Altın "yastık altı"ndan kurtulamadı

Uluslararası piyasalarda, son günlerde ons fiyatlarındaki sert çıkışlarla yeniden gündeme gelen altın, Türkiye'deki insanlar için yastık altından çıkmayı başaramadı.

Altın

"Ak akçe kara gün içindir" mantığıyla hareket eden vatandaşlar için, fiyatı inse de çıksa da, altın "zor günlerin" vazgeçilmezleri arasında yerini koruyor.

Altın fiyatlarına ve sektöre ilişkin AA muhabirine değerlendirmede bulunan İzmir Kuyumcular Odası Başkanı Yılmaz Uça, altında dünya genelinde spekülatif hareketler olduğunu belirterek, özellikle Çin gibi ekonomisi artı veren pek çok ülkedeki merkez bankalarının altına yatırım yaptığını, bunun da fiyatları yükselttiğini söyledi.

"Son yıllarda merkez bankaları tarafından o kadar talep var ki fiyatlar 4 katına çıktı" diyen Uça, bunun sektörü olumsuz etkilediğine işaret etti.
Uça, şu görüşleri aktardı:

"Örneğin eskiden 100 liraya alınan yüzük şimdi 400 liraya, 200 liraya alınan bir yüzük 800 lira. İnsanların Türkiye’deki gelirlerine bakacak olursak, altın sektöründe bu anlamda satışların ne kadar düştüğünü de hesap etmek o kadar zor olmaz.

(Altın yastık altından çıktı) deniyor. Çıktı ama çıkanların yerine yenileri geliyor. İnsanlar ihtiyacı olduğu anda altını satıp, eline para geçtiğinde hemen yerine koyuyorlar. Bu, bizim kültürümüzde var. Hep ’Ne olur, ne olmaz’ diye saklamışız, bir kenara koymuşuz. Dolayısıyla yastık altındaki bu olay, belki miktarı biraz azalır, biraz artar ama hep devam eder."

Altında "şu kadara alıp, bu kadar satayım" diye borsa benzeri bir mantık olmadığını ifade eden Uça, altına kar düşüncesiyle bakanların yüzde 1-2’ler civarında olduğunu dile getirdi.

-"SEKTÖRDE YASAL DÜZENLEMEYE İHTİYAÇ VAR"-

Yılmaz Uça, son 10 yılda, özellikle imalat sektörünün yüzde 70 civarında daraldığına, bunun İzmir’i de etkilediğine değinerek, eskiden 300 civarında olan imalatçı sayısının 100’e düştüğünü aktardı.

2005 yılında çıkan Esnaf Birlikleri Kanunundan dolayı kuyumcu esnafının iki başlı hale geldiği söyleyen Uça, sektörde yasal bir düzenlemeye ihtiyaç olduğunu vurguladı.

Uça, şöyle devam etti.
"Altındaki fiyat artışları, bizim karımız olarak görülüyor. Ama aslında öyle değil, iş yapamıyoruz, zarar ediyoruz ve elimizdeki sermaye de eriyor. Bankaların, eczacıların bir kanunu var. Biz Türkiye olarak sektörde Avrupa’da 2. üretici ve ihracatçı ülkeyiz. Dünya genelinde ilk 5’teyiz ve böylesi bir sektör göz ardı ediliyor. Kuyumculuk sektörü en ücra köşede bile hizmet veren bir banka aslında. Her bir kuyumcu dükkanı bir banka gibi. Dolayısıyla bankalar gibi, eczacılar birliği gibi kendine has, onu disipline edecek bir kanuna yüzde yüz ihtiyacı var. Sektördeki suiistimallere müdahale edemiyoruz, çünkü kanunlarımız müsait değil."

-"HALI, DERİ, KUYUM"-

Uça, değerlendirme yaparken turizm kuyumculuğu konusunda İzmir’in ön plana çıkarılması hedefinden de bahsetti.
İzmir’den Alanya’ya kadar olan sahil şeridinin birinci derece turizm bölgesi olduğunu hatırlatan Uça, bu sahil şeridinin, özellikle Avrupa ve Kuzey ülkelerinden gelen turistler tarafından, güneş, deniz, kum üçgenini yakaladığı için tercih edildiğini söyledi.

Uça, bu bölgelere milyarlarca dolarlık yatırım yapıldığını, yatak kapasitelerinin arttırıldığını anlatarak, zaman içerisinde "herşey dahil" sistemden yarım pansiyon sistemine geçileceğini, böylece turistlerin dışarıda daha çok zaman harcayacağını ve alışveriş yapacağını kaydetti.

Turistlerin Türkiye’de en rahat aldıkları şeyleri deri, halı ve kuyum olarak sıralayan Uça, "Çünkü her üçü de taşınabiliyor. Turist ülkesine giderken parmağına taktığı 10 bin dolarlık yüzüğü deklare etmek zorunda değil, ülkesinde alsa belki 3-4 bin avro vergi ödeyecek" diye konuştu.

Uça, İzmir’in, tatil bölgelerine ulaşım anlamında İstanbul’dan daha avantajlı olduğuna dikkati çekerek, bu nedenle İzmir’i bu anlamda ön plana çıkarmayı hedeflediklerini bildirdi.

Ayten Aydın / AA