Yandex.Metrica
Açılımda yepyeni bir dönem başlıyor
23 Aralık 2009

Hiç gocunmayalım. Kendi kendimizi aldatmayalım. Abartılı milliyetçi söylemler, sloganlarla işi geçiştirmeyelim.

Gelin karşımızdaki gerçeklere bakalım ve gerçekçi bir değerlendirme yapalım.

Son aylarda yaşanan olaylar, Demokratik Açılım veya Kürt Açılımı diye adlandırılan süreci yepyeni bir noktaya getirdi. Adeta her şeyi yeniden hesaplamak gerekiyor. Yaşananlardan ders çıkararak şu sonuçlarda buluşabiliriz:

Yeni bir pazarlık yöntemi gerekiyor...

* Öcalan, Kürt milliyetçiler cephesinin kayıtsız şartsız lideri olduğunu açıkça ortaya koydu. Bu cephe nereye gidecekse, Öcalan’ın onayını alacaktır. Öcalan’ın siyaset dünyasındaki sözcüsü de yeni kurulan BDP olacaktır. Cephenin vurucu gücü de PKK’dır. Bu durumu dikkate alarak yeni bir çalışma veya pazarlık yöntemi saptamak gerekiyor. Devlet, Öcalan veya PKK ile pazarlık edemeyeceğine göre, başka bir yaklaşımla ortaya çıkılacak demektir.

PKK’nın yönetim sorunu işimizi zorlaştıracak

Son gelişmeler, PKK’nın günlük yönetiminin sanıldığı gibi tek merkezli olmadığını gösterdi. Örneğin, DTP’nin atacağı adımlar konusunda Avrupa farklı, Kandil ve Öcalan da birbirlerinden farklı düşünüyorlardı, ancak sonunda İmralı’nın dediği oldu. Bu örgütün son derece karmaşık yönetimi var. Bu durum da, atılacak adımlar, uygulanacak politikalar açısından önemli sorunlar yaratacaktır.

Siyasetin önünün açılması kaçınılmazlaştı

* İktidar partisinin eski yaklaşımını bırakması artık kaçınılmazlaştı. DTP’yi muhatap kabul etmemenin ve PKK’yı terör örgütü olarak kınamasını istemenin hiçbir işe yaramadığı anlaşıldı. Önümüzdeki dönemde devletin, Öcalan veya PKK ile pazarlık edemeyeceğine göre, bunların sözcüsü konumundaki BDP ile bir diyalog oluşturması kaçınılmazlaşıyor. Tabii buna Öcalan ve PKK’nın imkan verip vermeyeceği henüz çok kesin değil, ancak gelişmeler bu partinin sözcü veya arabulucu gibi hareket edeceğini gösteriyor.

Öncelik, bataklığın kurutulmasına verilmeli

* Son gelişmeler ışığında, iktidarın açılımı sürdürme yöntemi ve önceliklerinin de yeniden ele alınması, özellikle de söylemin değişmesi gerekmektedir. Örnek olarak, sık sık PKK’nın tasfiyesi için açılım yapıldığının söylenmesi veya adımların buna göre atılması yerine, önceliğin ve söylemin PKK’nın yeşerdiği bataklığın kurutulmasına yönlendirilmesi gösterilebilir. Eğer Kürt kökenli vatandaşlarımızın beklentileri karşılanmaya başlanır, hiç değilse bu konuda Anayasa değişikliği gibi bir hazırlığa girişilirse, PKK bir oranda dahi olsa tabanını kaybeder.

Başbakan yapayalnız kalacak

Bütün büyük değişimin yanı sıra, Başbakan yapayalnız kalmış durumda. Muhalefet açılıma kesinlikle karşı. Bunu da oy kazanmak için yapıyor. İktidar da, 2011 genel seçimine giderken oy kaybına uğramaya başladığını hissediyor. İşte bu ortamda en çok merak edilen soru, Erdoğan’ın nasıl hareket edeceğidir. Acaba açılıma ince ayar mı yapacak, yoksa yavaş yavaş vites küçültüp, “Ben denedim, bunlar önledi” diyerek aradan sıyrılmayı mı tercih edecek?

Karar verelim, kanlı mı olacak, yoksa kansız mı?

Açılım konusunda bir değerlendirme yapmadan veya nasıl hareket etmemiz gerektiğini saptamadan önce, bir ilke kararına varalım ve şu iki soruyu iyice düşünerek yola çıkalım:

Ne yapmak istiyoruz?

Bu soruya hemen herkes aynı yanıtı veriyor: PKK terörünü bitirmek. Bu noktaya kadar görüş ayrılığı yok. Görüş ayrılığı, bu amaca nasıl ulaşılacağı aşamasında başlıyor. O zaman hemen diğer soruya geçelim:

Açılım nasıl olacak?

Kanlı mı, yoksa kansız mı olacak?

İlkelerde anlaşırsak, sonuca daha kolay ulaşırız.

PKK terörünü bitirmek veya dayanılabilir bir düzeye indirmek mi istiyoruz, yoksa savaşın devamını mı istiyoruz?

Masum insanların ölmesini, kırmızı bayrağa sarılmış tabutların geçişini, anaların çığlıklarının sürmesini mi istiyoruz?

Zaten kıt olan kaynaklarımızdan her yıl milyarlarca doları silaha ve baruta verip daha da fakirleşmek mi istiyoruz?

Ülkeyi böldürmemek adına, aslında ülkenin bölünmesine tanıklık etmeyi mi yoksa, Kürt sorunu ve PKK konusunda cesur adımlar atmayı mı tercih ediyoruz?

Eğer, Kürt kökenli vatandaşlarımızın şikayetlerini hafifletmek ve dolaylı şekilde de PKK’nın yeşerdiği bataklığı kurutmak istiyorsak, o zaman açılıma destek verelim. Varsa yanlışlarını düzeltelim. Ancak devamını sağlayalım.

Ak Parti’nin bu konuda başarısız olmasıyla kafa bulmayalım, sevinmeyelim. Zira unutmayalım ki, AKP’nin başarısızlığı demek, daha fazla insanımızın ölmesi, çocuklarımızın ve ülkemizin daha da tehlikeye girmesi demektir.