın Kemal Kılıçdaroğlu facebook ile ilgili kendisine hakaret konusunda müracaat ediyor, mahkeme yasaklıyor ama TİB’e geldiğinde facebook ile ilgili işlem yapılmasının mümkün olmadığı ve erişimin engellenmesi konusunda sayılan şartların bu konuda oluşmadığı söyleniyor. Elbette hakaret çok çirkindir Youtube’da Atatürk’ün hatırasına hakaretle ilgili bazı videolar sebebiyle yasaklama kararı alındığını biliyorum. Ama şahıslar için de bu söz konusu olabilir. Hakaret, küçük düşürücü, özel hayatın gizliliğine aykırı bir takım şeyler yapılırsa insanlar bundan şikayetçi olabilirler ama bu bütün dünyanın izleyebildiği, hatta bizde bile başka kanallar aracılığıyla izlenebilen konularda daha özgürlükçü davranışla karar vermek gerektiğini düşünüyorum. Ama böyle bir yasak var ve bu mahkeme kararıyla..."

"Hanefi Avcı davasının da Ergenekon gibi uzaması riskini görüp görmediğinin ve CHP’lilerin Hanefi Avcı’yı ziyaretinden sonraki açıklamalarının" sorulması üzerine ise Arınç, şöyle konuştu:

"CHP’nin bazı vekilleri, bunlar bellidir. Çünkü bir gün Erzincan’da, bir gün başka bir yerde olabiliyorlar. Hatta davaları orada dinleyici sıralarında özel olarak takip edebilİyorlar. Bir partinin milletvekilinin bu davalarla adeta bir avukat gibi ilgilenmesinin, hatta görüşmeler yaparak bunları bir başka şekilde aktarmasının yanlış olduğunu düşünüyorum. Bu bir yargı sürecidir. Yargı sürecinin, soruşturmanın gizliliği esastır. Bir şekilde de bunların dışarıya aktarılması yargıyı etkilemeye teşebbüstür. TCK’da bazı maddelere bakarsanız... Zaten bu kişilerin bazıları hakkında fezlekeler var. Dokunulmazlığın kaldırılması talepleri var. Çünkü dışarıda onları savunuyorlar, davayla ilgili doğru veya yanlış bilgi veriyorlar. Kamuoyunda yargılamayı etkileme konusunda çaba gösteriyorlar. Doğrusu CHP milletvekillerinin bu tür çabalarının yanlış olduğunu düşünüyorum. Bunu Genel Başkanları ve kendileri takdir etsin. Hanefi Avcı ile ilgili soruşturma devam ediyor. Daha sonra dava açılırsa kovuşturmaya dönecek. Bu konuda nasıl bir yargılama olacak, kısa mı uzun mu sürer? Bilgi sahibi değilim."

-"(BALIKÇI) DİYE BİRİNİ TANIMIYORUM"-

Arınç, "Terörle mücadele kapsamında Öcalan ile görüşmeler yapıldığı konusunda ’balıkçı’ diye bir kişiden bahsediliyor. Böyle biri var mı?" sorusu üzerine, "Bir gazete özellikle bunu yapıyor herhalde en iyi bilecek durumda olanlar onlar. Bizim bir bilgimiz yok. Ancak bildiğiniz gibi sanıyorum önümüzdeki salı günü Kuzey Irak ile ilgili tezkerenin 1 yıl daha uzatılması gündemde. Aynı gün Sayın İçişleri Bakanı bu konuda görüşmelerde bilgi verecek. Sayın Kılıçdaroğlu’nun da talebi vardı. O talebini de karşılamış olacağız hem de meclis bilgilendirilmiş olacak. Özellikle son aylarda Kuzey Irak ile ilgili bazı görüşmeler umarım milletvekillerimizi ve kamuoyunu tatmin edecek düzeyde olur. Ben ’balıkçı’ diye birini tanımıyorum" diye konuştu.

"Sayın Başbakan’ın çılgın projesi var. Ne olduğunu biliyor musunuz?" sorusuna Arınç, gülerek "Bilmiyorum. Böyle çılgınlıklarla uğraşmıyorum" yanıtını verdi. Projeye "O ismi takan kim" diye soran ve "Sayın Hıncal Uluç’un köşesinde okumuştum" yanıtını alan Arınç, "Hıncal Uluç’a sormak lazım, bir proje nasıl çılgın olabilir? Kendisinin projelerinden bahsetmiyor umarım..." şeklinde konuştu.

Bülent Arınç, "Turgut Özal ve Eşref Bitlis’in öldürülüp öldürülmediği konusunda son zamanlarda üst üste dosyalar gündeme geliyor. Size gelen, fikir oluşturacak bir bilgi var mı" şeklindeki soru üzerine, "Bu konularla ilgili çok fazla detayları bilmiyorum ama benim bildiğim söz var, Allah’ım kalmasın alemde hiç bir hakikat nihan. Bu ne demek, alemde hiç bir gerçek gizli kalmasın. Nihan gizli demektir. Keşke bütün bu olayların gerçek yönleri ortaya çıkarılabilse. Türkiye’de geçmişte olumsuzluklar yaşadığımız için bu olaylardaki bütün endişeleri bütün senaryoları, bütün konuşulanları mutlaka araştırmak gerekir. Eğer geçmişte yaşanan bazı olaylar Türkiye’nin yüzünü kara çıkarmaya yönelik bazı tezgahlar, provokasyonları görmemiş, duymamış, yaşamamış olsaydık, bu bir trafik kazasıdır, şudur, budur diyebilirdik, yine belki öyledir ama üzerine gidilmeli, mutlaka gün yüzüne çıkarılmalıdır" dedi.

Arınç, Meclis Başkanlığı yaptığı dönemde, yıllarca önce işlenen bir cinayet için araştırma komisyonu kurduğunu belirterek, "O olay yıllarca konuşuldu ama biz araştırdık. Dönemin emniyet müdüründen başlayarak, siyasetçilere kadar kimlerin ihmali olduğu konusunu raporun sonucuna ekledik. Merak edenler oradan bakabilir. Meclis Araştırma Komisyonu dahil olmak üzere, öncelikle adli yargının, bu iddialar ne kadar basit olursa olsun ciddi kabul ederek araştırılmasında fayda var" diye konuştu.