Yeni Yazısı > 1938–2009 - 28.10.2009

1938–2009
28 Ekim 2009

Atatürk İlkeleri’ni çocuklara niye ezberletiyorlar biliyor musunuz?

Çabuk unutsunlar diye!

Anlarsa bir ömür boyu unutmaz çünkü! 1938’den beri sadece bir tanesini korumakla meşgulüz...

Diğer beşine çok sahip çıkmışız gibi…

Bir tek laiklik elden gidiyor!

Ya Cumhuriyetçilik?

“Cumhuriyet, yüksek ahlaki değerlere dayanan bir idaredir. Bugünkü hükümetimiz, devlet teşkilatımız doğrudan doğruya milletin kendi kendine, kendiliğinden yaptığı bir devlet ve hükümet teşkilatıdır ki, onun adı “Cumhuriyet.”

Peki şimdi soruyorum:

Bugün Meclis’teki irade senin iraden mi?

Kimin milletvekili olacağına sen mi karar verdin, parti genel başkanı mı?

Hükümeti geçtim…

Hesap sorabiliyor musun sıradan bir milletvekiline?

Binlerce dava dosyası bekliyor Meclis’te… Dokunabiliyor musun?

Ne bu şimdi, Cumhuriyetçiliğin elden gitmemiş hali mi?

*

Milliyetçilik?

Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran halka Türk Milleti denir”

Türk yok Türk yok!

Artık Türkiyeli var.

“Diyarbakırlı, Vanlı, Erzurumlu, Trakyalı, hep bir soyun evlatları ve aynı cevherin damarlarıdır. Cumhuriyetimizin dayanağı Türk toplumudur. Bu toplumun fertleri ne kadar Türk kültürüyle dolu olursa, Cumhuriyet de o kadar kuvvetli olur.”

Türk kültürü diye bir şey de yok!

Ne kadar farklıysak o kadar zenginiz artık…

“Kürt’ü, Türk’ü, Laz’ı, Çerkez’i, vesaire”

Mozaik, mozaik!

Halkçılık?

“Toplum düzenini çalışmaya ve hukuka dayandırmak...”

Bir bak bakalım bugünkü toplum düzeni çalışmaya mı dayalı, vurgunculuğa mı?

“Hukuk” dediniz değil mi?

Hani şu 60 bin kişinin cezaevlerinde yargılanmayı beklediği hukuk!

Hani şu cezaevlerindeki terörist rektörlerin ne olduğunu merak ettiği şey!

Devletçilik?

“Devletin ulusal çıkarların gerekli kıldığı yerlerde ekonomiye girmesi…”

Örnek: Telekom’u özelleştirip Araplara vermek!

İnkılâpçılık?

“Bizim yaptığımız devrimleri unutun! Geleceğe bakın. Türk milleti değişen koşullara uyarak kendi devrimini yapabilecek mertebededir. Devrimcilik kalıplaşmış bir olgu değildir. Kurumların ve düşüncelerin dondurulması düşünülemez. Çağa ayak uyduracak biçimde yenilenmek, bizim devrimcilik anlayışımızın esasıdır.”

10 Kasım 1938’den bugüne kadar 62 yılda yapılmış tek bir devrim söyler misiniz?

*

Yarın 29 Ekim...

Yani resmi tatil!

Bunları düşünecek vaktiniz olmaz diye bugünden yazıyorum!

Bayramınız, pardon tatiliniz kutlu olsun.