Yeni Yazısı > Arif'e tarif - 21.10.2010

Arif'e tarif
21 Ekim 2010

Endişe nedir:

- Türban, üniversite dışına taşmasın.

Hah... Üniversite içi bitti de şimdi dışı kaldı...

Bu arada Başbakan demez mi:

- Kamusal alanı tartışabiliriz.

Nesini tartışacaksınız sayın Başbakan? Nereye varacaksınız? Ve kiminle?

[[HAFTAYA]]

Rivayet muhtelif. Ahmet Necdet Sezer’e sorarsanız -mesela- Cumhurbaşkanı maça gelmişse, bütün stat kamusal alandır...

Ahmet Necdet Sezer -mesela- Emirgan Çınaraltı’nda çay içiyorsa, o an bütün çay bahçesi kamusal alandır. Yâni Ambargolu Bölge.

Yâni halk’a açık zannettiğiniz ama aslında bazı kadınlara yasak mekan.

***

Halbuki bana sorarsanız, her yer kamusal alan’dır. Parklar, bahçeler, caddeler, sokaklar, uçsuz bucaksız çimenler, koş Allah koş.

Öyleyse?

Kamusal alan’ı tartışmak yerine, önce tarifini yapmak lâzım. Neresidir kamusal alan? Devlet Erkânı’nın ayakbastığı kutsal yerler mi, yoksa bütün vatan sathı mı? Eyvah, bütün vatan sathıysa, kamusal alan’a yanlış ad vermişler demektir. Adını da değiştirmek lâzım.

***

Bunları Başbakan bilmez mi?

Bal gibi bilir.

Ama yine de Ana Muhalefet’in kapısını çalıp ille bir yoklama yapmak ister.

Nitekim yaptı.

Cevabını da aldı.

Maksat hasıl olmuş demektir.

Neydi maksat?

Ana Muhalefetin türban konusundaki tavrını, kamuoyuna bir def’a daha göstermek.

Gösterdi işte.

Yoksa, üniversitelerdeki fiili durum, pekalâ kabul görmüşken, artık ne lüzum vardı işi fazla kurcalamaya.

Sonuç:

Mesele çözülmüştür.

Türk usulü.