Ankara Üniversitesi: "YGS iptal edilmeli"

Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Ölçme ve Değerlendirme Bölümü uzmanları yazılı açıklamayla, YGS'nin iptal edilmesi yönünde görüş bildirdi

Ankara Üniversitesi:

Açıklamada, her adaya bir kitapçık uygulamasının akademik açıdan kabulünün mümkün olmadığı belirtilerek, bu uygulamanın bazı adayların lehine, bazılarının da aleyhine sonuçlar doğuracağı ifade edildi.

Şifre tartışmalarının çıktığı tarihte, ÖSYM’nin web sayfasında yer alan "YGS 2011"de kullanılan testler ve cevap anahtarlarının, söz konusu şifre çerçevesinde, bölüm öğretim üyeleri tarafından incelendiği kaydedilen açıklamada, inceleme sonucunda, özellikle Temel Matematik Testi’nde yer alan sorularda, soru kökünü ve seçenekleri hiç okumadan belirtilen şifre uygulanarak 40 sorudan 30’un üzerindeki soru için hemen doğru cevaba gidebildiğinin gözlendiği belirtildi.

Açıklamada, büyük bir psikolojik yük altında sınavlara hazırlanarak katılan öğrencilerin ve velilerin lehine olacak ve kuşkuları giderecek en uygun çözümün sınavın iptali ve bu yıla özgü olmak üzere birinci ve ikinci aşama sınavların birarada yapılması olduğu savunuldu.

Açıklamada şu noktalara dikkat çekildi:

1) YGS 2011’de uygulanan testlerde, a) konu/tema birliğinin sağlanması, b) soruların kolaydan zora doğru sıralanması ve c) sayılarla ifade edilen seçeneklerin küçükten büyüğe veya büyükten küçüğe doğru sıralanması ilkelerinin göz ardı edilerek “her adaya özgü bir kitapçık” uygulaması adı altında akademik açıdan kabulü mümkün olmayan, tamamen “mekanik” olarak nitelenebilecek bir uygulamaya gidildiği gözlenmiştir. Esasen 1 700 000 ayrı kitapçık için bu ilkelerin gerçekleştirilmesi de mümkün görünmemektedir.

YGS gibi seçme amacıyla kullanılmak üzere geliştirilen bir testte;

a) Konu/tema birliğinin sağlanması gerekir. Bir testteki belli bir konu ya da temaya ilişkin soruların testin farklı yerlerine dağılması, öğrencinin testi yanıtlarken zihinsel kurgusunu ve dikkatini bozacak, gerçek performansını göstermesini engelleyecektir. Bu ilkeye uygun olmayan kitapçıklarla karşılaşmak adaylar açısından haksız bir durum yaratmakta ve eşitlik ilkesini bozan bir nitelik taşımaktadır.

b) Soruların kolaydan zora doğru sıralanması gerekir. Sınav zaten yeterince kaygı yaratan bir ortamdır. Bazı adaylar bu kaygıyı o kadar fazla yaşarlar ki bu durum soruları anlamalarını güçleştirecek hatta onların rahatsızlanmasına neden olacak düzeyde olur. Sınav kaygısı, psikolojide yoğun olarak çalışılan bilimsel bir araştırma konusudur. Bu yüzden adayın moralini başlangıçta zor sorularla bozmamak, var olan potansiyelini en iyi biçimde ortaya koymasını sağlamak üzere test kolay sorularla başlar. Tersi bir durumda, ölçme işine ölçme aracından kaynaklı bir hata karışır. Bu yüzden, YGS 2011’de yukarıdaki ilkeye uygun olmayan kitapçıklarla karşılaşan adaylar dezavantajlı durumda kalmışlardır.

c) Sayılarla ifade edilen seçeneklerin küçükten büyüğe veya büyükten küçüğe doğru sıralanması gerekir. Seçenekleri sayı, rakam türünde olan sorularda seçenekler büyükten küçüğe ya da küçükten büyüğe doğru sıralanır. Buradaki temel gerekçe yine aynıdır. Diğer bir deyişle amaç, adayın testle ölçülen özellikteki gücünü ortaya koymasıdır, seçenekleri algılama hızını veya karışık halde verilmiş seçenekleri zihninde sıralama gücünü ölçmek değildir.

Yukarıda belirtilen temel ölçme ilkelerine uygun olarak hazırlanan bir testteki soruları cevaplayan adayların başarısı ile aynı soruları içeren ancak tekniğine uygun bir formda sunulmamış olan bir testi cevaplayan adayların başarısı arasında, ilk gruptakilerin lehine önemli farklılıkların olduğu tartışılamayacak kadar açık bir bilimsel olgu niteliğindedir. “Her adaya özgü soru kitapçığı” uygulamasının, bazı adayların lehine, bazı adayların ise aleyhine sonuçlar doğuracağı açıktır.

ÖSYM Başkanı tarafından; YGS 2011’e ilişkin test geliştirme çalışmaları yapılırken, “eğitim bilimcilerden görüş aldıkları” ifade edilmiştir. Uzmanlık alanı “Ölçme ve Değerlendirme” olan hiçbir eğitim bilimcinin bu değerlendirme raporunun 1. maddesinde belirtilen ilkeler başta olmak üzere; ölçmenin temel ilke ve tekniklerine uygun düşmeyen bu tarz sınav uygulamalarını desteklemesi mümkün görünmemektedir.

Sonuç olarak, yukarıda sıralanan gerekçeler çerçevesinde; başta öğrenciler, veliler, öğretmenler, öğretim üyeleri ve yöneticiler olmak üzere çok geniş kitleleri ilgilendiren, geçerlik ve güvenirliği açısından ciddi sınırlılıklar taşıyan bu sınavın sonuçlarına dayalı olarak kararlar almak, ölçme ve değerlendirme alan uzmanlarının kabul edebileceği bir uygulama olmadığı gibi, hiçbir sağduyu sahibi insanın da onaylayabileceği bir uygulama değildir.

Büyük bir psikolojik yük altında bu sınavlara hazırlanarak katılan öğrencilerimizin, onları maddi-manevi büyük fedakârlıklara katlanarak yetiştiren velilerimizin lehine olacak ve kuşkularını giderecek en uygun çözüm; bu “sınavın iptali” ve daha önceki yıllarda yapılan sınav uygulamalarında olduğu gibi, bu yıla özgü olmak üzere birinci ve ikinci aşama sınavlarının bir arada yapılmasıdır.

KARAR ÖSYM'YE GÖNDERİLDİ

İnceleme sonunda hazırlanan kurul kararının ÖSYM Başkanlığı’na da gönderildiği öğrenildi.