Yeni Yazısı > Aramızda kalsın - 04.10.2009

Aramızda kalsın
04 Ekim 2009

Evli bir beyim. Eşimle hiç anlaşamıyoruz ve ayrı yaşıyoruz. Ancak ben bir bayanla beş yıldır beraberim. Bana eşinden ayrıl dedi, ben de dava açtım ama sonradan bana ayrılalım dedi ve beni, kendisini rahatsız ettiğim gerekçesi ile savcılığa şikayet etti. Ben iki ay ceza aldım. Oysa evini barkını onarmış masraf etmiştim. Bu paraları alabilir miyim? L.Y.

Şimdi bu hanımla yıllarca beraber olmuşsunuz. Birlikte yaşadığınız eve de masraf etmişsiniz, bugün ne diyeceksiniz? Bu hanıma borç verdim de geri istiyorum mi diyeceksiniz? Veya beni kandırdı bu paraları aldı mı diyeceksiniz? İstenecek para ya tazminat olmalıdır veya verilen borcun iadesi olmalıdır. Oysa siz birlikte yaşadığınız müşterek evinize masraf etmişsiniz, bunu talep ettiğinizde davayı kazanacağınızı sanmıyorum. Hatta daha ileri gideyim. Nikahlı eşinizle boşanma davanız var. Boşanma davasında sizin bir başka hanımla yaşadığınızı belgelediği takdirde sizden yüklü manevi tazminat alır. Yani Dimyat’a pirince giderken evdeki bulgurdan olmak var. İsterseniz bu konuyu fazla açık etmeyin.

İhtisaslaşma var mı?

Bir dava nedeni ile avukata ihtiyacım olacak. Avukatlar arasında doktorlarda olduğu gibi ihtisas söz konusu mu? Yani işime göre ihtisası olan bir avukat bulmak zorunda mıyım? K.K.

Avukatlar arasında doktorlarda olduğu gibi bir ihtisas sistemi yoktur. Avukat stajını yapar, baroya kaydolur ve dava takibine başlar. Kendisine tevdi edilen dava ne tür dava ise onu takip eder. Ancak okuyucumu bu soruyu sormaya yönlendiren husus, zaman zaman herhangi biri için ‘ünlü ceza avukatı’ gibi sıfatlar yakıştırılmasından geliyor. Oysa ceza avukatı veya hukuk avukatı gibi ayırım yoktur. Ancak hukuk öyle geniş bir konu ki tüm konulara vakıf olmak çok çalışmayı gerektirir. Bu nedenle bazı meslektaşlarımız belli konularda çalışır, çalışması dışında kalan hukuki konularda dava almayabilir. Dava almamak bir avukatın inisiyatifindedir. Bu halde de çalıştığı konuda geniş bilgi sahibi olur, dolayısı ile kendi isteği ile bir çalışma dalı seçmiş olur, buna da saygı duymak gerekir.

Kesin karar var

1990 yılında babam bir arsayı şahit huzurunda noterde satmış, parasını almış. Arsanın tapusu verilmediği için arsa halen mirasçıları adına görülüyor. Ancak arsayı alanlar dava açarak ödedikleri parayı talep etti. Mahkeme zamanaşımı nedeni ile davayı reddetti. Ama Yargıtay kararı bozdu. Neticeten 30 bin lira ödenmesine hükmedildi. Ancak alacaklılar bu paralı az buldu ve muhtelif davalar açtılar. Bu davalar nasıl sonuçlanır? D.D.

Biliyorsunuz bakılmakta olan davaların sonucu hakkında görüş bildirmiyorum. Bu da çok doğal. Zira eldeki delillerin de ne olduğunu bilmeden nasıl fikir verilebilinir? Ancak şunu söyleyebilirim. Mahkeme kararı Yargıtay safhasından geçmiş ve 30 bin ira ödenmesine karar verilmiş. Bu karar artık kesinleşmiş. Kesinleşmiş bir karar varken aynı konuda ikinci bir dava açılamaz. Dolayısı ile bu arsa satışı nedeni ile daha alacakları bulunduğu iddiası dinlenmez. Ancak bilemediğim bir başka nedene dayalı alacak davası açılırsa bu dinlenir. Ama karar ne olur, elbette bilme imkanı yok.

Satış yapabilirsiniz

Babamın ve annamin yüzde 50’şer hisseye sahip olduğu bir ev var. Biz iki kardeştik, kardeşim öldü, yeğenlerim var. Fakat yeğenlerim ile annemin hiç ilişkisi yok. Bu arada babam da öldü. Bu durumda annem sahibi olduğu yarı hisseyi bana vermek istiyor. Yeğenlerimin pay almaması için bana satsa bunu sağlayabilir miyiz? L.Y.

Doğrusu annenizin ölümü halinde onun malvarlığının yarısı sizin diğer yarısı yeğenlerinizin olacak. Ancak sizin düşündüğünüz gibi hissesini size satarsa ve ileride yeğenleriniz iptal davası açmaz veya açar da kaybederse istediğiniz olur. Böyle bir iptal davası açılabilir mi? Evet. Ancak her açılan dava kazanılır diye bir kural da yoktur. Şayet satın alma gücünüz varsa ve tapuda satış işlemi yapılmışsa yeğenlerinizin açacağı bir davada oldukça güçlü olursunuz. Ancak hatırlatayım, bu gayrimenkul üzerinde annenizin hissesi artık 1/2 değil. Çünkü babanızın ölümü ile anneniz babanızın hissesinden 1/4 hisseye sahip olmuştur. Hesapta bu hususu da göz önünde bulundurun. Satış halinde satışın iptali davasının kazanılma ihtimalinin az olduğunu söylerken gerekçesi şudur: Gerçek bir satış olmuşsa terekeden bir gayrimenkul çıkmışsa yerine para girmiştir. Dolayısı ile mirasçıların bir kaybı yoktur.