'20 yaşında gibi davranmaya çalışıyorum'

'20 yaşında gibi davranmaya çalışıyorum'

Büyükada’da 1878’den kalma bir Rum evindeyiz. Burası, Osmanlı İmparatorluğu’nun 1920’lerde içine düştüğü darboğazı esprili bir dille anlatan ‘Deli Saraylı’nın seti. Perran Kutman’ın sahnelerinin bitmesini, yemeğini yemesini bekliyoruz. Köşkün en üst katında ona ayrılan odanın kapısını çaldığımda karşımda Deli Saraylı’nın Perizat’ı duruyor. Perran Kutman 30 yıldır müzisyen Koral Sarıtaş’la evli. 4 yıl aradan sonra ekrana dönen Perran Kutman’ın estetik yaptırdığı çok konuşulsa da, ünlü oyuncu: “Göz çevremdeki botoks dışında hiç estetik yaptırmadım” diyor.

(Bu yazı 17.10.2010 tarihli Pazar Postası'ndan alınmıştır)

Röportaj: Merve ÖZAYTEKİN [email protected]

Çocukluğunuz 11 odalı bir konakta geçmiş. Set ortamı size çocukluğunuzu anımsatıyor mu?

Evet, hem de çok özlediğim günleri anımsatıyor. Şimdi bir de soğuklar başladı. Üşüdüğümüzde aynı odada toplanıyoruz. Yaşadığım konakta da öyleydi. O yılları bu köşkte burnumun direği sızlayarak hatırlıyorum.

 Nasıl bir çocukluktu sizinki?

Yalnız. Masaların bacaklarıyla konuşurdum. Hep lüks oyuncaklarım oldu ama paylaşacak arkadaşlarım olmadı. Bir de terbiyem bozulmasın diye beni kimselerle görüştürmemişler. Büyüklerle iyi anlaşırdım. Annem Kadın Mecmuası’nı çıkarırdı. İşleri yoğun olduğu akşamlar, arkadaşları gelirdi. Onları çok iyi oyalardım.

Annenizle babanız siz 8 yaşındayken ayrılmış. Bu sizde neyi eksik kıldı, hangi tarafınızı güçlendirdi?

Babam Milli Eğitim Basınevi’nin Müdürü’ydü. Annem de hem İETT’nin muhasebesindeydi hem de ‘Kadın Mecmuası’nda çalışıyordu. Çok medeni şekilde, birbirleriyle dost kalarak ayrıldılar. Benim hakkımda kararlar hep müşterek alındı. Ayrılıkları beni pek etkilemedi.

Ayrılık sonrası hayatınızda hiç mi değişiklik olmadı?

Babaannemle kaldım. Çünkü ikisi de çok yoğun çalışıyordu. Biliyorum ki beni en çok babaannem seviyordu. Ben de onu. Hep hayal kurardı. Beni İngiltere Kraliçesi’nin büyük oğluyla evlendirmek isterdi. Belli bir yaşa kadar onun koynunda yattım, sonra aynı odada ayrı yataklarda... Hiç ayrılmak istemedim ondan. Ancak 15 yaşına geldiğimde ayrı odalarda yattık. Beş sene sonra da vefat etti... Bülbül tüm gün terennüm eder, hiç gülün açtığını görmezmiş. Tiyatrodan döndüğümde beni hep beklerdi “Bülbül gülün açtığını gördü artık uyuyabilir” derdi.

Konservatuara girmek istiyor muydunuz?

Hiç istemiyordum. Annem yeteneğimi fark etmiş. Yalnız kaldığımda kendi kendime birkaç karakter konuşturuyordum, iyi taklit yapıyordum. Konservatuara ilk girdiğimde hiç sevmedim, ama başka meslek düşünme fırsatım da olmadı. Sonradan konservatuarda çok iyi bir öğrenci oldum. Melih Cevdet Anday, edebiyat ve fonetik hocamdı. “Diğerlerinin bilmediğini Perran bilir, kalk anlat” derdi.

Sizi hep komedide gördük. Aslında iyi bir dram oyuncusuymuşsunuz. Neden dram oynamıyorsunuz?

Galiba ikisinin bir arada olduğu tekstleri daha çok seviyorum ben. Gülerken burulup ağlamaya geçmeyi tercih ediyorum.

Kadınlar hayatlarına giren erkeğin hem yakışıklı, hem zengin hem de iyi huylu olmasını ister. Sizin için hangisi önemli?

Eşim Koral’da hepsi bir arada! Saygılı, sevgili, yakışıklı... Karşılığında verdiğim saygıyı, sevgiyi de rahatlıkla kabul ediyor. Mesleğimiz dahil hiçbir şey ilişkimizin önüne geçemedi.

Nasıl tanıştınız?

1979’da Müjdat’la (Gezen) Miyatro adında bir tiyatromuz vardı. Korallar’ın da orkestrasıyla tiyatro oyununda beraberdik. Orada tanıştık. 1 yıl içinde de evlendik.

Neden hala ilk eşiniz Hüseyin Kutman’ın soyadını kullanıyorsunuz?

Çünkü Kutman soyadıyla tanındım. Hüseyin Kutman’la evlendiğimde yıl 1973’tü.

İki kız kardeş, iki kardeşle evlisiniz. Hikayesi nedir?

Kız kardeşimle aramda 16 yaş var. Babalarımız bir. Evlendiğimizde Koral’ın onun yaşına uygun erkek kardeşi vardı. Sayemizde onlar da evlendiler ve çocukları oldu.

Nasıl bir enerji doğdu bu dörtlüden?

Yeğenlerimizin biri 15 yaşında kız, diğeri 13 yaşında bir erkek. Bizim çocuğumuz yok. Tabii onlar ailenin her şeyi oldu. Mümkün olduğunca birlikte tatile gitmeye ve her hafta sonu birlikte olmaya çalışırız. Onlar için yüreğim titriyor, çok seviyorum. Derler ya teyze amca, anne yarısı baba yarısı bizimki tam işte o!

Siz evleneli 30 yıl olmuş. Bu kadar uzun süre evli kalınca ne oluyor?

Aşk gidiyor ama bitmiyor, köklü bir sevgiye dönüşüyor. Aşk küçük heyecanlardır. Halbuki sevgi çok köklü ve vazgeçilmezdir. Koral’ı kaybetmekten korkarım. Büyük ihtimalle o da beni kaybetmekten korkuyor. Bizde artık hayat arkadaşlığı başladı. Onun hissi de bambaşka.

Amerika-Miami’deki evinizi 14 yıl önce almışsınız. O yıllarda herkes Türkiye’de yazlık alırken siz neden Miami’yi tercih ettiniz?

Bodrum’da evim vardı. 20’li yaşlarda yaşadığım Bodrum’u çok seviyordum. Evlerin döşemesi bile eski Rum evleri gibiydi. Büyük şehirlerde darbe almış, üzüntü yaşayanların kaçış yeriydi Bodrum. Çok hoş insanlar vardı. Bodrum sonraları gereksiz popüler oldu. Gelenlerin kalitesi düştü. Orada olmamızı gerektirecek hiçbir sebep kalmadı. O yıllarda da Miami’deki evimizi aldık.

Neden Miami?

Neden 6 ay burada, 6 ay orada yaşıyorsunuz? Miami benim yazlığım. Kimse beni tanımadığı için çok rahat ediyorum. Gözlem yapabiliyorum. Türkiye’de herkes beni gözlemliyor. Amacım tek başına evimde dinlenebilmek 

Evliliğinizi canlı tutmak için ne yapıyorsunuz?

Birbirimizi sevdiğimizi hiç unutmuyoruz. Birbirimizi mutlu etmek için olan gayretimiz zaten evliliğimizi ayakta tutuyor.

İşinizden dolayı eşinizi ihmal ettiğiniz oluyor mu?

Hiiiç etmem! Kendimden çok ödün veririm. Uyku saatim bile azdır. Koral da benimle kalkar. Evde yardımcı hanım olmadığı zaman beni yalnız bırakmaz. Benim de ona iş yaptırabilmek için türlü cilvelerim ve numaralarım vardır.

Ne gibi cilveler ve numaralar?

Ona “Seninle aynı otelde çalışıyoruz ve flört ediyoruz. Odalara teker teker giriyoruz” diyorum. Yatağımızı birlikte toplarız. “420 nolu odaya mı gidiyoruz bundan sonra?” diyorum ve ona iş yaptırmaya devam ediyorum. Arada da “Senin gibi pilav yapamıyorum” deyip pilav yaptırıyorum.

Kendimden ödün veririm demiştiniz, nasıl?

Sabah 8 buçukta sette olmam gerekiyorsa, saat 5 buçukta kalkarım. Yemeğimizi kendim pişirir, alışverişimi de kendim yaparım. Bütün her şeyi organize ederim. Evimin düzeni benim ve Koral’ın rahat edebileceği şekildeyse kapıyı o zaman çekip sete giderim. Örneğin prova erken bittiyse erken bittiğini söylemeyip ona sürpriz yaparım. Birlikte yemek yiyeceğiz diye çok sevinir.

Anlattıklarınızdan 20’li yaşların heyecanını hiç kaybetmediğinizi düşünüyorum...

Hayatımın her evresinde 20’li yaşları kaybetmemeye çalışıyorum. Ne yapıp edip 20 yaşında gibi davranmaya çalışıyorum.

'BOTOKS SADECE GÖZ ÇEVREMDE'

Yaşlanmayı dert ediyor musunuz?

Hiç dert etmem. Ama bayılmıyorum da yaşlanıyorum diye. Allah yaşlanmayı o kadar güzel ayarlıyor ki... Beş çizgiyi bir arada vermiyor mesela. Önce bir tane veriyor. İlk şoku öyle yaşıyorsun. Ardından bir süre sonra yüzündeki kırışıklıklara alışıyorsun. Sonra da o çizgileri yok edebilirsen edebiliyorsun.

Estetiğin oyunculukta mimikleri bozacağına inanıyor musunuz?

Yoksa gerekirse mi yapılmalı? Aşırıya kaçmamak kaydıyla tabii ki yapılmalı. İnsan tamamen değişmemeli. Çünkü oyunculukta seyirciyi şaşırtma hakkın yok. Tazeleme hakkın var. Yüzünü ne kadar da bir tazeleyebilirsen tazele.

Estetik yaptırdığınız yazıldı...

Yok be yavrum, yaptırmadım ki...

Botoks da mı yok?

Göz çevresine tabii ki botoks yapıldı. Alnımın botoksa ihtiyacı yok. Kimse buna inanmak istemiyor. Bu yaşımdayım ve sadece bu yüzü biraz daha taze tutabilir miyim diye gayret ediyorum. Hatta dişlerim bile kendi dişlerim. Bir gün dişçiye gittim. Dişlerimi beyazlatmasını istedim. Dişçi “Olmaz, takma dişlere yapamıyoruz” dedi. “Kendi dişim” dedim. Gülerek “Olur mu?” dedi. O da inanmadı bana!