15 Milyon litre yakıt tasarrufu sağladı

Toyota, 5 Haziran Dünya Çevre Günü’nde, doğayı koruyan çevreci otomobil teknolojisindeki gelinen son noktayı ortaya koydu. Lider kimliği ile 40 yılı aşkın bir süredir çevreci otomobil teknolojileri geliştiren Toyota, hibrit teknolojisi ile üretilen ilk seri üretim Prius’u piyasaya sunduğu 1997 yılından bu yana 6 milyon 200 bin adet hibrit otomobil satışı gerçekleştirerek bu alanda rakipsiz olduğunu gösterdi.

15 Milyon litre yakıt tasarrufu sağladı

 Bugüne kadar az yakıt tüketimi ile anılan Toyota’nın hibrit teknolojisini kullanılan otomobilleri sayesinde bugüne kadar, Türkiye’nin son 7 yıllık benzin tüketimine eşdeğer 15 milyon litre yakıt tasarrufu sağlandı.  Böylece dünyada 41 milyon ton daha az CO2 salımı gerçekleşmesinde başrol oynandı. Toyota Türkiye CEO’su Ali Haydar Bozkurt, Toyota’nın amacının havayı temizleyen otomobiller üretmek olduğunu belirtti.

Çevreci teknolojilere yaptığı yatırımlar ile bu alanda öncü kimliğini sürdüren dünyanın lider otomobil üreticisi Toyota, dünya genelinde 24 olan hibrit model sayısını 2 yıl içinde 39’a çıkaracağını duyurdu. 40 yıldan bu yana insana ve doğaya saygılı otomobiller üretmek için yıllık yaklaşık 8 milyar dolarlık AR-GE bütçesi ayıran Toyota’nın Avrupa Komisyonu ve Avrupa Çevre Ajansı tarafından yayınlanan raporunda CO2 salımının azaltılması ve çevre duyarlılığı konusunda yaptığı çalışmalar ile öncü marka olduğu bir kez daha ortaya kondu. Toyota ayrıca, Interbrand tarafından gerçekleştirilen "En İyi Küresel Yeşil Markalar (Best Global Green Brands)” raporunda üst üste 3’ncü kez dünyanın en çevreci markası seçilmeyi başardı. 

 

Toyota, 1997 yılından bu yana 6 milyon 200 bin adetlik hibrit otomobil satışıyla benzer otomobillere göre Türkiye’nin son 7 yıllık benzin tüketimine eşdeğer 15 milyon litre akaryakıt tasarrufu sağlarken, 41 milyon ton daha az CO2 salımı gerçekleşmesinde başrolü oynadı. 

 

Toyota, sürdürülebilir ulaşım için kısa ve orta vadede “hibrit” teknolojisini çözüm olarak görüyor. Toyota Türkiye CEO’su Ali Haydar Bozkurt, Toyota’nın enerji kaynaklarının verimli kullanımı ve böylece CO2 salımını en aza indirme yönündeki çalışmalara 1970’li yıllarda başladığını belirterek “Ulaşım sektörü tüm dünyadaki CO2 salımının önemli bir kısmını oluşturuyor. Çevre konusunda geliştirilen teknolojiler ile öncü ve lider konumunu sürdüren Toyota ayrıca, çevreyi kirleten değil havayı temizleyen otomobiller üretmek için çalışıyor. Ürün tasarımı ve geliştirilmesinden geri dönüşüme kadar tüm sürecin kontrol altında tutulması için de programlar geliştiriyor. Toyota olarak hedefimiz hibrit teknolojisini 2020 yılından sonra tüm otomobillerimize uygulamaktır” dedi.

 

Bugün yoğun İstanbul trafiğinde yakıt maliyetlerinden kaynaklı senede yaklaşık 4 milyar TL’nin istenmeden israf edildiğini de sözlerine ekleyen Bozkurt şunları söyledi;

‘Toyota markası için “çevre” en öncelikli konuların başında gelmektedir. Gelecekte çevre dostu araçların tercih edilme kriterlerinde ilk sırayı alacağına da inanıyoruz. Toyota hibrit teknolojisini bugüne kadar başarıyla uygulamış ve uygulamayı sürdürmektedir. Toyota, akıllı ulaşım sistemleri, güvenlik sistemleri ve yüksek kapasiteli lityum–air batarya gelişimine yönelik çalışmalarına da devam etmektedir.”

 

Toyota’nın çevreci otomobil teknolojisi

 

Toyota, enerji yoğunluğunu maksimize edecek sistemler ile kablosuz pil şarj sistemi testlerine aralıksız devam ederken, yakıt hücreli motor teknolojileri üzerinde de yoğun bir çalışma sürdürüyor.  Bunun son örneği olarak,  hidrojen yakıt hücreli otomobillerin gelişimine öncü olarak hibrit FCV konseptinin 2015 yılında yollarda olması planlanıyor. FCV konsept sadece su buharı üreten, dünyanın en yüksek güç yoğunluğuna sahip 4 kapılı sedan otomobili olacak.

Toyota, yakın gelecekte fosil yakıtların hala ana enerji kaynağı olacağı düşüncesinden hareketle mevcut ürün gamındaki dizel ve benzinli motorlarının verimliliğini geliştirmeyi de sürdürüyor. Toyota, konvansiyonel yakıt  kullanılan motorlarda performans ve sürüş keyfinden taviz vermeden yakıt tüketimi ve egzoz gazı emisyonunun minimuma düşürülmesini hedefliyor.