Yeni Yazısı > 2010'a avantajla mı giriyoruz? - 29.12.2009

2010'a avantajla mı giriyoruz?
29 Aralık 2009

Ekonomik krizin etkilerini güçlü hissettiğimiz bir yılı geride bıraktık. Özel eğitim sektörü krizi en az zararla atlatmak, öğrenci ve veliyi mağdur etmemek için kendi önlem paketini devreye aldı. Türkiye’de eğitim sektörü güvenli limanlardan bir tanesi.Krizin veli profilini değiştirip değiştirmediği merak ediliyordu. Son 10 yılda beyaz yakalı olarak tanımlanan, kazancının büyük bölümünü çocuğunun eğitimi için harcayan bir veli profili var. Kriz mevcut veli profilini değiştirmedi. Çünkü orta ve yükseköğretimde okul yönetimleri veliye destek olmak, öğrenciyi kaybetmemek adına fedakarlıkta bulundu. Burs oranları ve burs alan öğrenci sayısı arttı.

Bilfen Eğitim Kurumları olarak krizden büyüyerek çıktık. Çünkü krizi bahane ederek kaliteden ödün vermedik. Başarı grafiğimiz tüm okullarımızda paralel şekilde yükseldi. Velilerimiz bu fotoğrafı iyi değerlendirdi ve okullarıyla işbirliği yaptı. Krizi iyi yönettik.

Krizin başlangıcında eğitim sektörünün krizden hemen etkilenmesini beklemenin doğru bir yaklaşım olmayacağını dile getirmiştim, yine aynı düşüncedeyim. Geçen yıl kriz, kayıt döneminin hemen arkasından kendini hissettirmişti. Yeni bir kayıt dönemi daha geldi. Krizin etkilerini asıl bu kayıt döneminde göreceğimize inanıyorum. Ancak yine velilerin çocuklarının eğitimini sürdürmek için ellerinden gelen her şeyi yapacaklarına, okulların da bu haklı isteklerinde velilerin yanında olacağına inanıyorum.

2009’da birçok sektörde personel sayıları yarıya indi, kapısına kilit vuran çok sayıda fabrika oldu. Eğitim sektörünü diğerlerinden ayıran ise kaliteden ödün verme gibi bir lükse sahip olmamasıdır. Eğitim kurumları personel maliyetini düşürmek için öğretmen kalitesini düşüremez.

Eğitim sektörü, haksız rekabet altında, ön yargılarla kuşatılmış, merkezi bürokrasiye bağımlı, kurumsal akıldan sektörel akla geçememiş, kendi içinde güven eksikliği yasayan bir sektör. Değişen dünya düzeninde eğitim sektörünün de değişmesi gerekiyor. Esnek bir merkezi yönetime, sektörel olarak güçlenmiş kurumsal yapıya, finans kaynaklarının çeşitlendirilmesine, uluslararası işbirliği ve deneyimlere açık olmaya ihtiyaç var. Türkiye, uluslararası bir eğitim üssü haline gelebilir. Ancak herkesin üzerine düşeni yapmak için elini taşın altına koyması gerekir. Eğitim sektörü bu anlamda üzerine düşeni yapmıştır. Fedakarlık sırası devlettedir. Hepinize dileklerinizin gerçekleşeceği güzel bir yıl diliyorum.