5 saatlik ziyaretten ne sonuç çıkar?
19 Şubat 2011

Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy’nin Türkiye ziyaretini 25 Şubat günü gerçekleştireceği ve ülkemizde sadece 5 saat kalacağı açıklandı. Sarkozy’nin bu ziyareti mümkün olan en düşük profille yapmak istediği bilindiği için bu haber hiçbirimiz için sürpriz olmadı. Büyük ihtimalle kendisi, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile görüşecek ve en fazla bir yemeğe katılıp Türkiye’den ayrılacak. Eşi Carla Bruni’yi de yanında getirmiyor. Fransa kamuoyuna da bir süredir “Ben Türkiye’ye Fransa Cumhurbaşkanı olarak değil de daha ziyade G- 20’nin lideri olarak gidiyorum” mesajını veriyordu.
Sarkozy, Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne tam üyeliğini istemediğini öteden beri dile getiriyor. Bu anlamda Avrupa’daki en istikrarlı liderlerden biri olduğu söylenebilir.
Keşke böyle olmasaydı ama yapacak bir şey yok. Sarkozy’ye inanmadığı bir şeyi zorla yaptıramayız. Zira ikna olmaya da açık değil. ;
Neyse ki koskoca Fransa ile Türkiye’nin, kökleri neredeyse 500 yıla varan güçlü ilişkilerinin Sarkozy ile sınırlı olmadığını biliyoruz. Kendisi bugün var, yarın yok.
Sarkozy ve onun gibi düşünenlere verilecek en iyi yanıt, Türkiye ile Fransa arasındaki ikili ilişkileri güçlendirmenin yollarını bulmaktır, bu da bana göre mümkündür.

[[HAFTAYA]]

Ahu ve Süleyman evleniyor

İş dünyasındaki atılımlarını yıllardır takdirle izlediğim dostum Süleyman Orakçıoğlu, başarılı ve güzel meslektaşım Ahu Tanrıkulu ile bu akşam evleniyor. Süleyman Orakçıoğlu, Damat, Tween ve D’S markalarını bünyesinde bulunduran ORKA Grubu’nun sahibi. TRT’de uzun yıllar etkili programlara imza atan Ahu Tanrıkulu ise son üç yıldır Kanal 24’te akşam kuşağının vazgeçilmez yüzü olarak izleyicilerin karşısına çıkıyor. Ahu ve Süleyman sadece çok yakın dostları ve ailelerinin katılacağı bir törenle evlenecekler. Her ikisine de ömür boyu mutluluklar diliyorum.

Gazetecilik maskesi altında rezillik

Amerika Birleşik Devletleri’nde yayınlanan magazin gazetesi National Enquirer dünyanın en parlak şirketlerinden Apple’ın CEO’su Steve Jobs’un “6 haftalık ömrünün kaldığını” yazdı. Jobs’un çok zayıflamış bir görüntüsünü sayfalarına taşıyan gazete, çeşitli doktorlara bu fotoğrafın analizini yaptırarak ünlü iş adamının en fazla 1,5 ay ömrünün kaldığı sonucuna varmış.
National Enquirer’ın ciddi ve saygın bir yayın organı olmadığını biliyorum ama bu ne vahşi bir gazetecilik örneğidir!
Steve Jobs’un sağlığı ile ilgili daha önce de spekülasyonlar yapılıyordu ancak ilk kez bundan sonra ne kadar yaşayabileceği hakkında gün verildiğine tanık oluyorum.
Bir insanın hayatı üzerinden böyle bir yayın yapılabilir mi? O gazeteyi eline alan Jobs’un kendisini ne kadar kötü hissettiğini düşünebiliyor musunuz? Üstelik dünyada pankreas kanseri olan ve “kurtulabilirim” diye umut eden milyonlarca insan var.
Türkiye’de aynı hastalıkla mücadele eden Ceyla Gölcüklü için de “Fişi çekildi...” diye yazılmıştı; kendisinin de son günlerinde bu haberleri okuduğu ortaya çıkmıştı.
Ağır sağlık sorunu olan insanlarla ilgili yapılan bu yayınlar basın özgürlüğü falan değil, olsa olsa rezilliktir.