AKPM Başkanı Çavuşoğlu: Başörtüsü dini sembol değil
22 Ekim 2010

Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi (AKPM) Başkanı Mevlüt Çavuşoğlu ile dün Ankara Rixos Otel’de öğle yemeğinde bir araya geldik. AKPM Avrupa’nın en önemli kurumlarından... Kendisi de 61 yıl aradan sonra bu kritik göreve seçilen ilk Türk milletvekili.

Yemekte bir yıl boyunca neler yaptığını, bundan sonra hangi projeler üzerine yoğunlaşacağını anlattı.

Çavuşoğlu’nun önündeki programda yüksek katılımlı bir zirve görünüyor. Nisan 2011’de AKPM Genel Kurulu’nda “Living Together” (Birlikte Yaşamak) temasıyla dinler ve kültürlerarası diyalog toplantısı düzenleyecek. Bu toplantıya Medeniyetler İttifakı Eş Başkanları olarak İspanya Başbakanı Jose Luis Rodriguez Zapatero, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Katoliklerin dini lideri Papa 16. Benedikt ile başka din ve mezheplerden ruhani önderleri davet edecek.

[[HAFTAYA]]

Hoşgörü ve inançlar konusu gündeme gelince türbanla ilgili gelişmeleri nasıl değerlendirdiğini sorduk.

Başörtüsünü dini inancın gereği gördüğünü, dini bir sembol olarak kabul etmediğini açıkladı. Çavuşoğlu’na göre türban kullanımı ancak iki durumda yasaklanabilir. Birincisi, güvenlikle ilgili bir zaruret oluşması. İkincisi de söz konusu kişinin görevi gereği objektif ve tarafsız olmasını gerektiren haller...

Üniversitelerin özgürlük ortamı olduğunu söyleyen Çavuşoğlu yüksek öğretim kurumlarında her türlü kıyafetin serbest olması gerektiğine inanıyor. Ortaöğretim kurumlarında türban kullanımıyla ilgili bir talep gelmesi halinde ne yapılacağı tartışmasına ise girmek istemiyor.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı’nın türbanla ilgili çıkışından rahatsız olduğunu hissettiren Çavuşoğlu’na göre demokratik bir ülkede dışarıdan böyle bir müdahale kabul edilemez...

Çavuşoğlu, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde en fazla şikâyetin Rusya’dan sonra Türkiye ile ilgili olduğunu hatırlattı. Basın özgürlüğünde aksaklıklar yaşandığını, gazetecilerin görüşlerinden ötürü ceza almasının kabul edilemeyeceğini ifade etti.

CHP resepsiyona katılmalı

Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün 29 Ekim’de Çankaya Köşkü’nde vereceği resepsiyona katılıp katılmayacağı hâlâ belli değil. Köşk’te bu sene tek resepsiyon düzenlenecek ve geçen yıllardan farklı olarak eşli gerçekleştirilecek.

CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce, 29 Ekim’de kesinlikle Çankaya’ya çıkmayacaklarını söylemişti. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ise bu konuda henüz karar vermediklerini açıkladı. Ben, CHP’nin Gül’ün davetine katılmasının doğru olacağı görüşündeyim. Çünkü Çankaya Köşkü ile CHP arasında uzun süredir kurulamamış olan bir diyalog süreci bu dönemde yakalandı. Cumhurbaşkanı Gül, bütün partilere eşit mesafede durduğunu hissettirmeye çalışıyor. Kılıçdaroğlu’nu Türkiye’nin sorunlarının çözümünde önemli katkı sağlayacak bir lider olarak görüyor.

Görebildiğim kadarıyla Kemal Kılıçdaroğlu da Gül ile ortak çalışma imkânı yaratma konusunda Deniz Baykal’dan farklı bir noktada. Nitekim yasama yılının başladığı 1 Ekim günü Cumhurbaşkanı Gül konuşma yapmak üzere TBMM’ye girdiğinde CHP’liler de ilk kez ayağa kalktı.

CHP bu resepsiyona katılarak boykotu bir siyaset biçimi olarak uygulamaktan vazgeçtiğini gösterebilir. Kamuoyu ve sosyal demokrat seçmenler artık CHP’nin protesto edip kenara çekildiğini değil, meselelerin içine girip çözüm ürettiğini görmek istiyor.