400 yıllık hatıralar

Kayalıkların üzerinden Boğaz'ı seyreden İzzetabad Kasrı dört asır boyunca defalarca yandı fakat her defasında küllerinden yeniden doğdu...

400 yıllık hatıralar

İzzetabad Kasrı’nın aydınlık yüzünde III. Selim’den Mustafa Kemal Atatürk’e kadar önemli kişileri ağırlaması vardır. Kasrın karanlık yüzünde ise Recep Zühtü Soyak’ın sevgilisini öldürmesi, Belgin Doruk’un intihar girişimi...

Hazırlayan:Mehmet Çelik

mehmet.celik@posta.com.tr

Bugün İzzetabad Kasrı’nın bulunduğu arazi Sultan IV. Murat tarafından Yeniçeri Ağası Hasan Halife’ye bağışlanmıştı. 1631’de çıkan bir isyanda Hasan Halife padişahın önünde katledilince arazi de yalıyla birlikte devlet hazinesine geçti.

Daha sonra arazinin bir bölümünü satın alan Sadrazam İzzet Mehmet Paşa, yalısının üst setindeki yere 1791’de III. Selim için İzzetabad Kasrı’nı yaptırdı. III. Selim, pek çok defalar buraya geldi ve sazlı sözlü mehtap sefalarına katıldı.

Ama İzzet Mehmed Paşa’nın yerini sağlamlaştırmak için yaptıkları bir işe yaramadı. Paşa, 1798’de azledildi ve Sakız’a sürüldü, 1812’de ikinci sürgün yeri Manisa’da öldü.

SULTANLARIN KASRI

1798’deki yangında yok olan kasır, 1804’te yeniden yaptırıldı. Sultan III. Selim ile kız kardeşi Beyhan Sultan tarafından kullanıldı. 1836’da Sultan II. Mahmud’un kızı Mihrimah Sultan ile eşi Mehmed Said Paşa’ya tahsis edilen sahilsaray ve kasır, 1840’larda yıktırılarak Çiftesaraylar yapıldı.

Bu defa da Sultan II. Mahmud’un kızlarından Atiye Sultan ile eşi Fethi Ahmet Paşa’ya Çiftesaraylar, üst setteki İzzetabad Kasrı’nın yerine inşa edilen ikiz köşkler ise kızları Feride ve Seniye Hanım Sultanlara verildi.

Köşkler 1920’de yine hazineye geçti. Çiftesaraylar ve kasır 1927’de Emlak ve Eytam Bankası’na devredildi. Arada özel kişilere kiralanan binalar 1931’de çıkan bir kararla Çiftesaraylar’ın, Feyziati Lisesi’ne kiralanarak satılmasına karar verildi.

Sonra Boğaziçi Lisesi adını alan ve Rauf Denktaş, Kadir Has gibi öğrenciler yetiştiren lisenin 1944’te kapanmasının ardından bina tütün deposu olarak kullanıldı. Çiftesaraylar, 1958’de Boğaziçi yollarının genişletilmesi sırasında yıktırıldı.

İzzetabad Kasrı ise Atatürk’ün arkadaşlarından yakın arkadaşlarından Recep Zühtü Soyak tarafından 1934’te satın alındı.

İZZETABAD BİR GECEDE YIKILDI

İzzetabad Kasrı 1968’de yazar Cahit Uçuk’un eşi Murtaza Sadık Kâğıtçı’ya satıldı. Ece Ajandaları’nın sahibi Murtaza Sadık Kâğıtçı, 1975’te bir gece köşkü yıktırdı. Yerine bir site yapmak istiyordu.

Ancak Boğaziçi İmar Kanunu bu girişime engel oldu. 1989’da Hüseyin Bayraktar köşkü satın aldı ve 1992’de İzzetabad Kasrı’nı aynı malzemeyle yeniden inşa ettirdi. Bir kez daha küllerinden yeniden doğan İzzetabad Kasrı bugün, Bayraktar Holding’in merkezi olarak hizmet veriyor.

Örtbas edilen aşk cinayeti

Recep Zühtü Soyak, arkadaşları Kılıç Ali, Kazım Özalp, Ali Çetinkaya gibi Atatürk’ün ‘Mustafa Kemal’in silahşörleri’ adıyla bilinen arkadaş grubundandır. Recep Zühtü Soyak, 1925’te 20 yaşındaki Fatma Medeniye ile tanıştı.

Birlikte yaşadılar fakat evlenmediler. Recep Zühtü Soyak sevgilisi için Çengelköy’de bir ev kiraladı. Gecelerini Atatürk’ün sofrasında geçiren Recep Zühtü Bey, evi ihmal etmeye başladı.

Fatma Medeniye ilişkiyi bitirmek isteyince Recep Zühtü Soyak 1934’te İzzetabad Köşkü’nü satın aldı. Çift köşke taşındı ama Çengelköy’deki evi de bırakmadı. Bazen, Atatürk’ün veya arkadaşlarının geleceği söyleniyor ve Fatma Medeniye Çengelköy’deki eve gönderiliyordu.

AŞKIN KARANLIK YÜZÜ

Bir akşam sofrada arkadaşlarıyla içen Recep Zühtü Soyak’ın bir yakını “Seninki, Beyoğlu’nda bir Yahudi’yle sarmaş dolaş geziniyormuş. Senin kravatını, kol düğmelerini takmış şerefsiz adam...” demiş.

Hemen bir tekne bulup Anadolu yakasına geçen Recep Zühtü Soyak, Çengelköy’deki eve gitmiş ve Fatma Medeniye Hanım’ı uyandırıp dövmüş. Genç kadın söylentilerin yalan olduğunu söylese de Recep Zühtü Soyak, silahını çekip sevgilisini kafasından ve bacaklarının arasından kurşunlamış.

Fatma Medeniye Hanım kan kaybından ölürken, Recep Zühtü Soyak bir şey olmamış gibi köşküne gitmiş.

RAPORLU MİLLETVEKİLİ

Atatürk, cinayeti öğrenince sinirlendi. Fakat o günlerdeki seçimlerde Recep Zühtü Soyak’ın Sinop milletvekili seçilmesine de engel olmadı. Yakın arkadaşları ise Mazhar Osman’dan “cinnet halindeyken bu cinayeti işlemiştir, cezai ehliyeti yoktur” diyerek rapor almaya çalışıyordu.

Mazhar Osman, “Madem cezai ehliyeti yoktur, milletin meclisinde ne işi var” deyip rapor vermeyi kabul etmedi. Ama asistanı Fahrettin Kerim Gökay istenilen raporu hazırladı. Recep Zühtü Soyak ‘akli dengesi bozuk’ raporuna rağmen sonraki dönem milletvekili seçildi.

Köşkten akıl hastanesine

Özdemir Birsel, yönetmen ve yapımcı, Belgin Doruk ise zamanın en ünlü film yıldızıydı. Belgin Doruk, Özdemir Birsel’in yönettiği ‘Yeşil Köşkün Lambası’ adlı filmde oynuyordu.

Belgin Doruk, o sırada Faruk Kenç ile evliydi. Özdemir Birsel, çekimler bittiğinde, arabasıyla onu evine bırakıyordu. Belgin Doruk, aşkın nasıl başladığını şöyle anlatıyor: “Aramızda söylenmiş tek bir söz yoktu ama gözlerimiz pek çok şeyi halletmişti.

Nihayet çekim sona erdi. Özdemir Birsel benimle karşıya kadar gelmeyi teklif etti. Kabataş isimli araba vapuruna bindik. Birden yüzüne baktım. Bu bakıştan cesaret alıp bir nefeste şunları söyledi: ’Böyle bir şeyi asla temenni etmem ama evliliğinizin yolunda gitmediğini hissediyorum.

Günün birinde ayrılacak olursanız sizi beklememe izin verir misiniz?’ Birden hıçkırarak ağlamaya başladım. Bir ay boyunca kendimi tutmuştum. ’Olur’ der gibi başımı hafifçe önüme eğdim.”

‘AŞIK OLDUM BENİ AFFET’

Belgin Doruk eve dönünce önce bir kadeh konyak içti. Sonra kocasına “Aşık oldum, beni affet” deyip ayrıldı. Bir yıl sonra da Özdemir Birsel ile evlendi. Üç yıl sonra Özdemir Birsel, Belgin Doruk’a, “Bir sürprizim var” deyip Arnavutköy’e götürdü. Araba İzzetabad Kasrı’nın önünde durunca Özdemir Birsel köşkü satın aldığını söyledi.

Özdemir Birsel’in işkolik oluşu nedeniyle yalnızlaşan Belgin Doruk kilo almaya başladı. O yıllarda satılan bir zayıflama hapı sayesinde zayıflamaya başladı. Ancak ilacın yan etkisi onu daha da kötü yaptı.

Çünkü zayıflama hapı sinir sistemini bozan bir uyuşturucu olan ‘amfetamin’ içeriyordu. Belgin Doruk hapı bırakmak istediğinde ise verdiği kiloları geri alıyordu. Belgin Doruk bunalıma girdi ve o günlerde bir kutu hap içip intihara kalkıştı.

Şişli’deki La Paix Hastanesi’nde uzun süre tedavi gördü. Belgin Doruk tedaviden sonra İzzetabad Kasrı’na geri dönmek istemeyince köşk satıldı.

(11.08.2013 tarihli Posta Karnaval'dan alınmıştır.)