40 sonrası kadınlar çeşit çeşit: Görüntümüz mü hislerimizi etkiliyor yoksa hislerimiz mi görüntümüzü?
10 Mart 2017

Artık yaş kavramının değiştiğini, yeni söylemle 40’ların artık 30, 50lerin 40 olduğunun farkındayım.
 
Sağ olsun estetik dünyasındaki gelişmelerin bunda etkisi de büyük ki kimse inkar etmesin har kadının (hatta pek çok erkeğin) bu sektörün nimetlerinden kendi çapında faydalandığını biliyoruz. Ama bu şu anda konumuz dışı.
 
Yaşları nasıl karşılayacağımıza dair, genetik kodlamalar ve karakterimizin temel taşları olmasına rağmen hayata bakış açımızın ve çabalarımızın da önemi var. Bu durumda aklıma şu soru geliyor: Görüntümüz mü hislerimizi etkiliyor yoksa hislerimiz mi görüntümüzü?
 
Yani içimiz kıpır kıpır, enerji dolu olduğu sürece mi kendimizi iyi hissediyoruz yoksa fiziğimiz iyi göründüğü zaman mı? Ben hislerin, içimizde olan bitenin görüntümüze yansıdığına inananlardanım.  Bunun için de çaba gösterilmesi gerek.
 

TÜRK KADINININ GENEL BİR PORTRESİ VARDIR

 
Genelde babadan sevgi göremedikleri için (ki çoğu eski baba sevse bile sevgisini belli etmediğinden) kadınlar evlendiklerinde kocadan ilgi beklerler. Bir süre kocaya sararlar.
 
Sonra bakarlar ki kocadan da hayır yok, hoop çocuklara, varsa da erkek çocuklarına takarlar. Bir taraftan onların hayatlarını kendi istediklerine göre yönlendirip bozmaya çalışırken bir taraftan da oğullarının onları çok takmaması yine bu kadının hüzünlenmesine yol açar.
 
Maalesef bu genel bir profil tabi. Herkes böyle değil. Ama kadınların belli bir yaştan ve özellikle de evlendikten sonra kendilerini koy vermelerindeki sebebin bir bölümü de burada yatar. Başka bir sebep de, “eh evlendim, oğlanı da doğurdum!” olabiliyor zaman zaman!
 

ÖNCELİKLE 40’LARINA GELİP MEDENİ HALİN NE OLDUĞU GERÇEKTEN ÖNEM TAŞIR

 
Sadece başkaları için değil, kendiniz için de... Doğrusunu isterseniz 40’larına hiç evlenmemiş bir kadın olarak gelmekle, boşanmış bir kadına olarak gelmek aynı şey değildir. Evet, bütün karınların doğurması gerekmediği gibi, bütün kadınların da evlenmesine gerek yoktur. Bunu kabul ediyorum. Ama 30’lu yıllarını “evlenmedim, beni alan bir kişi bile çıkmadı” krizini başarıyla atlatmışsanız ve aşmış biri olarak 40’lara geldiyseniz o zaman diyecek lafım yok size.
 

BAŞKA BİR 40’LIK TİPİ DE EVLE, ÇOCUKLA, YEMEKLE, ORGANİKLE KAFAYI YİYENDİR

 
Evli ya da boşanmış olması fark etmez. Hayatı sadece ev- ev işi -evin içinde yaşayanlar üzerine kuruludur. Temizlik, yemek… Evet yemek… Bunların alt sınıfta olanları mantı börek çörekle uğraşırken biraz sınıf atlayanları ekolojik, organik, natürel peşinde koşar. Kafayı o kadar bunlara takarlar ki, “Lanet olsun, direk hormon yiyeceğim işte!” dedirtirler insana.
 
Bunların bazıları arada sosyalleşmek için bir kafe ya da barı belirleyip “müdavim” bile olmaya kalkabilirler. 40’ından sonra lokanta ya da kafede 3-5 insan tanıyıp muhabbet etmenin müdavimlik olduğunu düşünürler. Oysa ki bu güne kadar neredeymişler?
 

BİR GRUP VARDIR Kİ, 40 OLMAYI BİLİNÇALTI UTANÇ SAYAR, OLMASI GEREKEN 30’LU HAVALARINI DA FAZLA BULUP 20’LERİNDE GÖRÜNMEYE ÇALIŞIRLAR

 
Bunları çabuk tanırsınız. Zapzayıftırlar. Son derece pahalı kıyafetler alsalar da giyimleri sıradandır. Yakışmaz, ucuz durur. Her şeye rağmen yüzleriyle ruhları, ruhlarıyla kılıkları, bir şeyler bir şeylerle tutmaz kendini ve bu, anlayan gözlere hemen batar. Yüzleri fazla gergin, dudakları fazla ördektir. En komik durum ise 20’lik kızlar gibi davranıp konuşmaya başladıklarında ortaya çıkar.
 
Kalakalırsınız. Tatlı bir tebessümle bakarsınız onlara. Biraz daha hazmetmiş olsalardı durumu ne hoş bir kadın çıkacaktı ortaya diye düşünürsünüz. Çünkü bunlar her şeyi böyle kiloları, görüntüleri gibi uç noktalarda yaşarlar. Ya en az, ya da en çok. Çoğunlukla evlidirler. Ama çok da fark etmez. Birkaç kere de evlenebilir, rahat rahat da boşanabilirler. Ama onları da severiz çünkü hayatımızda renktirler…
 

GELELİM BİR BAŞKA EKİBE… HİÇ EVLENMEMİŞLERE…

 
Onların diğerlerine oranla daha bakımlı ve hoş göründükleri kaçınılmaz bir gerçek. Çoğunu çalışan kadındır. Zaten çalışmayanlar da ortada görünmezler.
 
Kariyer onların en büyük, hatta tek gücüdür çünkü. Evlenmemek tercihleri mi? Soru işareti! Sanırım çoğunun değil. Ama inanın bazısı o kadar işe gömülmüş oluyor ki kafayı kaldırdıklarında kendilerinin birden 40’lık olduklarını fark etmişlerdir. Eh bu zamandan sonra da bulmak, beğenmek… On babam oh!  Eğer kompleksli değillerse, hayatta fıstık gibi takılmaya devam edebilirler. Çevrelerini kurarken ona göre ayarlar, bekarlara ağırlık verirler. Ama arada evli ve çocukla arkadaşlarla görüşmeyi de ihmal etmezler. Seyahat etmek en büyük keyifleri olmalıdır bence.
 

VE SON GRUP, 40’INA BARIŞIK GİRENLER

 
Doğruya doğru bu yaşa gelip de hayatını ve kendini sorgulamayan kadın yok gibidir. Aslına bakarsanız bu kadar yazıyı sırf bu bölüm sizin için daha etkili ve olumlu olsun diye yazdım. Çünkü inanıyorum ki bu sizin elinizde. Hakkını vererek, yediğiyle içtiğiyle, giydiğiyle, taktığıyla, bakışıyla konuşmasıyla 40’larını yaşayan kadınlar da yok değil. Onlar farkında her an makyaj yapmak zorunda değil. Ama yapması söz konusuysa nasıl yapacaklarını biliyor. Kendi tarzlarını oluşturmuşlar, başkalarının kendilerinden bekledikleri doğrultusunda değiller… Evlerini, işlerini dengelemekle kalmayıp, kendilerine de özel zaman ayırmayı öğrenmişlerdir. Ruhlarının ve fiziklerinin birbirini beslediğinin farkında. O yüzden biraz daha az çikolata, biraz daha fazla motivasyon. lütfen...