Akıl krizi intihara sürükledi

Psikiyatrist Doç. Dr. Fisun Akdeniz, “Bilimle uğraşan insanlar tıpkı kalp krizi geçirenler gibi akıl krizi geçirerek yaşamına son verebilir” dedi

Akıl krizi intihara sürükledi

İstanbul’da Sabancı Üniversitesi Sanat ve Sosyal Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Dicle Koğacıoğlu (38), 6 Ekim sabahı Boğaziçi Köprüsü’nden atlayarak intihar etmişti. Öğrencileri tarafından çok sevilen ve yakın çevresinde ‘hayat dolu’ biri olarak tanınan Doç. Dr. Dicle Koğacıoğlu’nun kendisini öldürmek istemesine yakınları bir ‘sebep’ bulamamıştı. Ege Üniversitesi Psikiyatri Ana Bilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Fisun Akdeniz, Dicle Hoca’nın ‘tıpkı kalp krizi geçiren hastalar gibi akıl krizi geçirerek yaşamına son verdiğini’ açıkladı.

‘İNTİHAR EDEN BOMBA BIRAKIR’

Doç. Dr. Fisun Akdeniz şunları söyledi: “İntiharların büyük bölümü dürtüseldir. Bir anda karar verip yaparsınız. İntihar eden geride bir bomba bırakır. Ama intihar en çok bir yardım çığlığıdır. Yalnız yaşamak ve çıkmazları olması da insanların bu yardım arayışını körükler. Üniversite eğitimi almışlarda, daha düşük eğitim düzeyine sahip olanlara göre, daha yüksek intihar oranına rastlandığı gözlenmiştir.”

‘DENİZİ ÇOK SEVERDİ’

Doç. Dr. Dicle Koğacıoğlu’nun ailesi de “Ölümünden sonra bir psikologa danıştık. Psikolog bize bu tarz intiharlarda, kişinin neye ilgisi varsa o şekilde hayatına son verdiğini söyledi. Uykuyu seviyorsa uyku ilacı içerek, suyu seviyorsa suya atlayarak. Diclemiz de suyu ve denizi çok severdi” dedi. İzmirli olan Doç. Dr. Dicle Koğacıoğlu için dün İzmir’de Kadın Yazarlar Derneği bir anma etkinliği düzenledi.

‘ŞİDDET UZMANLARI TRAVMA YAŞAR’

Feminist araştırmacı Leyla Pervizat, Dicle Hoca’nın intiharının ardından Radikal Gazetesi’nde şu yazıyı kaleme almıştı: “İstanbul’da bana çok benzeyen bir kadın intihar etti. İsmi Dicle Koğacıoğlu. Sabancı Üniversitesi Sanat ve Sosyal Bilimler Fakültesi’nde öğretim üyesiydi. Dersler veriyor ve kadınlarla ilgili konularda çalışıyordu.

..............Dicle de benim gibi namus cinayetleri üzerine çalışıyordu. Kendisi bir şiddet uzmanıydı. Şiddet hem uygulayanı, hem maruz kalanı hem de üzerinde çalışanı mahvediyor. İşin ilginç yanı ülkemizde şiddet üzerine çalışanlara destek olabilecek hiçbir mekanizma yok.

............Burada asıl akılda tutulması gereken bu işlerle uğraşanların travma yaşamamasını beklemenin anormalliği. Böylesine insan ruhunu yaralayan hikâyeleri dinleyip etkilenmemek için ya makine olmak lazım ya da şeytan.

.............Okuduğunuz raporlardan gördüğünüz ve duyduğunuz haksızlıklardan canınız yanıyor ve desteğiniz de olmayınca acıya dayanamadığınızı yazan bir not bırakıp kendinizi Boğaz Köprüsü’nden atıyorsunuz.”