2023 hedefi akıllı bir strateji...
19 Nisan 2011

Amerikalıların çok sevdiğim bir söylemleri vardır: “...Hayatta neyi hedeflersen, o kadarını elde edersin... Eğer hedefin 100 dolar kazanmaksa, 100 dolar kazanmakla kalırsın... Eğer 100 bin dolar hedeflersen, eninde sonunda 100 bin dolara kavuşursun...”
Bu söz, insanların hayallerini büyük tutmaları, küçük hedeflerle zaman harcamamaları gerektiğine dikkat çeker. Belki koyduğunuz hedefe hemen ulaşamazsınız ancak eninde sonunda istediğinize kavuşursunuz. Hiç değilse, hedefiniz büyük olduğunda, sizler de büyük düşünmek zorunda kalırsınız.
Başbakan’ın açıkladığı “Türkiye Hazır-Hedef 2023” programı, heyecan verici bir Türkiye imajı çiziyor.
Ortaya konan projeler, uçuk ve gerçekleşmesi imkansız şeyler değil. Ne kadarının gerçekleşebileceğini şimdiden hesaplayabilmek zor ancak unutmamak gerekir ki, siyaset bir “rüya-gelecek” satışıdır. İnsanlara ümit vermek, onları heyecanlandırmak, vaatlerde bulunarak yaşamlarının daha iyi olacağı hissini aşılamaktır.
[[HAFTAYA]]
Ancak, toplumlar neyin yapılabileceğini neyin yapılamayacağını da hemen anlar. Bu açıdan baktığınızda, Erdoğan’ın ortaya koyduklarında eksikler var ancak abartılı uçukluklar yok. Hepsi yapılabilecek cinsten.
Bu uzun vadeli yaklaşım, çitayı yüksek tutmak, günlük yaşam içinde kavrulan bu topluma vizyon verecektir. İlk defa uzun vadeli düşünme imkanı yaratacak ve yoksullara, “...Bu adam beni bir ev sahibi yapabilir...”, orta halli vatandaşa da “...Bugüne oranla daha zenginleşebilirim...” hissi verecektir.
Göreceksiniz, 12 yıl sonra Erdoğan’ın bu konuşması ile o günkü durum karşılaştırılacak ve büyük olasılıkla Başbakan’ın hedeflerinin ne kadar cılız kaldığı dahi konuşulacaktır. Zira, Türkiye müthiş bir rüzgar yakaladı ve eğer kendi kendine çelme takmadığı veya uluslararası koşullar tersine dönmediği taktirde, daha da büyüyecektir.
Bugün gelinen noktaya nasıl hayret ediyorsak, 2023’te gelinecek noktaya daha da fazla hayret edeceğiz.

***

Programın verdiği mesajlar ve eksikleri... AK Parti programının bundan önceki seçimlerdeki gibi devrimci, tabuları yıkan bir tarafı yok. Mağdurluk edebiyatı da yapılmıyor. Her ne kadar hâlâ eski defterleri açmaktan vazgeçilmediyse de, artık toplumun refahını ön plana alan bir yaklaşım sergileniyor. Toplum, uzun vadeli ve büyük düşünmeye itiliyor. Somut projelere öncelik veriliyor.
Satırlar arasındaki mesajları ben şöyle çözmeye çalıştım:
Başbakan, bu konuşmasıyla 2023’e kadar geminin kaptan köşkünde kalabileceğini açıkça ortaya koydu.
8 yılda yaptıklarını, önümüzdeki 12 yılda yapılacakların bir güvencesi olarak gösterdi.
Sadece yoksullara değil, sanayicilere ve ihracatçılara da son derece zengin ve herkesi heyecanlandıracak hedefler getirdi.
Türk Silahlı Kuvvetleri’nin teknolojik açıdan, kendi tankını yapan, uçağını uçuran ve uzaya giden bir kuruma dönüştürülmesi konusundaki yaklaşımı da, dikkatleri çekti.

En büyük eksik Kürt sorunuydu

Programın eleştirilebilecek ve sorgulanacak birçok yönü olabilir ancak bence en büyük eksiklik Kürt sorunu konusunun son derece yüzeysel şekilde geçilmesi oldu.
2023 hedefine ulaşılabilmesinin bir tek koşulu vardır. O da, Kürt sorununu şu veya bu şekilde “birlikte yaşanabilir” düzeye indirecek bir çözüm bulunmasına bağlıdır. Sadece demokrasiyi genişletmek bir çözüm olamaz. Önemli bir tutum değişikliği gerekir. Türkiye’nin nimetlerini paylaşmayı göze almamız, Kürtleri artık bir parya gibi görmekten kendimizi kurtarmamız şarttır.
İşte, Başbakan’ın konuşmasında böylesine derin bir değişim işareti, böylesine bir vizyon yoktu.
Acaba seçim sürecinde MHP’ye prim vermemek için mi ketum davrandı, yoksa gerçekten o da bu sorunu erteleme çabasına mı girdi? Eğer o parlak “Kürt Açılımı” rafa kaldırıldıysa, Türkiye ne 2023’te ne de 2123’te ayağa dikilebilir.
Anayasa konusu da, çok üstünkörü geçilmiş. 2023’te hâlâ “bomba yapımını tarif ediyor” diye kitapların toplatıldığı, muhalefet etmekle devlete komplo kurma arasındaki çizgiyi karıştıran bir yargıyla yaşayacaksak, Erdoğan’ın o heyecan verici konuşması boşa gidecek demektir.
Sonuçta, galiba ilk defa iktidarı ve muhalefetiyle, somut projelerin çarpışacağı bir seçim yaşayacağız. Kavgaların, ağız dalaşlarının, hiçbir anlamı olmayan ideolojik tartışmaların yerine herkes neyi vadettiğini ortaya koyacak.