Yeni Yazısı > Ahtapotun kolları - 15.10.2010

Ahtapotun kolları
15 Ekim 2010

Torunum Ozan, Dünya Basketbol Şampiyonası’nda “Türk Fırtınası” devam ederken Paris’ten aramıştı. “Dede bizim Türk takımında hiç siyah adam yok. Fransa’nın hepsi siyah” dedi. Ben de ona gururla “Onlar bu topraktan yetişen bizim çocuklarımız” dedim. Sahada ezildiğimiz, sol bek, sol haf bulamadığımız son Almanya maçı şu gerçeği ortaya çıkardı. Basketbol ve voleybol Türkiye’de altyapıya çok amma çok önem veren spor dallarımız. Peki futbol nasıl? Cevap çok kolay. Parası, sponsoru, desteği, seyircisi çok. Amma kendi çocukları yerine yabancılara milyonlarca lira veren, aracılara milyonlar kazandıran bir dal Türkiye’de... Profesyonel bir futbol takımı tabii yabancı oyuncu alacak. Bu, eşit şartlarla Avrupa’da savaşmak, Türkiye’de şampiyon olması için gerekli amma peki en ulvi görevi milli takıma vereceği oyuncular ne olacak?

[[HAFTAYA]]

Altyapılardaki yıldız adayı olan çocuklarımız. A takımda sahaya tesadüfen çıkıp, şansa bir maç oynayıp kaybolup gidiyor. Türkiye’de futbol, spor yapmak isteyen çocuklarımızın önde gelen seçeneği. Fakat ahtapotun kolları onları parlarken boğuyor. Yetiştikleri yuvadan yıldız olmadan kopmak zorunda kalıyorlar ya da kaybolup gidiyorlar. Ligin mütevazı takımlarında zaman zaman yıldızlaşan oyuncuların geçmişlerini inceleyin; onlar önde gelen kulüplerin altyapılarından; ahtapotun kollarından kurtulamayıp, savrulup atılan çocuklarımızdır. Bugün Futbol Federasyonu’nun asıl görevi kulüpleri milli takıma verdikleri oyuncular açısından denetlemek ve değerlendirmektir.

Destek, prim, kupa, madalya milli takıma en çok oyuncu veren kulübün hakkıdır. Öyle de olmalıdır. Geçen gün görevini yapıp Almanya adına gol atan, amma sevinmeyen “Ata toprağıma saygısızlık olur” diyen Mesut da bir ara Türkiye’de oynamayı denemiş; amma ahtapotun kollarından kendini kurtaramamış, doğduğu topraklarda; Almanya’da ahtapot olmadığı için yıldız olmuştur. Peki, ahtapot kimdir? Kimlerdir? Ahtapot iş yaparken ülkesini düşünmeyen kişidir. Onlar günlük, yaşarlar, boyuna değil, enine düşünürler. Denetlenmedikleri içinde ellerini kollarını sallaya sallaya dolaşırlar. Tabii, tepelerine inecek bir ağ veya atılacak bir zıpkına kadar.