'Anne hasretinden ölüyordum'

Zorlu yarışma 'Survivor'ın 'Amazon' lakaplı 22 yaşındaki şampiyonu ile konuştuk

'Anne hasretinden ölüyordum'

Röportaj: Cengiz Saraç

[email protected]

Zorlu yarışma ‘Survivor’ın ‘Amazon’ lakaplı 22 yaşındaki şampiyonu: Merve Oflaz. İkizler burcunun tüm özelliklerini yansıtıyor; kimi zaman heyecandan yerinde duramıyor, kimi zaman uzun yıllara dayanan bir hayat tecrübesine sahipmişcesine durgun ve ağırbaşlı. Pırıl pırıl gözlerinden zeka fışkırıyor.

Röportajdan önce baktım; Yarışmada bir dolu erkek olmasına rağmen ‘Ekşi Sözlük’te sadece Merve için demişler ‘delikanlı kız, sözünün eri’ diye. Söyleşi yaptığımız Fenerbahçe Dalyan Club’da 1 saati aşkın süre konuştuk. Her şeyden bahsettik. Yarışmadan tutun da uyurgezerlik günlerine kadar...

Evinden uzak, uzun bir süre! Ne kadardı?

Çok uzundu. Tam 60 gün.

En çok kimi özledin?

Arkadaşlarım ama en başta ailem tabii, annem. Onların değerini anladım. Anne hasretinden ölüyordum. Her sabah kalkıp onu düşünmek çok zordu benim için.

 Kazandığında neler hissettin?

İnanamadım. Çok güzel bir duygu. İzleyenler de bilir, orada konfetilerin patlaması, herkesin alkışlaması falan müthişti. Onların enerjisini de aldım. Aslında ikinciliğe hazırlamıştım kendimi.

Adada kabus gördün mü? Haşerelerle, sürüngenlerle nasıl başa çıktınız?

Bir Allah’tan korkarım, bir de örümcekten. Aracnofobi var bende. Giderken ne yapacağımı düşünüyordum. Ama orada bizi daha büyük şeyler bekliyordu: Kocaman yengeçler, insanın üstüne yapışıp kanını emen kocaman uçan böcekler... Sürekli üstümüzdelerdi, canımızı yakıyorlardı. Tam bir kabustu ama örümcek olmaması benim için çok iyiydi. Çünkü biz sahil tarafındaydık, örümcekler içerdeydi.

 Adadayken hangi yemeği özledin?

Ev yemeklerini. Orada Nutella, tatlı, cips gibi şeylere acayip düştük. Çekirdek, patlamış mısır, abur cubur... En sevdiğim çiğ köfte ve kokoreçe duyduğum özlem had safhaya varmıştı.

O amansız şartlarda “Tamam, işim bitti” dediğin oldu mu?

“Buraya kadarmış” dediğim çok oldu. Adalar birleştiğinde biz gitmeyi bekliyorduk. Pek çok kez “Yarın gidiyorsun Merve” dedim. Ama bir yandan da umudum vardı hep. Sanki bir mucize olacağını ve kalacağımı biliyordum. Çünkü hak ettiğimi düşünüyordum. Hep kendi kendime konuşurdum; “Allah’ım, biliyorum gideceğim ama iyiyse eğer, kalayım” derdim. Kendi kendime çok konuşuyordum.

Kendi kendine mi konuşuyordun?

Ohoo, orada doluuu. İnsanların yüzüne karşı söyleyemediğin o kadar çok şey var ki. Hep içinden konuşuyorsun bunları. Köşeye gidip güneşin batışını seyreder, orada konuşurdum. Biraz terapi gibi oluyordu. Yoksa başedemezdim. Kemal Ağabey vardı mesela, o da sinirlenince, adayı boydan boya yürüyüp geliyordu. Başka türlü atamıyordu insan sinirini.

“KABUSLAR 2.5 AY BOYUNCA PEŞİMİ BIRAKMADI”

Yaşadıkların rüyalarına giriyor mu?

Biraz zor alıştım. Uyuyamadım, banyo yapmak istemedim. Bir hafta sürdü kabuslar. Her yataktan kalktığımda kendimi adadaymışım gibi hissettim. Sonra şükrediyordum yatağımda olduğum için. Psikolojimi toparlamam için 2.5 ay geçti.

Dönünce ilk yaptığın ne oldu?

Türk filmlerindeki gibi uçaktan inince toprağı öptüm. Sonra kokoreç yedim annemlerle, ertesi gün de çiğ köfte yedim. Evde ilk yaptığım da sabaha kadar yaşadıklarımı anlatmak oldu. Annem ağlıyor, babam bakıyor. Çok garipti, rüyada gibiydim.

Bu tarz yarışmalara katılacaklara tavsiyelerin var mı?

Herkesin karakteri çıkıyor ortaya. Ben orada kendimi gördüm. Şu andaki ben değilim. Orada güçlü olmak gerekiyor. Biraz da oynadım. Güçsüz olsan bile güçlüyü oynamak kazandırıyor. Güçlüyü oynayınca ve çevrendekilere kabul ettirince korkuyorlar, saygı görüyorsun. Biraz psikolojik baskı yaptım onlara. Tavsiyem, herkesin katılması. Hiç düşünmesinler. Müthiş bir hayat deneyimi. Herkesin içyüzünü görebiliyorsun. Şimdi artık evlenebilirim de çocuk da doğurabilirim. Hayata dair çok şey öğrendim.

 500 bin dolar kazandın. Kazancını nasıl değerlendireceksin?

Parayı belli süre sonra alacağız. Anlaşmamız öyle. Elime geçmeden bir şey diyemem ama iş kurmak istiyorum. Ailemle birlikte yapabileceğim bir iş olmalı. Sonra, kendime bir ev sözüm var. İyi bir iş, güzel bir kariyer. Kardeşimin eğitimine de yardım edeceğim.

“‘SURVİVOR MERVE’ OLMAKTAN ÇIKMALIYIM”

Survivor’ bitti. Neresindesin hayatın?

Benim de kafamı en çok karıştıran bu zaten. Çok dertliyim bu konuda. Çünkü beni çok seven ama bir o kadar da eleştiren var. Üye olduğum sosyal paylaşım sitesinde 15 bin kişi beni takip ediyor. Oradan alıyorum eleştirileri: ‘Balonsun’, ‘1 ay sonra söneceksin’, ‘İyice havalara girdin’... Ben havalara girmedim. Beni siz sokuyorsunuz havaya. Beni medya sokuyor havaya.İnsanı vezir de ederler, rezil de. Şu anda okulunu okuyan Merve’yim. Eskisi gibi.

Kaçıncı sınıftasın?

3’e geçtim ama geçemedim.

Nasıl yani?

Panama’dan (yarışma) dolayı devamsızlığım oldu 2’nci dönem. O yüzden kaldım. Şu anda hem okula gidiyorum hem iş bakıyorum. Birkaç oyunculuk teklifi geldi. Sunuculuk teklifleri geliyor. ‘Survivor Merve’ olmaktan çıkmak istiyorum artık.

Erkek arkadaşın var mı?

5 yıllık bir ilişkiydi, ‘Survivor’ öncesi ayrılmıştık. Bitmesi gerekliydi. Bizim için daha iyi oldu. O da çok iyi bir insan, mutlu olsun. Hayatımda şu anda kimse yok. Çünkü sevgili kolay bir şey değil. Sevgi paylaşımı zor benim için.

Pek çok insan Murat Dalkılıç ile ilişkin olduğunu düşünüyor...

Dertliyim bu konuda. Sürekli birileriyle yazılıp çiziliyorum. Bana hiçbir zaman cevap hakkı doğmuyor. Ve insanlar her şeye inanıyor. Bu en sevdiğim röportaj oldu. Gerçekten. İçimi dökebildim. Bir yerde tanıdığım biriyle karşılaşıyorum, selam veriyorum, aşk haberi çıkıyor. Murat Dalkılıç da işini çok iyi yapan bir arkadaşım.

Yani önceden tanışıyorsunuz?

Tabii ki. Arkadaşız.

Nereden?

Demet Akalın benim destekçimdi yarışmadayken. Yarışma bitip özgürleştiğimden beri Demet Akalın’ın yanındayım. Geziyoruz, yemek yiyoruz, çok şey paylaşıyoruz. Demet Akalın vesilesiyle tanıştık Murat’la. Eskiden ‘merhaba’mız yoktu, şimdi de sadece selamlaşıyoruz.

Resminiz var ama birlikte... Birlikte...

Haaa, şöyle: Demet Hanım, Önder Bey birlikteyiz. Evliliklerinin birinci yıl kutlaması vardı. Kalabalıktı ama dördümüz resim çektirdik. İşte o resimden yola çıkarak yazdılar o haberleri. Hayatımda biri olsa, bilinir, görülür, söylerim.

 1-2 ay sonra el ele çıksanız basında... Utanır mısın?

O zaman söylerim. Benim için kolay değil bir ilişki yaşamak. Aşk ve sevgi olması lazım. Çok zor.

“GÖNLÜMDE YATAN SPİKER OLMAK”

 Evlilik teklifleri çok oluyordur. İdealindeki erkek nasıl?..

Aman aman değil ama oluyor. Şu anda biriyle beraber olmam çok zor. Çünkü neden benimle birlikte olmak istediklerini bilmiyorum. Şimdi ön plandayım. Üstelik benim için gerçekten büyük bir para bu. Bunlar beni korkutuyor açıkçası. Çok göz önünde olan biriyle de olmak istemem. İstediğim erkek tarif edilemez. Karşıma çıkar bir anda, olur. Kafasında prens modeliyle dolaşan biri değilim. Tabii ki önemli olan şeyler vardır. Sevsin gerçekten, yeter.

Sadece sevgiyle olacağına inanıyor musun?

Aşk insanıyım, inanıyorum. Mantıklı insanım normalde ama bu konularda duygusalım. Mantıkla yürütemem bu konuyu. Sevmek ille birlikte olmak demek değildir. Belki birini seviyorum ve o uzakta... Ne bileyim, sözlere de dökemem bunları.

Sanata karşı ilgin var mı?

Mesela oyunculuk yapar mısın? Televizyon önünde olmayı seviyorum. Ama bu camiadan korktuğum için böyle bir şeye yeltenmiyorum şu anda. İyi bir dizide oynayacaksam eğitimini alır, sonuna kadar hakkını vererek yaparım işimi. Benim hayat felsefem budur. Yapacaksam en iyisini yaparım. Gönlümde yatan, spiker olmak. Haber spikeri olmak istiyorum. Çok sevenim var ve beni ekranda tekrar görmek istiyorlar. Hem şaşırıyorum hem mutlu oluyorum.

“AİLEMİN MEKTUBUNA ÇOK AĞLAMIŞTIM”

Çocukluğu nasıldı Merve’nin?

Çok yaramaz bir çocuktum. Beykoz’da büyüdüm. Söz dinlemezdim. Şimdi de dinlemem. Bildiğimi okurum.

 Karadenizliliğin etkisi var mıdır bunda?

Olabilir. Ama hiçbir zaman yaptığım şeyden pişman olmam. Sonucu neyse katlanırım. Kimsenin sözünü dinlemem. Çok hata yaptım, hiç pişman değilim. Bu yaşıma rağmen olgun olduğumu düşünüyorum. Bunun da hatalarımın sayesinde olduğunu düşünüyorum. Yanlış yapa yapa öğreniyoruz hayatı.

Uğruna inandığın bir şey var mıydı yarışmada? Taş, renk, sayı, cevşen...

Yoktu. Kolyem ve deri bilekliklerim vardı, hep taktım zaten. Sonra arkadaşım Berke elenince bana nazar boncuklu bileklik vermişti. Ailemin mektubu vardı. Onu yarışma boyunca minik çantamda taşıdım. Yağmurda ıslanınca çıkartıp kuruturduk güneşte. Ona çok inanırdık. Bütün arkadaşlarımla birlikte o mektubu açıp okur, ağlardık. O bana çok güç verdi arada. Babamın el yazısıyla annemin sözleriydi.

“BİRAZ MARJİNAL BİRAZ HIRSLIYIM”

Takıntıların var mı?

Sıkıldığımda ya da sinirlenince tırnağımı yiyorum. Parmaklarımı tıklatırım birine kızdığım zaman. Onun dışında fazla takıntım yok.

 Beğenmediğin tarafların...

Çok çabuk inanır, güvenirim. Çabuk sinirleniyor, herkese cevap vermeye çalışıyorum. Bir şeyin altında kalmıyorum. Kin tutuyorum. Ama kinimi haykırınca da karşımdaki üzüldüğü için pişman oluyorum.

 Olmazsa olmazların neler?

Ben kariyer delisiyim. Okulumu bitirince master yapmak istiyorum, yani en uca çıkmak istiyorum. 30 yıl da sürse okumak amacındayım. Donanımlı bir insan olmalıyım. Kendini geliştirmek, yurt dışına çıkmak, İngilizce bilmek gerekli. Dünya insanı olmak çok farklı. İstanbul Üniversitesi’nde okuyorum. Okula badminton sayesinde girdim. Tenisi öğrendim, ders verdim. Yüzmede iyiyim. Çok gezerim. Sanatsal faaliyetlerim de çoktur. Konser, sinema, tiyatro... Hepsini takip ederim.

Rol modelin var mı?

Yok. Beni rol model alsınlar. Biraz marjinalimdir. Hiç yanlış yaptığımı düşünmüyorum, büyük pişmanlıklarım da olmamıştır, yaptığım her şeyin arkasındayım.

Söylemek istediğin son bir şey?..

Evet, var. Doğruluk payı olmayan şeylerle beni yargılamasınlar. En çok üzüldüğüm şey bu. Geçen gün Google’a dava açmaya çalıştığıma dair haberler çıktı. Bunun kadar saçma bir haber okumadım. Komik bulduğum eski bir resmimi “Böyle bir pozu nasıl vermişim” diye geyiğe vurmuştum. Bir resimden niye çekineyim? Adada insanlar beni en kötü halimle gördü, sıfır makyaj. Bunu almışlar, “Google’a dava açmaya hazırlanıyor” diye kullanıyorlar. Böyle bir şey ağzımdan çıkmadı. Ben kim, Google’a dava açmak kim? Sarp Akkaya adlı oyuncu arkadaşımız var. Çok da başarılı. Onunla ilgili haberlerimiz çıktı. Hiçbir tanışıklığımız yok. Aslı olmayan bu şeyler de beni çok üzüyor. Boyumun ölçüsünü aldım ama. Bu tarz haberlerin hiçbirine inanmıyorum. Gençlere mesajım: Ne yapmak istediğinizi bilin. Ayağınızı yere sağlam basın. Kendinize güvenin. Eğitim çok önemli, ihmal etmeyin.

“Asılsız haberler rahatsız ediyor”

Fan grubun var herhalde! Evet. Ayrıca internet sitesi var adıma. Onun haricinde sosyal paylaşım sitelerinde varım. Facebook’a adımı yazıp girince 40-50 sayfa çıkıyor.

Ekşi sözlükte hakkında hep olumlu eleştiriler var. En dikkat çekeni ‘delikanlı’ olduğun. Öyle misin?

Delikanlıyımdır. Yarışmanın sonlarına doğru ekşi sözlükte 10 yorumdan biri olumsuzdu. Ama yarışma bitince bazı programlara çıkmam, hakkımda çıkan asılsız haberler, insanlar üzerinde kötü etkiler yarattı. Bu yüzden şu anda başka şeyler düşünülüyor hakkımda. Bu beni çok rahatsız ediyor. Bana yorum gönderiyorlar: Keşke orada olduğun gibi kalsan. Ben orada nasıldım, şu anda nasılım? Hep aynıyım, her zamanki hayatımı sürdürüyorum. Bu eleştiriyi ancak çok yakınımdaki insanlar yapabilir.

‘Çocukluğumda uyurgezerdim’

Farklı özelliklerinden, sıradışı zevklerinden bahsedebilir misin?

Motosiklet hastasıyımdır. Uyurgezerliğim de vardı. Lise yıllarına kadar sürdü. Annemin odasına gidip dolabını açarak elbise almaya kalkışım vardır. 

 İnanmıyorum!

Evet, ben de inanamıyorum. Sonra bir ranza yaptık. Üst katta yatıyordum, bir gece kalktım, kafamı vurdum, tekrar yattım, o günden sonra bir daha hiç olmadı uyurgezerlik. 18 yaşımdan beri araba kullanıyorum. Ayrıca motosiklet tutkum var. Hızı severim. Ailem izin vermiyor maalesef. Babam çok karşı. Ama motosiklet ehliyeti alacağım. Yüksekten uçuyorum biraz ama racing motor istiyorum.

 Başka sevdiklerin?..

Geceleri arkadaşlarımla eğlenmeyi çok severim. Dans etmeyi, müzik dinlemeyi severim. Paten kayarım, bisiklete binerim. Hafta sonları arkadaşlarımla ormana gidip koşarız. Bazen mangal yaparız.

(Bu röportaj 23.10.2010 tarihli Cumartesi Postası'ndan alınmıştır.)

7